Bursa Vaizi
Bekir ŞAHİN
"Din görevlileri, dijital dünyayı göz ardı etmemelidir."

Söyleşi: Mahir KILINÇ

Dinî açıdan pek çok zararlı içeriğin bulunduğu, âdeta ateşten bir gömlek olan dijital âlemde yer almak ve bu âlemi din adına kullanmak fikri sizde nasıl oluştu ve bu anlamda neler yaptınız?

Teknik lisenin bilgisayar bölümünden mezun olmuş birisi olmama rağmen bilgisayarla ve dolaysıyla da dijital dünyayla pek alakadar olmadım. Okulu bitirdiğim yıllar bilgisayarın yeni yeni yaygınlaştığı ve geleceğin mesleği olarak çok ilgi gördüğü bir hâldeydi. Daha çok fiziki işleri tercih ettim. Akıllı telefona karşı da bir süre direnç gösterdim. İlişkilerimin canlı ve yüz yüze olmasını tercih ettim çünkü böyle mutlu oluyordum.

2017 yılı sonlarında Bursa Müftülüğünce hazırlanan “Mobil İrşad” projesi kapsamında eğitim seminerinde işlenecek konular konuşulurken sosyal medya kullanımıyla ilgili bir ders konulması da kararlaştırıldı. Biz de bu konuda ders verecek uzman, kıymetli isimlere ulaştık. Onların rehberliğinde aldığımız eğitimlere ek olarak Yıldırım Belediyesi tarafından düzenlenen sosyal medya uzmanlığı programına da katılma imkânım oldu. Bu programlar vesilesiyle hızla dijital dünyaya yaklaşarak benim de burada olmam gerektiğine ikna oldum ve tüm sosyal medya hesaplarımı aktif hâle getirdim.

Din hizmetinde çalışan/görev alan biri olarak dijital imkânların/uygulamaların gerek dinî tebliğe gerekse dinin öğretimine yönelik kullanımına dair neler söylemek istersiniz?

Topluma sahih dinî bilgiyi ulaştırmakla yükümlü olan Başkanlığımızın birçok üyesi gibi ben de cami içi ve cami dışı farklı alanlarda hizmet vermeye çalıştım. Ama çok sonra anladım ki dijital dünya denen kocaman ve bakir bir alan var. Bu alanın ucu bucağı yok. Sadece ülkemize/insanımıza değil tüm dünyaya buradan sesinizi duyurma imkânınız var. Meğerse biz camide cemaat beklerken cemaat bizi cebindeki telefonda bekliyormuş. Bir gün, değer verdiğim bir dostum, bana şöyle dedi: “Hocam, Türkiye’de 50 milyon insanı bir araya getirecek bir salon ya da stadyum var mı?”

Ben düşündüm, “Öyle bir salon yok, olması da mümkün değil.” dedim.

O da bana dedi ki: “Ülkemizde 50 milyonu aşkın sosyal medya kullanıcısı var. Bunları yönlendirebilecek birçok kişi var ama asıl olması gerekenler, sizler yoksunuz.” Bu söz, bende şok etkisi yaptı ve hiç vakit kaybetmeden bu alana yöneldim. Bu alanla ilgili okumalar ve araştırmalar yaptım. Pandemi sürecinde eve kapanınca tüm enerjimi dijital dünya için kullandım. Genç kardeşlerimizle birlikte Dijital Davet ve Rehberlik Derneği adı altında bir dernek kurduk. Bu dernek vasıtasıyla çeşitli paylaşım ve canlı yayınlar yaptık. Toplumun ilgisini çekeceğini düşündüğümüz konular hakkında kısa videolar çektik. Bu konuda bize birçok büyüğümüz ve kardeşimiz destek oldu. Ama en önemli desteği, dönemin Bursa Müftüsü İzani Turan Hocamız verdi. Hazırladığımız videoları çok beğendi ve müftülük hesaplarından yayınlamaya başladık, derken bugüne geldik.

Dinî dezenformasyonun çokça yer bulduğu, dinî değerlerin çokça saldırıya maruz kaldığı dijital mecrada yer edinebilmek adına nasıl bir tarz, söylem geliştirdiniz ve sürekli yenilenen bu platformda kendinizi yenileme adına neler yapmaktasınız?

Sizin de ifade ettiğiniz gibi maalesef dijital dünyada değerlerimiz çokça saldırıya maruz kalıyor ve birçok dezenformasyonla karşı karşıya kalıyoruz. Klişe hâline gelmiş bir söz var: “Zaman hız ve haz çağı.” Evet, her şeyi çok hızlı tüketiyoruz hazlarımız için. Dikkat çekmek için ya da başka hesaplar, başka çıkarlar uğruna her türlü değerlerimiz yok sayılabiliyor. Çamur at izi kalsın mantığıyla kişi hakları rahatlıkla çiğnenebiliyor. Önüne düşen her türlü habere araştırmadan inanan milyonlar var, maalesef!

Belki de yaşadığımız hayatta yer edinememiş kimseler dijital dünyada dikkat çekmek için hiçbir kural ve değer tanımadan gayriahlaki paylaşımlarda bulunabiliyor. Bunu yaparken de sahte hesap kullanarak kamufle oluyor. Özüyle sözüyle her yerde ve her âlemde duruşu ve çizgisi olması gereken Müslümanın böyle olması düşünülemez. Bu minvalde, biz de Müslüman kimliğine yakışır bir şekilde bu mecrada kalmaya çalışıyoruz. Ancak dijital dünyanın da kendine has eylem ve söylemi var. Bir kere bu âlemde sivil olmak ya da sivil ruhla hareket etmek önemli. Televizyon kanallarındaki profesyonellik ve uzun programlar bu âlemde çok fazla tercih edilmiyor. Kürsü dili bu âlemde makes bulmuyor. Bizler de bir konuyu anlatırken kısa cümleler seçerek felsefi derinlikten ve akademik dilden uzak olan halk dilini kullanıyoruz. Yani bir olayı en kısa cümlelerle en sade biçimde nasıl anlatırız, onun için çalışıyoruz.

Son olarak sizin gibi din hizmetinde bulunan din görevlilerine dijital mecrayı kullanmaya yönelik ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Din görevlileri, dijital dünyayı göz ardı etmemelidir. Ben de dijital dünyaya sonradan girdim ve biraz da geç kaldığımı düşünüyorum. Bu açığı kapatmak için dijitale yoğunlaştım. Hatta bu alanda akademik bir tez çalışmam da var. Allah’ın dinini her türlü mecrada anlatmak için çaba sarf etmek gerektiğine inanıyorum. Bu âlem boşluk kabul etmiyor. Biz doldurmazsak dinî ve millî değerlerimize mesafeli kişi ya da gruplar hemen doldurup insanlığı ifsat etmek için çalışıyor. Misyonumuzun farkında olmalı ve bu minvalde ilerlemeliyiz. Kişisel sosyal medya hesaplarımızdan yapmış olduğumuz paylaşımlar bir amaca matuf olmalı. Son olarak, camide liyakatli bir din görevlisi, sokakta ahlaklı bir mümin, evimizde örnek bir ebeveyn, dijital dünyada etkili bir fenomen olmak için gayret göstermeliyiz.

Öz Geçmiş

Bekir Şahin, 1977’de İstanbul’da dünyaya geldi. Memur bir ailenin çocuğu olması hasebiyle Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinde, ilk ve ortaöğrenimini tamamladı. Vatani görevini bitirdikten sonra memuriyet hayatına başladı. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Nilüfer Kaymakamlığı Yazı İşleri Şefi olarak görev yaparken 2014’te Kütahya ili Dumlupınar ilçesine vaiz olarak atandı, sonrasında aynı unvan ile Bursa’ya tayin oldu. Hâlen bu görevini sürdürmekte olan ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans öğrenimine devam eden Şahin, evli ve dört çocuk babasıdır.