ÇOCUKLUĞUMUN BAYRAM SABAHI

Dr. Selahattin YILMAZ
İstanbul İl Müftü Yardımcısı

Çocukluğumuza dair hafızamızı yokladığımızda en çok bayramlara ait tatlı hatıralarımızla karşılaşırız. Babamız daha bayram gelmeden bizlere yeni,

güzel elbiseler almış, annemiz misafirler için nefis tatlılar, börekler hazırlamış; evin temizliği baştan sona yapılmış, bahçe sokak dahi temizlenmiş, bayram sabahı erkenden uyanmış, babamızın ellerinden tutup camiye gitmişizdir. Bayramlaşma merasimleri, ziyaretler, bayram sofraları, evdeki tatlı koşuşturmalar hep tatlı anılarımız, ender zaman dilimidir. Bu mutlu günler, dinî hayatımız için özel olan ve çocuklarımız için çok anlamlı günlerdir.

Çocukluğumuzdan da hatırladığımız gibi bayram günlerinde ilk olarak bayram namazı kılınır. En mutlu ve hayatımızda büyük iz bırakan bayramın ibadetle, yani bayram namazı ile başlaması bu anlamda çok manidardır. Sevincimizi hep beraber bir araya gelerek, Allah’a yönelerek, kıyama durarak yani şükrederek başlatmış oluyoruz.

Hz Peygamber’e (s.a.s.) tabi olan Müslümanlar olarak “Acaba Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde bayram namazı nasıldı? Kimler katılırdı?” sorusu aklımıza gelebilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) dönemine baktığımızda bayram namazına erkek ve kız çocuklar, genç ve yaşlılar, kadın ve erkek olmak üzere Müslüman toplumun her kesiminin katıldığını görmekteyiz. Özellikle de İslam öncesinde birçok haktan mahrum bırakılan kadınların da dış elbiselerini üzerlerine alarak bu ibadete katılmaları calib-i dikkattir (Buharî, İdeyn, 12, 20, 21).

Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde bayram namazı, büyük meydan diyebileceğimiz namazgâhta kılınırdı. Zira bütün Müslümanların bayram namazında bir araya gelmelerinden dolayı cemaat, camiye sığmadığı için bayram namazı açık alanlarda eda edilirdi.

Hz Peygamber (s.a.s.), bayram namazını kıldırdıktan sonra hutbeye çıkar, erkeklere hitap ederdi; ardından kadınlar kısmına gelir, onlara da tebliğ ve irşat faaliyetinde bulunurdu. Müslümanlar tekbirler getirir, dualar ederdi.

Hadis rivayetlerini incelediğimizde Peygamber Efendimiz döneminde çocukların da bayram namazına iştirak ettiklerini görmekteyiz.

İbn Abbas, çocuk olduğu hâlde Hz. Peygamber’le (s.a.s.) beraber bayram namazına çıkmıştır ve o günü şöyle anlatmaktadır. “Ben bir Ramazan Bayramı yahut Kurban Bayramı günü Hz. Peygamber’in maiyetinde namazgâha çıktım. Peygamber (s.a.s.) bayram namazını kıldırdı, sonra hutbe verdi, ondan sonra da kadınların bulunduğu yere gelerek kadınlara vaaz etti, onlara hatırlatmalar yaptı ve sadaka vermelerini emretti.” (Buhârî, İydeyn, 16, 18) Buhârî, bu hadisi “Çocukların namaz kılınacak yere çıkmaları” babında rivayet etmektedir.

Resulüllah (s.a.s.), bayram namazına baliğ olan ve olmayan genç kızların da katılmasını isteyerek şöyle buyurmuştur: “Akıl baliğ olan ve olmayan genç kızlar ve aybaşı hâlindeki kadınlar, bayram için namazgâha gelsinler, Müslümanların davetine icabet etsinler. Sadece aybaşı hâlindeki kadınlar namaz kılınan yerden/saftan uzak dursunlar.” (Nesaî, İydeyn, 3; Buhârî, İydeyn, 20, 21; Dârimi, İydeyn, 223)

Dikkat edilirse Resulüllah (s.a.s.) döneminde bayram namazlarına kadın erkek, genç yaşlı herkes katılmakta ve bu konuda herhangi bir ayrım görülmemektedir.

Bayram namazı İslam’ın dışa yansıyan, görünür ve herkesin katılımı ile gerçekleşen ibadetlerinden biridir. Özellikle yedi yaşından itibaren çocuklarımızın farz namazlara, toplu kılınan cuma ve bayram namazlarına alıştırmak, böylelikle çocuklarımızı Müslümanlara ait ibadet, edep ve kültürle büyütmek son derece önemlidir. İslam kültürünü sonraki nesillere taşıma konusunda bu durum; ebeveynlerin, din adamlarının ve din hizmetleriyle meşgul olan insanların vazifesidir. Küçük yaşta böylesi bir kültürel aktarım yapılmadığı takdirde çocuklarımız namazı ve cami adabını öğrenmekten mahrum kalacaklardır.

İnsanoğlu, çocukluğunda yaşadığı ortamın izlerini hayatı boyunca taşımaktadır. Bayram günleri sevinç günleridir. Bu sebeple aile efradımızla neşe ve coşku içerisinde bayram kutlanmalıdır ki çocuklarımızın ruhuna işleyebilsin. Bunun için bayram akşamında çocuklarımızı zihinsel olarak bayrama ve bayram namazına hazırlamalıyız. Örneğin: “Çocuklar! Yarın bayram, ilk işimiz bayram namazına gitmek olacaktır. Müminler olarak bayram namazında buluşacak ve birbirimizle bayramlaşacağız.” diyerek bir baba olarak bayramda yapacaklarımızı ve bayram adabını anlatabiliriz. Anne de kendi yapacaklarını ifade ederek ve çocuklarına da bir kısım vazifeler vererek onları bayrama zihinsel olarak hazırlamalıdır.

Bayram sabahında erkenden çocukların uyandırılması, çocukların güzel elbiselerini giyinerek büyükleri ile camiye gelmeleri, tekbirlere iştirak etmeleri, bayram namazını kılmaları, namaz sonunda müminlerle bayramlaşmaları ve kendilerine hediyeler verilmesi, çocukların zihninde bayrama ait tatlı hatıralar bırakacaktır. Bayram namazı sayesinde çocuklar, bayramı ve sevincini yaşamakta ve zihin dünyalarında bayrama ait derin izler oluşmaktadır.

Unutmayalım, Allah Resulü (s.a.s.), “Bayram günleri, yemek, içmek ve zikir günleridir." (Ebu Dâvud, Edâhî, 10) buyurarak bayramın nasıl olması gerektiğini bizlere anlatmaktadır. Bayram namazından sonra herkesle bayramlaşmak, yaşlıların ellerini öpmek, dualarını almak, onları mutlu etmek de bayram namazının devamında yapılması gereken hususlardan bazılarıdır. Mutlu olmak kadar mutlu etmek de bayramın anlam dünyasındaki yansımadır.