ÇANAKKALE

Ahmet Mahmut ŞEN

“Dur yolcu!

Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.”

Necmettin Halil Onan

Bu sayımızda, gidenlerin aklından çıkmayan, henüz gidemeyenlerin ise içinde derin bir ukde olan, tarihin seyrini değiştiren yeri, bir tek şehidimizin bile sırtından vurulmadığı Çanakkale’yi gezeceğiz.

Bir günlük gezi planımıza boğazın ikiye böldüğü Anadolu yakasındaki Çanakkale merkezden başlıyoruz.

Çimenlik Kalesi

Çimenlik Kalesi, diğer adı ile Kale-i Sultaniye, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazın güvenliğini sağlamak amacıyla Çanakkale Boğazı’nın en dar olduğu yerde yani Anadolu kıyısında Sarıçay’ın denize döküldüğü düzlük alana inşa edilmiş. Kalenin etrafında şekillenen şehrin, adını, sur dibinden akan çayda kilden çanak çömlek imal edilmesinden dolayı aldığı rivayet edilir. Çanak-kale ismi bu kaleden gelmiştir. Kale içerisinde gezebileceğiniz bir de müze vardır.

Çanakkale Deniz Müzesi ve Nusret Mayın Gemisi

Kaleden çıktıktan sonra hemen yakınında bulunan Çanakkale Deniz Müzesi’ne giriyoruz. Çanakkale savaşında milyonda bir ihtimalle havada çarpışıp birbirinin içine giren mermileri bu müzede görmek mümkün. Savaş alanlarından getirilen, köylerin araştırılmasıyla bağışlanan ve toplanan objeler bu müzede sergilenmekte.

Müzenin hemen önündeki sahilde limana demirlemiş Nusret Mayın Gemisi‘ni de ziyaret ediyoruz. Geminin içine girip güvertesinde dolaşabilirsiniz. Çanakkale deniz savaşlarının seyrini değiştiren, deniz zaferinde önemli bir rol oynayan, düşman gemilerinin boğazdan geçmesini engelleyen mayınları denize döken gemi, Nusret Mayın Gemisi’dir. Buradaki gemi, Nusret Mayın Gemisi’nin birebir replikasıdır. Orijinal gemi, Türk Deniz Kuvvetlerinde görevini tamamladıktan sonra özel bir gemicilik şirketine satılır. Gemi, kuru yük gemisi olarak hizmet görürken Mersin Limanı’nda batar. Mersin’deki bir gönüllü grubu batık gemiyi çıkarır ve gemi, 2002 yılında Tarsus Belediyesince satın alınır, tırlarla Tarsus’a getirilir. Şu an Tarsus’ta yer alan Nusret Mayın Gemisi Kültür Parkı’nda ziyaret edilebilir.

Nusret Mayın Gemisi ziyaretimizin ardından 1896 yılında inşa edilen Saat Kulesi’ne doğru ilerliyoruz. Saat Kulesi’nin etrafındaki dükkânlarda Çanakkale’nin meşhur peynir helvasını yiyebilirsiniz. Acıkanlar için sahilde bulunan lokantalarda balık yemek güzel bir tercih olabilir. Araç trafiğine kapalı Çarşı Caddesi girişindeki tarihî eserlere ev sahipliği yapan Çanakkale Kent Müzesi’ne giriş yapıyoruz.

Çarşı boyunca devam ettikten sonra karşımıza, II. Abdülhamit döneminde 1889 yılında inşa edilen meşhur Çanakkale Türküsü’ne de konu olan Aynalı Çarşı çıkıyor. Savaş zamanı zarar görse de eski şaşaalı günlerine dönen bir çarşı burası.

Vakti olanlar için yine Çanakkale şehir merkezinde ziyaret edilebilecek diğer yerler ise şöyle: Anadolu Hamidiye Tabyası-Çanakkale Savaşları Tarih Müzesi, Yer Bilimleri ve Doğa Tarihi Müzesi, Çanakkale Seramik Müzesi.

Gezimizin şehitlik ziyaretleri kısmı için boğazın karşısına yani Avrupa yakasına geçmemiz gerekecek. Ulaşım için iki seçeneğimiz var: Birincisi, pek çok özelliği ile Çanakkale Savaşı’nın detaylarını bünyesinde barındıran 1915 Çanakkale Köprüsü. İkinci yol ise arabalı vapur. Köprü ile altı dakikada, vapur ile yarım saatte Çanakkale merkezden Kilitbahir’e geçilebilir.

Kilitbahir Kalesi

Gelibolu Yarımadası’ndaki şehitlik ziyaretimize Kilitbahir Kalesi ile başlıyoruz. Çanakkale merkezde gezdiğimiz Çimenlik Kalesi’nin tam karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden sonra, 1463 yılında inşa edilmiştir. Osmanlı süsleme sanatında kullanılan çintemani deseni şeklinde iç içe iki surdan oluşan kale, kalp şeklini de anımsatır. Kilitbahir Kalesi, adından da anlaşılacağı üzere Çimenlik Kalesi ile karşılıklı olarak boğaza âdeta kilit vurur ve düşman geçidine izin vermez. İlginç bir ayrıntı vermek gerekirse; boğaza ve kalelere kuş bakışı bakıldığında iki kale arasına çekilen hayalî çizgi ile Kilitbahir Kalesi anahtarın tutma yeri, Çimenlik Kalesi de anahtarın dişleri gibi görünür. Böylece Kilitbahir Kalesi, ismiyle müsemma olur.

Kalenin yakınında bulunan yine boğaz savunması için önemli rol almış; Namazgâh, Hamidiye ve Mecidiye Tabyalarını da ziyaret edebilirsiniz. Meşhur Seyit Onbaşı, Mecidiye Tabyası’ndan attığı top mermisi ile İngilizlerin en büyük savaş gemisini vurmuş; vurulan gemi, Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlara çarparak batmış ve savaşın seyri değişmiştir. Boğazı geçemeyen düşman devletleri, deniz savaşından vazgeçmiş ve sonrasında kara savaşları başlamıştır.

Yarbay Hasan Bey ve Köpeği Canberk

“Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.”

Mehmet Akif’in hafızalara kazınan dizelerinde de bahsedilen hadise şöyledir: Kaymakam Hasan Bey, Çanakkale Cephesi’ne giderken peşini bırakmayan bir köpeği sahiplenir ve adını Canberk koyar. Savaş esnasında yüz üstü yatan yaralı bir Fransız askerine yardım etmek için eğildiğinde hain asker göğsünde sakladığı hançeriyle Hasan Bey’e saldırır. Yaralanan ve kan kaybeden Hasan Yarbay, ayağa kaldırılmasını ister. Askerlerin itirazına rağmen “Beni ayağa kaldırınız.” der. Askerleri onu yavaşça ayağa kaldırırlar. Ve ardından şu son sözünü söyler: “Zahmet buyurdunuz Ya Resûlullah!” Şehit olan Hasan Bey’in üzerine Türk bayrağı örterler. Canberk de bayrağın altında Hasan Bey’in ayağının ucuna girer. Bakarlar ki Canberk de ölmüştür. Yarbay Hasan Bey toprağa verildiğinde Mehmetçikler çok sevdiği Canberk’i de ayak ucunda toprağa verirler. Yarbay Hasan Bey Şehitliği, Çanakkale Şehitler Abidesi’ne yakınlığı dolayısıyla mutlaka ziyaret edilmelidir.

Çanakkale Şehitler Abidesi

Boğazın alametifarikası olan abide, 1960 yılında inşa edilir. Abidenin alt katında Harp Eserleri Müzesi vardır. Bu müzeyi mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. Abidenin bulunduğu alanda, üzerinde “Meçhul Asker” yazan bir taş dikkatimizi çekiyor. Olay şöyledir; bir Anzak askeri, şehit olan bir Mehmetçik’in başını keserek Avustralya’ya götürür. Kafatasını mumyalayıp yıllarca saklar. Arkadaşlarına da; “Ben bir Türk’ü öldürdüm.” diye gösterir. Yıllar sonra yaşlandığında bu durumdan pişmanlık duyar. Anzak askerinin çocukları, 2003 yılında kafatasını Türk yetkililere teslim eder. Kafatası, aynı yılın 18 Mart’ında Türkiye’ye getirilerek resmî törenle buraya defnedilir ve mezar taşına “Meçhul Asker” yazılır.

Seddülbahir Kalesi ve Yahya Çavuş Şehitliği

Gezimize Seddülbahir Kalesi ile devam ediyoruz. Kale, yarımadanın en uç noktasına boğaz girişinin kontrol ve savunması için 1659 yılında Padişah IV. Mehmet tarafından inşa edilir. Çanakkale deniz savaşlarının ilk şehitlerinin verildiği kaledir. Uzun yıllar atıl kalan kalenin, restore edilip bu yıl cumhuriyetin 100’üncü yılında 18 Mart tarihinde ziyarete açılması planlanmaktadır. Kalenin yakınında savaşa dair birçok eserin sergilendiği 1915 Seddülbahir Savaş Galerisi görülmesi gereken yerlerden biri olarak dikkatimizi çekiyor.

Yahya Çavuş Şehitliği ve Anıtı, Seddülbahir köyünün hemen yanındaki Ertuğrul Tabyası’nda bulunur.

“Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş’tular,

Tam üç alayla burada gönülden vuruştular,

Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri,

Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular.”

Kaymakam Nail Memik’in dizeleri, Yahya Çavuş ve askerlerinin kahramanlıklarını ne güzel anlatır. Yahya Çavuş, 67 Türk askeriyle Ertuğrul Koyu’nda üç binden fazla İngiliz’e karşı muazzam bir direniş gösterir. Tabyada bulunan savaş topunun içinde hâlâ patlamamış bir mermi bulunur.

Son olarak Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’ne gidiyoruz. Yarımadanın görülmesi gereken en önemli yerlerinden biri de burası. Türkiye’de bir ilk olma niteliği taşıyan merkez; ileri simülasyon teknikleriyle hareketli platformlarla ve sergi alanlarıyla Çanakkale Savaşı’nın havasını ziyaretçilere yaşatma konusunda gerçekçi deneyimler sunmakta.

Vakti olanlar; Arıburnu, Conkbayırı, 57. Piyade Alayı Şehitliği, Anafartalar Savaş Müzesi, Zığındere Sargıyeri Şehitliği, Yarbay Ziya Bey Şehitliği, 19. Tümen Müzesi, Çanakkale Şehitlik Hastane Müzesi‘ni ve birçok şehitliği daha ziyaret edebilirler.

Çanakkale ve Civarı

Çanakkale denilince gezilecek yerlerin başında hep akla şehitlik bölgesi yarımada gelse de Ege sahili olmasından dolayı Roma ve Bizans’ın antik izlerine fazlaca rastlamak mümkün. Çanakkale merkeze 30 km uzaklıktaki Troya Antik Kenti, Troya Müzesi milattan öncesine kadar ışık tutar. Yine Ayvacık ilçesinde bulunan; Assos Antik Kenti ve Antik Limanı, Tarihî Hüdâvendigâr Camii ve Köprüsü, Asya kıtasının en batı noktası Babakale Kalesi, Apollon Smintheion Tapınağı ve Zeus Altarı diğer önemli gezilecek yerlerin başında gelir.

Tabii ki Bozcaada ve Gökçeada da unutulmamalıdır. Bozcaada, Türkiye’nin hiç köyü olmayan ilçesi olma özelliğine sahip küçük, şirin bir sayfiye adasıdır. Geyikli ilçesinden yarım saatlik feribot yolculuğu ile adaya ulaşılır. Limanda Fatih Sultan Mehmet zamanında inşa edilen kale ve yine Osmanlı zamanında inşa edilen tarihî camiler vardır. Meşhur ada kurabiyelerinden yiyebilir, rengârenk sokaklarında dolaşabilirsiniz. Adanın batı tarafındaki rüzgâr güllerini görmeye gitmişken eşsiz gün batımı manzarasının da tadını çıkarabilirsiniz.

Eski adı İmroz olan Gökçeada, yüzölçümü açısından Bozcaada’dan daha büyüktür. Türkiye topraklarının en batı noktasıdır. Tuz gölü, koyları, denizi ve doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini beklemektedir.