BU ÇÖPLER
NEREYE GİDİYOR?

Şule TÜZÜN

Evlerimizden çıkardığımız çöp torbalarının içeriğini hiç düşündük mü? Cam, plastik, kâğıt, organik madde, belki metal parçalar… Hâlbuki bunların hepsi ekonomiye yeniden kazandırılabilir ürünler. Örneğin 1 ton kâğıdın geri kazanımı ile 17 ağacın kesilmesi önlenir ve böylece 12400 metreküp sera gazı engellenmiş olur. Yine, atık camlar tekrar cam ürünlerine, atık metaller yeniden metal ürünlere dönüşebilir. Organik atıklardan elde edilecek kompostla topraklarımız daha verimli hâle gelebilir.

Sanayileşmeden sonra endüstriyel üretimin ve kentleşmenin hızlı yükselişi, insanların tüketim kültürünü de tamamen değiştirdi. Tek kullanımlık, ucuz ürünler tüketmenin sonucunda işi bittiği her şeyi çöpe atan (atık) bir toplum hâline geldik. Atık, insanların kullanmayacağını düşündüğü ve elden çıkardığı her türlü malzemedir diyebiliriz. Sıfır atıksa düşünmeden çöpe gönderdiğimiz malzemelerin miktarını azaltmak ya da sıfıra indirmek amacını güder. Yani atıkların istenmeyen maddeler değil bir kaynak olduğu düşüncesi sıfır atık projesinin temelini oluşturur. İhtiyaç duyduklarımızı azaltmak, tek kullanımlık ürünlerden uzak durmak, geri dönüşüme elden geldiğince daha az atık göndermek bizim elimizde. Böylelikle o ürünü ekonomiye kazandırmakla kalmaz hem tasarruf eder hem daha iyi beslenir dolayısıyla da daha iyi hissederiz.

Peki, geri dönüşüm kesin çözüm mü? AB çevre direktifi, temelde 3R (Azalt-Yeniden Kullan- Geri Dönüştür) prensibi olarak bilinen hiyerarşik bir yaklaşım sunar. Bu yaklaşım, atık üretiminin baştan azaltılması gerektiğini vurgular. Yani geri dönüşüm, son tercihimiz olmalı. Çünkü geri dönüşüm, atık ve çevre sorununu tümden çözmeye yeterli değildir. Bunun en çarpıcı örneği şudur: Dünyada atık plastiklerin sadece yüzde dokuzunun geri dönüştürülmesi mümkündür.

Okyanuslarda ortalama 500 trilyon plastik parçasının yüzdüğü tahmin ediliyor ve her yıl 8 milyon parça plastik, ülkelerden okyanuslara akmaya devam ediyor. Plastiklerin doğada yok olma süresi 700 yılı bulabilir. Bu maddeler su altında muazzam bir şekilde işleyen ekosistemin bir parçası olan deniz çayırlarına zarar veriyor.

Peki, tek başımıza farkındalık oluşturabilirmiyiz? Evet! Her gün küçük de olsa doğru tercihler yapmak, örneğin kâğıt, plastik atıkları geri dönüşüm kutularına atmak, mümkün olduğunca plastiği terk ederek doğal malzemelere yönelmek, bir kayba engel olur. Çünkü doğada yaşanan küçük kayıplar, insanın ve insanlığın yoksullaşmasına zemin hazırladığı gibi ortak evimize de zarar veriyor.

Birçok insan çöpleri ayrıştırmak istiyor ancak nereden başlayacağı konusunda kafası karışabiliyor. Özellikle hangi çöpü nereye atacağını bilememek gibi…

Hangi Malzeme Geri Dönüştürülebilir?

Kâğıt bardaklar: Plastikle kaplı olduklarından geri dönüştürülebilmesi için atık yönetimi tesislerinin plastik kaplamayı ayırabilen özellikte olması gerekiyor.

Kâğıt peçeteler ve kâğıt havlular: Lifleri çok kısa olduğundan geri dönüştürülemez ancak kompost için kullanılabilir.

Kâğıt bardak kapakları: Genelde 6 numaralı plastikten yapılır ve geri dönüşüm için uygundur.

Kasap kâğıdı: Plastikle kaplı olduğundan geri dönüştürülemez.

Şişe kapakları: Çelikten ya da alüminyumdan yapılır ve geri dönüştürülebilir.

Alüminyum içecek kutuları: Sonsuz defa geri dönüştürebilirler.

Alüminyum folyo: Tekrar tekrar kullanılabilir, yıprandığında üzerindeki artıkları temizleyip geri dönüşüme atabiliriz.

Plastikler: Her atıkta olduğu gibi temiz olmalı. Plastiğin üzerinde geri dönüşüm logosunun içinde yazan rakam (1-7 arası) ne kadar düşükse geri dönüşüm için kabul edilme ihtimali o kadar yüksektir.

Alışveriş fişleri: Üzerindeki BPA (Bisphenol A) nedeniyle ne geri dönüştürülebilir ne de kompost olurlar.

Sonuç olarak mümkün olduğunca plastiklerden uzak durarak, tek kullanımlık kahve bardaklarını hayatımızdan çıkararak, pazara fileyle giderek, kullandığımız her eşyanın yaşam ömrünü uzatarak, kullan-at mantığından uzaklaşarak, kısaca tüketirken düşünerek, “iyi” ve “doğru”nun peşinden giderek davranış kalıplarımızı değiştirmeliyiz. Ülkemizde 2017 yılında başlayan “sıfır atık projesi” kapsamında birçok çalışma yapıldı, tesisler kuruldu. Bireysel olarak yapabileceklerimizin gücüne inanmalı ve çöp diye gözümüzün önünden yok ettiğimizi düşündüğümüz atıkların aslından kaybolmadığını, bize zarar olarak geri döndüğünü hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Unutmayalım, elimizdekine şükürle bakabilirsek kıymetini bilir ve israftan kaçınırız.