ÇOK GEÇ OLMADAN…

Muhammed Kâmil YAYKAN

Küresel ısınma, iklim değişikliği, iklim krizi, eriyen buzullar, yok olan türler, sera etkisi, yer altı sularının çekilmesi… Liste uzar gider. Her geçen gün gitgide artarak duyduğumuz, okuduğumuz, izlediğimiz tanımlar, kelimeler, görüntüler, haberler… Yıllardır uyarıldığımız, tedbir alınmazsa yıkıcı etkilerinden çok sert bir şekilde etkileneceğimiz bir felaket. Küresel çapta bir afet…

Mutlu, huzurlu evimizde oturuyoruz. Az sonra kapıyı çalacak misafir hiç de hoş gelmeyecek, onu da biliyoruz. Ama nedense ve neredeyse hiç hazırlığımız yok. Görmezden gelmek bizi nereye kadar koruyabilecek, onu da bilmiyoruz. Kararsızlık içinde beklerken biz, misafir yaklaştı; yaz ile kışın dengesi çoktan şaştı. Neredeyse elini kapı tokmağına uzattı; yağmurlar ya kesildi ya da her yeri sel kapladı. Birazdan çalacak zil, asla geri dönüşü olmayan bir alarm olacak.

Çok geç olmadan harekete geçmemiz lazım. Hâlâ fırsatımız varken bu gidişatı değiştirebiliriz. Hem de büyük atılımlara, kolektif çalışmalara, şirketler veya devletler aracılığıyla organize edilmiş kampanyalara bile ihtiyaç duymadan. Bugün, şimdi kendimizden yola çıkarak. Küçük değişikliklerle büyük farklar yaratmak hepimizin elinde.

BİR ŞEY YAP!

  • Harekete hemen geçmeliyiz. Şimdi, şu anda. Bunun için de ilk yapılması gereken şey karbon ayak izini azaltmak. “O nedir?” diye soranlara kısa bir özet geçelim. Karbon ayak izi, bir insanın doğrudan veya dolaylı olarak atmosfere saldığı sera gazı miktarıdır. Her geçen gün büyüyen karbon ayak izini azaltmak ise sanıldığından çok daha basit.
  • Şu basit değişiklikler karbon ayak izinizi önemli ölçüde küçültüyor. Hadi başlayalım. Tabii ki geri dönüşüm. Yani kaynağında ayrıştırma. Evde, okulda, işte hemen her yerde çöp üretiyoruz. Bunları ayrıştırmak; kâğıdı, plastiği, organiği ayrı ayrı biriktirmek bir birey olarak yapabileceğimiz en basit ve en etkili yöntem.
  • Hepimizin aklına kazınan o büyük cümle ile devam edelim yapabileceklerimize: “Bir market poşeti, tam 1000 yıl sonra çözünüyor.” Yapabileceğimiz bir başka küçük ama etkili yöntem gereksiz poşet kullanımından kaçınmak olmalı. Bez çanta gibi tekrar tekrar kullanılabilen ve basit bir işlemle temizlenebilen taşıma aparatlarını kullanmak, her defasında marketten poşet almanın önüne geçecek.
  • Yağı mutfak lavabosuna sakın dökme. Hatta yağını ziyan etme. Kullanılmış yağı küçük bir şişeye veya kavanoza alarak ortak toplama alanlarında atık yağ çöplerine atabilirsin. Bu, hem su kirliliğinin önüne geçecek hem de geri dönüştürülen yağın akaryakıt, kimya veya kozmetik sektöründe tekrar kullanılmasına yardımcı olacak.
  • Araba kullanırken de karbon ayak izini küçültmek mümkün. Çok basit ve güvenli bir yöntemle hem de. Takip mesafesini koruyarak. Uygun mesafede takip, hem gaza veya frene aniden basmanın önüne geçerek yakıt sarfiyatını azaltacak hem de kaza riskinizi minimize ederek güvenliğinizi arttıracak.
  • Kısa mesafelere yürüyerek veya bisikletle gitmek; tasarruflu, led ampuller kullanmak; izlemediğimiz zaman televizyonun, kullanmadığımız zaman su ısıtıcısının fişini prizden ayırmak; mümkünse yakın ve yerel üreticilerden doğrudan alışveriş yapmak gibi basit bir iki değişiklik bile hem sizi hem de dünyamızı pek çok yönden rahatlatacak.

“BEN SADECE BİR KİŞİYİM” DEME!

  • Harekete geçmek için zilin çalmasına gerek yok. Yaklaşmakta olanı durdurmak hepimizin elinde.” Ben sadece bir kişiyim, benim yaptıklarımın ne önemi olacak.” deme. Market alışverişinde gereksiz olduğu için almadığın bir poşeti düşün sadece. Sonra da senin gibi düşünen milyonlarcasının olduğunu hatırla. Sen sadece bir kişisin kabul. Ama senin gibi milyonlarcası da var. Unutma!

DAHA FAZLASINI MERAK EDENLERE ÖNERİLER

  • Her geçen gün önem kazanan ve çeşitlenen atık yönetimi ile ilgili hazırlanan ve TRT Belgesel ekranlarında yayımlanan “Sıfır Atık” belgeseli.