BUNU KONUŞALIM

Söyleşi: Mahir KILINÇ

Tarihin en ölümcül ve en acıklı gecelerine şahitlik etmek de varmış kaderimizde. Çocukların feryatlarıyla yankılanan bir dünyada uyuyup uyanmak da varmış. Dünyanın her bir yanından insanlık vicdan olup akarken koca koca devlet başkanlarının bir avuç azınlığın tahakkümüne kapılıp da zulmü haklı göstermek adına bir bir sıraya dizilişini dehşetengiz biçimde seyretmek de varmış. Tarihin en zorlu sahnelerinde mazlumlar hep birilerine bakarmış ve birilerini ararmış, “Nerede kaldılar?” diye. O mazlumları sahiplenenler onları hiç unutmazmış. Ecdadımız da dini, dili, ırkı ne olursa olsun dünya mazlumlarının feryadını dindirmek için dünyanın dört bir tarafına koşturur dururmuş. Bize de ecdadımızdan en güzel mirastı belki de mazlumu yalnız bırakmamak ve onun feryadını dindirmek adına kendi kalbini çatlatırcasına koşuşturmak. Mazlumların feryatlarının arş-ı alâyı titrettiği şu günlerde ülkemizin dört bir yanında yardım seferberlikleri sürüyor. Herkes tek bir yürek olmuş, âdeta, “Özgür Filistin’in Yanındayız” diye haykırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığımız da ülkemizin 81 ilinin her bir köşesindeki her kademeden personeliyle bu yardım faaliyetleriyle özgür Filistin için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Bu faaliyetlere yönelik Türkiye’nin dört bir yanından personelimize sorular sorduk.

Mustafa Soykök
Tekirdağ Müftüsü

“Özgür Filistin’in Yanındayız” adlı yardım kampanyası kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında yardım faaliyetleri başlatıldı, kermesler ve hayır çarşıları kuruldu. Diyanet İşleri Başkanlığımızın tüm birimleriyle insanlığın yanında yer aldığı bu faaliyetlere yönelik neler söylemek istersiniz?
Necip milletimiz tarih boyunca mazlumların umudu olmuş, yeryüzünde iyiliğin, adalet ve merhametin tesisi için çaba sarf etmiştir. Toplumumuzun zihinsel kodlarına yerleşen, millet varlığımızın ayrılmaz bir vasfı hâline gelen bu ahlaki duruş; “Özgür Filistin’in Yanındayız” adlı yardım kampanyasıyla kendisini bir kez daha göstermiştir. Diyanet İşleri Başkanlığımız da her kademesinde yer alan personeliyle bu kapsamda yürütülen faaliyetlerle necip milletimizle mazluma uzanan bir köprü vazifesini icra etmeye devam etmektedir.
Kampanya kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığımız Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar bütün il ve ilçelerdeki personelin titiz ve özverili çalışmalarıyla düzenlenen kermesler ve hayır çarşıları vesilesiyle bağışçıların katkı sağlayabilmesi adına önemli bir platform oluşturmaktadır. “Özgür Filistin’in Yanındayız” kampanyası, insanlık değerleri etrafında birleşmeyi ve sevgiyle yardımlaşmayı öne çıkaran bir örnek olma niteliği taşımaktadır. Ayrıca bu çalışmalar vesilesiyle “Kudüs Bilincimiz” diri tutulmakta; küresel sömürü sistemine, her türlü haksızlık ve kötülüğe karşı İslami ve insani bir duruş inşa edilmektedir.


Selma Kiraz
Artvin Ortamahalle Camii Kur’an Kursu Öğreticisi

Hayır çarşılarında görevliyken unutamadığınız bir anınızı paylaşabilir misiniz?
İhtiyaç sahiplerine yardım etmek, bir yaraya merhem olmak söz konusu olduğunda son derece duyarlı bir millet olduğumuzu düşünüyorum. Düzenlediğimiz kermesler bunun en güzel örneklerinden biri. İşte bu hayır için kurulan çarşılarda, kermeslerde pek çok unutulmaz hatıralar yaşıyoruz. Artvin’de, biz müftülüğe bağlı olarak zaman zaman kermesler düzenliyoruz. Ancak Filistin yararına düzenlediklerimiz çok başkaydı. Gerek bizlere gönüllü yardımcı olanlar gerek bu çarşıları, kermesleri ziyaret edenler çok farklı bir şuura sahiptiler. Gazze’deki o elim hadiseler sanki onları ayrı bir perçinlemişti, kermesteki köylü hanımların gayreti anlatılamazdı. Kermes duyurusunu duyan teyzemiz köy ahalisini toparlamış eski köy okulunda yöreye ait silor, tatlı vs. ürünleri hep birlikte hazırlayıp standımıza getirmişlerdi. Aslında biz kermes duyurusunu il merkezinde yapmıştık ama bu duyuru bir şekilde köydeki hanımlara da ulaşmıştı. Artvin’in köylerinden bir teyzemiz ördüğü yün çorapları getirip “Çok para etmez ama elimden gelen bu.” diyerek samimiyetin ne olduğunu bize göstermişti. Yaşlı, imkânı olmayan bir amcamız standımıza uğramış, kermesin ne için yapıldığını sormuştu. “Elimden gelen dua etmek.” demişti. O amcanın duası, köylü teyzelerin imecesi, Kur’an kursu öğrencilerimizin seferberliği, 4-6 yaş Kur’an kurslarında okuyan yavrularımızın velileri, eş, dost bütün bir şehir kardeşlik örneği sergiledi Gazze için yaptığımız kermeste.
Mümin kardeşinin derdiyle dertlenen, yardımsever bir millet olduğumuz özellikle böyle zamanlarda daha belli oluyor. Kardeşlik duygusu, bizleri dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa, zulme uğrayan insanlar için harekete geçirmeye yetiyor. Bizler biliyoruz ki mümin olmanın gereği duyarlı olmak, elinden gelen gayret neyse onu ortaya koymak için çaba göstermektir. Yaptığımız kermeste sadece ürün satan, ürün getiren, satın almaya gelen insanları görmedik. Onların koşturmasında, gayretinde din kardeşliğinin toprak, mekân birliği olmasa bile gönülleri nasıl bir araya getirdiğini gördük. Rabbimizin bizlerden istediği aslında tam olarak bu, birlik ve beraberliğimizi yitirmememiz. İkram ettik ona. Milletimizin bu güzel özelliğini hiç yitirmemesi dileğiyle…


Mehmet Akyavaş
Antalya Serik Üründü Mahallesi Alaçeşme Camii İmam Hatibi

Filistin’e ve Gazze’ye uzanan iyilik köprülerinden birinde tabiri caizse bir taş olabilmek sizin gönül dünyanızda nasıl karşılık buluyor?
Allah’a (c.c.) layık kul, habibi Hz. Muhammed’e (s.a.s.) layık ümmet olabilmek ve onun bıraktığı mirasa da sahip çıkabilmek her müminin arzusudur. Peygamberler şehri ve bağrında Mescid-i Aksa’yı taşıyan Filistin, bütün dünya Müslümanlarına bırakılan bir emanettir. İşte o kutsal emanete sahip çıkmak, o emanete sahip çıkanlara sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Allah (c.c.), Kur’an-ı Kerim’indeki pek çok ayette biz müminleri birbirimize kardeş kılmıştır. Öyleyse bizler de kardeşlik hukukumuzun gereği olarak mümin kardeşlerimizin her şekilde yanında olmalıyız. Onlarla bir ve beraber olmalıyız, yeniden dirilip kıyama kalkmalıyız. Bugün zalimlerin yaşattığı zulmün ve bu zulme maruz kalan Filistin’deki ve Gazze’deki mazlum din kardeşlerimizin acısını, yüreğimizde hissetmekle beraber buna karşı bir tavır ve duruş sergilemeliyiz. Kardeşlerimize uzanan bir yardım eli, kurulan iyilik köprüsünde bir taş olabilmek nasip işidir. Nasip ise gayretimizin neticesidir.


Aslı Tuğba Durgut
İstanbul Bağcılar Molla Gürani Kur’an Kursu Öğreticisi

Çocukların Gazze’ye yönelik yardımlardaki faaliyetlerine ve onların dünyalarında nasıl bir yer edindiğine dair neler söylemek istersiniz?
Hepimizin malumu Gazze’de, âdeta bir soykırım yaşanıyor ve bu soykırım tüm dünyada geniş yankı buluyor. Çocuklar da bu duruma şahit oluyorlar bazen de görmemeleri gereken görüntülere maruz kalıyorlar. Bizim çocuklarımızın maruz kalmasından korktuğumuz o görüntüleri, Gazze’deki aynı yaş grubu çocuklar bizzat yaşıyorlar. Bizler 4-6 yaş Kur’an kurslarında Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı çeşitli etkinliklerle çocuklara anlatıyor ve onlarda bir şuur oluşturmaya çabalıyorduk. Ancak bu son savaş, çocuklarımız üzerinde müthiş bir tesir bıraktı. O yürekleri parçalayan görüntülerden o kadar etkilenmişler ve bunu o kadar içselleştirmişlerdi ki onlar da artık kendi yaşıtlarını öldürenlere karşı tavır gösteriyorlardı. Örneğin bir markete girdiklerinde çok sevdikleri çikolatalardan, yiyeceklerden İsrail markası diye vazgeçebiliyorlardı.
Bizim güzel yürekli öğrencilerimiz belki bisiklet için, belki de çok istediği bir oyuncak için biriktirdikleri kumbaralarını bağışladılar. O küçücük bedenlerinde merhamet adlı koca bir çınar yetiştirmişler. İşte bu çocuklarımızın her biri Allah’ın izniyle Kudüs’ün koca yürekli bekçileri olmaya namzetti.

Gülten Gümüş
Diyarbakır Bağlar Vaizi

Türkiye’nin dört bir yanını saran bu iyilik hareketine gönüllü olarak katılım sağlayan insanların tepkisinden ve katılımından söz eder misiniz?
Türkiye olarak bizim insanımızın gönlü merhamet doludur. Her zaman mazlumun ve mağdurun yanında olmaktan da büyük bir mutluluk duyar. Dolayısıyla iyiliğe dönük her bir hareketin ya da faaliyetin içerisinde olmaktan ve koşturmaktan da onur duyar. Selahattin Eyyubi’nin şehri Diyarbakırımızın da bu hassasiyeti takdire şayandır. Özellikle Filistin konusunda ve oraya yapılacak yardımlar konusunda da evvelden beri bilinçlidir. Diyanet İşleri Başkanlığı Diyarbakır İl Müftülüğü ve Bağlar İlçe Müftülüğü olarak bizler de bu konudaki mevcut bilinci artırmak ve hem bir insan hem de bir Müslüman olarak üzerimize düşeni yapmak üzere yola çıktık. Öncelikle kendi kurumlarımız olan Kur’an kurslarımızda, ardından okullarda, üniversitenin KYK yurtlarında, sivil toplum kuruluşlarında ve daha birçok kurumda Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın önemini anlatmaya çalıştık. Ayrıca “Kursumdan köyüme bir yol var” projesi kapsamında mutat olarak gittiğimiz köylerde temel olarak Filistin konusunu ele aldık. Kısacası özgür Filistin’in yanında olduğumuz bilincini, oturtmaya çaba gösterdik.
Türkiye Diyanet Vakfı Gençlik Kolları olarak gençlerle beraber boykot ürünlerinin olduğu stickerları ilçemizde her yere asmaya gayret ettik. Ayrıca boykot ürünlerinin olduğu broşürleri gittiğimiz bütün okul, kurs ve kurumlarda dağıttık. Türkiye’nin her bir tarafında olduğu gibi biz de Filistin’e destek kermesleri düzenledik. Bunun neticesinde elde edilen geliri Türkiye Diyanet Vakfı üzerinden merkeze ilettik.
Bütün bu çalışmalarımızda şunu gördük ki insanımız Filistin’i bir iç mesele olarak görmekte, Filistin ve Kudüs’ü içselleştirmiş durumda. Diyarbakır halkı Kudüs’ü, Diyarbakır’dan ayrı tutmamakta ve onu mahzun görmek onları derinden yaralamaktadır. İşte tüm bu duygu ve düşüncelerle dolu insanımız. Yapmış olduğumuz tüm toplantılara ve hayır çarşılarına çocuğundan yaşlısına, kadınından erkeğine herkesin büyük bir iştiyak ve şuurla katıldığını gözlemledik. Ayrıca Başkanlığımızın ve vakfımızın güvenirliliği insanların tereddütsüz bir şekilde yanımızda yer almalarını sağladı. Herkesin elinden geleni yapmak istediği böyle bir meselede çabaların sistemli olması son derece önemlidir. Bize, gönüllülere ve halkımıza bu imkânı sağladığı için Başkanlığımıza ve Vakfımıza, müteşekkiriz.