BİR MİLLET KURUMU OLARAK DİYANET

Murat ALKAN
DİB Başmüfettişi

İnsan çok yönlü ve özel bir varlıktır. Onun maddi, biyolojik, psikolojik, sosyal ihtiyaçları olduğu gibi manevi-dinî ihtiyaçlarının da olduğunu göz ardı edemeyiz. İnsan hayatının çok önemli bir parçası olan din ve dine dair işlerin toplum hayatında düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için kurumsal bir hüviyete ihtiyaç bulunduğu açıktır. Dünyada din hizmetlerinin sunumu her ülkenin kendi gelenek ve kültürüne göre farklılık arz etmektedir. Türkiye’de din hizmetleri geçmişten günümüze hep bir kamu hizmeti olarak icra edilmiştir.
Anayasamızda ifade edildiği şekliyle Diyanet İşleri Başkanlığı özel kanununda belirlenen vazifeleri yapması beklenen kamu kurumu olarak “genel idare” içerisinde telakki edilmiş, çalışanları da “ devlet memuru” olarak değerlendirilmiştir. Kuruluşundan bu yana, toplumu din konusunda aydınlatırken dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve sünnete dayalı sağlam ve sahih bilgiyi esas almış, Müslümanların on dört asırlık dinî birikimini göz önünde bulundurarak modern hayatı ve insanlığın ortak birikimini de değerlendirmek suretiyle hizmet anlayışını gün gün geliştirmektedir.
Bilindiği üzere, İslam geleneğinde bir ruhban sınıfı yoktur. Ancak din hizmetini yürüten kişiler her zaman var olmuştur. Tarihimizde bu hizmeti yürüten kişiler için “din adamı” değil “hademe-i hayrat” ifadesi kullanılmıştır. Din hizmeti, tarihin her döneminde bir kamu hizmeti olarak yerine getirilmiştir. Esasen kamu hizmetinin sosyolojik özelliği de bunu gerektirmektedir. Çünkü toplum hâlinde yaşayan insanların ortak ve genel ihtiyaçları vardır. Bunların düzenli, hukuk kurallarına bağlı ve sürekli olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Nitekim köklü bir geçmişe sahip olan Diyanet İşleri Başkanlığı, sadece müftülüklerde, Kur’an kurslarında, camide, mevlitte, duada, cenazede, mezarlıkta, cumada, hacda, ramazanda ve bayramda değil, hayatın her alanında ve her döneminde bilgi birikimiyle toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeye gayret göstermektedir. Bu vesileyle okul öncesi çocuklarımızdan tutun da genç, kadın, engelli, hasta, yaşlı, tutuklu, mahkûm ve göçmenlere kadar hizmet yelpazesini genişletmiş, sorumluluk üstlenmiştir. Zira, toplumda her zaman din olgusu vardır ve süreklidir. Ömür boyu devam etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı her ne kadar resmî bir kurum olarak devlet yapılanması içerisinde yer almışsa da bir hizmet kurumu olarak öne çıkmakta ve aziz milletimizin yoğun teveccühüne mazhar olmaktadır. Sadece sahih dinî bilgiyi öğretmekle ve ibadetlerine rehberlik etmekle kalmayan din görevlileri, aynı zamanda, doğumdan ölüme hayatın her anında milletimizin hizmetinde olmaya devam etmekte, millî birlik ve bütünlüğümüze katkı sunmaktadır. Hiçbir siyasi görüş ve felsefi düşünce ayrımı yapmaksızın halkın tamamına yönelik, dinî konularda rehberlik yapan din görevlileri, toplumsal huzuru sağlamakta ve “örnek kişilik” olma vazifesini de yerine getirmeye gayret göstermektedirler. “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.” ilkesini çok iyi bilen ve uygulayan din görevlisi, kendisini sürekli öğrenmeye, geliştirmeye yönlendirmekte; öğrenim seviyesini yükseltme, çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle kendisini donatma konusunda üzerine düşeni yapmakta, bu konuda yoğun çaba sarf etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda toplumdan ve farklı kurumlardan gelen talepler doğrultusunda öğrenci yurtlarında, aile ve dinî rehberlik bürolarında, sosyal hizmet kurumlarında, hastanelerde, ceza ve infaz kurumlarında danışmanlık ve rehberlik hizmetleri verdiğini görmekteyiz. Ayrıca, toplumun ilgiye muhtaç bireylerinden engelli, bağımlı ve göçmenlere yönelik yapmış olduğu proje ve çalışmalarla toplumsal dayanışmaya katkı sağlamaktadır.
Başkanlığımız, imam hatip liseleri ve ilahiyat fakülteleriyle birlikte dinî istikrarın ve din emniyetinin yegâne teminatı olduğunun bilincinde olarak coğrafyamızı çepeçevre kuşatan ayrılıkçı din söylemleri, tekfir ve tefrik amaçlı yapılanmaları dikkatle takip etmekte, aziz milletimizi sapkın din anlayışlarına karşı uyarma vazifesini yerine getirmektedir. Din konusunda mezhep, anlayış ve uygulama ayrımı yapmadan aziz milletimizin tüm fertlerine vatandaşlık esasına göre hizmet sunmayı bir görev addetmektedir.
Hizmetlerini yürütürken sadece yurt içinde değil aynı zamanda millet varlığımızın bulunduğu Avrupa ve Amerika ile tarihî ve kültürel bağlarımızın çok güçlü olduğu, soydaş ve dindaşlarımızın yaşadığı gönül coğrafyamız olan Balkanlara, Orta Asya’ya, Afrika’ya kadar hizmet götürmeye gayret etmektedir. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın asimile olmadan, kendi öz kimliklerine bağlı kalmalarına ve yaşadıkları toplumla uyum içinde olmalarına katkı sağlamak için din görevlileri göndermekte, oralardaki vatandaşlarımıza da hizmet etmektedir.
Ayrıca Başkanlığımız, sahih dinî bilginin insanlara ulaştırılması noktasında sahip olduğu tecrübe ile İslamın doğru anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu konudaki birikimi başta İslam ülkeleri olmak üzere dünyaya örneklik teşkil eden bir kurum olarak öne çıkmaktadır. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığımız, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya, Pasifik kıyılarından Sibirya içlerine, Afrika’dan Amerika’ya kadar birçok ülkede faaliyet yürütmektedir. Başkanlığımızın en temel hedeflerinden birisi de, İslam dini ile ilgili cihanşümul düzeyde güvenilen ve referans alınan bir kurum hâline gelmektir.
Tarih boyunca Müslümanların çoğunluğunun benimsediği ana yolu dikkatle takip etmeyi şiar edinmiş, İslam kültür ve medeniyetinin zengin bilgi mirası ve engin tecrübesi eşliğinde, çağımızın gelişen ve değişen şartlarını da dikkate alarak ((TV, radyolar, sosyal medya mecraları) yol yürümeye ve bugünün insanına seslenmeye, ulaşmaya, dokunmaya çalışarak her türlü vasıtadan faydalanmaya gayret etmektedir.
Başkanlığımızın ve tüm din görevlilerimizin/gönüllülerimizin sadece 15 Temmuz gecesinde milletimizin hukukuna ve istiklaline yönelik hain saldırı karşısında minarelerden aldığı inisiyatif dahi bu şerefli teşkilatın her mensubunun boynunda daima taşıyacağı bir iftihar madalyasıdır.