ÇOCUKLARDA
PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN
SOSYAL BECERİLERE ETKİSİ
Hatice TOPKARAOĞLU
Klinik Psikolog
Çocuklar için psikolojik sağlamlık; çevre ile uyum sağlama, duyguları fark edebilme ve zorlu olaylar karşısında işlevsel davranışlar gösterebilme yeteneğidir. Özellikle çocuk ve ergen suçlarının arttığı günümüzde, ebeveynlerin ruh sağlığının çocukların ruh sağlığı üzerinde büyük bir etkisi olduğunu biliyoruz. Araştırmalar, psikolojik olarak sağlam ve sosyal becerilere sahip çocukların toplumsal, ahlaki ya da hukuki suçlarla ilişkilendirilmediğini, sigara, alkol veya madde bağımlılıkları gibi olumsuz alışkanlıklardan uzak kaldıklarını göstermektedir. Diğer yandan suç işlemiş çocuk veya ergenlerin genellikle ailelerinden yeterli sevgi, ilgi ve şefkati alamadıkları, depresif duygu durumları yaşadıkları veya antisosyal kişilik özellikleri taşıdıkları görülmektedir.
Yenidoğan bir bebeğin gelişimi fiziksel, psikomotor, dil ve psikososyal özellikler açısından değerlendirilir. Örneğin, altı aylık bir bebeğin becerileri ile on iki aylık bir bebeğin becerileri, ya da üç yaşındaki bir çocuk ile altı yaşındaki bir çocuğun becerileri farklılık gösterir. Çocuklar özellikle sosyalleşmeye başladıkları üç yaşından itibaren önce kendi duygularını, sonra başkalarının duygularını fark edebilme becerisini geliştirmeye başlarlar.
Bireyler kendi duygu ve düşüncelerini fark edebildiklerinde başkalarının duygu ve düşüncelerini de fark edebilir ve toplum içinde uyumlu davranışlar sergileyebilirler. Sosyal beceriler; topluma uyum sağlama, duyarlı olma, duygu ve düşünceleri ifade edebilme, alternatif çözümler üretebilme, plan ve organizasyon yapabilme, iş birliği ile çalışabilme gibi yaşam deneyimleriyle kazanılan davranışlardır. Yenidoğan bir bebek bu davranışları henüz edinmemişken her yeni yaşta çocuklar deneyim ve gözlem yoluyla sosyal yaşam becerilerini geliştirmeye devam ederler.
Sosyal beceriler, toplumda uyum ve huzur içinde yaşamayı sağlar; kişilik ve davranışsal özelliklerin olumsuz yönde gelişmesini önler. Davranım bozukluğu, karşıt olma veya dürtü kontrol bozuklukları gibi sorunlarla mücadele eden çocuklarda psikiyatristler veya psikologlar, sosyal beceri terapileriyle bu yetilerin gelişimini desteklerler.
Bahsettiğimiz sosyal beceriler; konuşmayı başlatma ve sürdürebilme, atılganlık, duygusal farkındalık, öfke ve dürtü kontrolü, sorun çözme, plan ve program yapma, grup içi uyum ve iş birliğidir.
İnsanı biyo-psiko-sosyal perspektiften değerlendirdiğimizde bireyin tüm özelliklerinin genetik, psikolojik ve çevresel faktörlerden oluştuğunu anlarız. Yenidoğan bir bebeğin sevgi, ilgi ve şefkatle büyütülmesi, onun kendini değerli hissetmesine, başkalarını sevebilme ve uyumlu yaşayabilme becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur. Öz farkındalığa sahip bireyler, öz güvenli ve öz saygılı olarak toplum içinde psikolojik sağlamlık ve sosyal becerilerle yaşamaya devam ederler.
Toplumsal, sosyal, hukuki ve ahlaki yaşamımızı düşündüğümüzde, psikolojik sağlamlığa ve sosyal becerilere sahip çocukların gelecekteki konum, iş ve görevlerinde bu özellikleri sürdürebildikleri görülür. Geniş bir perspektiften bakıldığında toplumun ahlakı, hukuku, ruh sağlığı ve sosyal davranışlarının birbirine geçtiğini ve etkileşim içinde olduğunu görebiliriz.
Beyin gelişimi özellikle ilk yıllarda hızlı olmakla birlikte her yaşta devam eder. Davranışlarımızı kontrol etmemizi ve düşünerek hareket etmemizi sağlayan yürütücü işlevler bu süreçte önemli rol oynar. Bu beceriler, bir eyleme geçmeyi, eylemi gerçekleştirirken olabilecekleri öngörebilmeyi, dürtüsel davranmamayı, plan ve organizasyon yapmayı sağlar ve beynin ön bölgesi olan pre-frontal lobun yetişkinliğe kadar gelişimi sürer. Bu nedenle öncelikle çocuklara temas eden bireyler olarak bu becerilere sahip olmamız gerekmektedir.
Peki gerek içinde bulunduğumuz gerekse gelecek nesillerden sorumlu olduğumuz bilinciyle öz farkındalığa, psikolojik sağlamlığa sahip ve sosyal becerileri olan ahlaklı, bilinçli, saygılı ve uyumlu çocuklar yetiştirmek için neler yapabiliriz?
- Öz farkındalık, öz güven ve öz saygılı çocuklar yetiştirebilmek için onlara kendilik bilincini yerleştirmek gerekmektedir. Sürekli eleştirilen çocuklar bu bilinci geliştiremeyeceklerdir. Bu sebeple çocukların yapabildiklerine odaklanmak, yeterlilik ve değerlilik duygularını geliştirmek, eleştiriden uzak bir tutum sergilemek gerekmektedir.
- Sevgi, şefkat ve empati ile yaklaştığınız çocuklarda, diğerlerine bu yaklaşımı sergileme eğilimi görülecektir. Tüm canlılara gösterdiğiniz duyarlılık, çocuğunuzun da daha duyarlı bir birey olmasını sağlayacaktır.
- İnsan sosyal bir varlıktır; sosyalliği korumak, toplumsal, kültürel, dinî ya da ahlaki kuralları edindirmek, sosyal hayatın içindeki deneyimlerle gerçekleşir. Kişi, çevresindeki beş kişinin ortalaması kadarını yansıtır; sizin ve çocuğunuzun çevresindeki kişiler kimler ve siz bu ortalamadan memnun musunuz?
- Gelişimi için çalışılan kasların hacmi artar ve artan hacimle birlikte güç kazanılır. Kendiniz ve çocuğunuz için hangi becerilerin gelişmesini istiyorsanız o becerilere yatırım yapmayı ihmal etmemelisiniz.