BİR DOĞA HARİKASI VE
TARİH MÜZESİ
KAPADOKYA
VE GÖREME
MİLLİ PARKI
Sümeyra YAMAN
Kapadokya, Nevşehir ili merkez olmak üzere Aksaray, Kayseri ve Niğde illerine uzanan toprakları kapsayan alana verilen isimdir. Hititçe “aşağı kat” veya “alçak ülke” anlamlarına gelen Kapadokya kelimesinin, eski Pers dilinde ise “iyi atlar ülkesi” demek olduğu kaydedilmiştir. Burası Erciyes ve Hasandağı’nın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların uzun yıllar boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan yeryüzü şeklidir. Bölge, dünyada benzersiz bir jeolojik yapıya sahip olan, tarihî ve kültürel değerleriyle öne çıkan muhteşem bir görünüme sahiptir.
Kapadokya bölgesi tarih boyunca pek çok millet ve kültürün hâkimiyetine girmiştir. Farklı devletlerin kurulup yıkıldığı, çeşitli toplumların ve kültürlerin iç içe yaşadığı, insanlık tarihinin en eski yaşam alanlarından biridir. Burası insanoğlunun kültür ve medeniyet tarihi adına bize pek çok şey anlatır. Bölgenin tarihi MÖ 3000’li yıllara dayanır. Kapadokya’da ilk olarak Asurlular ve Hititlerin yaşadığı tahmin ediliyor. Bölgeyi geçirdiği evreler ve etkilendiği medeniyetler açısından üç ana döneme ayırabiliriz. Birinci dönem paleolitik, neolitik ve antik dönemlerdir; ikinci dönem Roma ve Bizans dönemleri; son dönem ise Türk devletleri ve toplumları dönemidir. Anadolu topraklarından geçen iki önemli tarihî ticaret rotası olan Kral Yolu ve İpek Yolu’nun bu yöreden geçmesi Kapadokya bölgesinin tarihteki önemine ayrıca katkıda bulunmuştur.
Kapadokya eşsiz doğasıyla ve masalsı görünümüyle yeryüzünün en büyüleyici atmosferlerinden birine sahiptir. Peribacaları gibi ilginç jeolojik yapılarının yanı sıra kayalara oyularak inşa edilen yerleşim yerleri ve ibadethaneler bölgeye ayrı bir güzellik ve gizem katmaktadır. Kapadokya’nın toprak yapısı temelde yumuşak tüften (yanardağların püskürttüğü lav ve külden oluşan gözenekli ve kolayca ufalanan çökelti taşı) ibarettir. Kolayca oyulabilen ve şekil verilebilen tüf, meskûnlarına kayalarda yer üstü ve yer altı yaşam alanları tesis edebilme imkânı vermiştir. Kapadokya’da farklı büyüklükte pek çok yer altı şehrine rastlamak mümkündür. Yer altı yerleşimleri daha çok yumuşak tüfün aşağı doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmiştir. Kapadokya bölgesi geçmişte sık sık çeşitli saldırılara maruz kalmış ve insanlar geçici olarak sığınmak amacıyla da bu yer altı yaşam alanlarını kullanmışlardır. Daha sonraki yüzyıllarda inzivaya çekilmek isteyen insanlar için uygun ibadet alanları da inşa edilmiştir. Kapadokya içindeki mağaralar, saltanat üyelerinin canlarını korumak için saklandıkları sığınma yerleri olarak da kullanılmıştır.
Kapadokya bölgesinde taşları oyarak yapılan eserlerin dış cephelerinde oldukça dikkat çekici ince işlemelere rastlamaktayız. Bölgedeki evlerin ve ibadethanelerin kapıları ahşaptan imal edilmiştir. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yörenin en önemli mimari malzemesi olan taş, bölgenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılacak malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği, gelişerek mimari bir gelenek hâlini almıştır.
Kapadokya’da bulunan Göreme Milli Parkı, Derinkuyu Yer altı Şehri, Kaymaklı Yer altı Şehri, Karlık Kilisesi, Aziz Theodore Kilisesi, Karain Güvercinlikleri ve Soğanlı Arkeolojik Alanı olarak yedi bölüm 1985 yılında UNESCO Dünya Doğal ve Kültürel Miras listesine dâhil edilmiştir. Kapadokya, doğal yapısı ve güzelliği, kültürel çeşitliliği ve yer altı şehirlerinin müstesna özellikleriyle dünyanın en özgün yer ve yerleşim şekillerinden birini oluşturmaktadır.
Göreme Milli Parkı Kapadokya’nın en büyük ve önemli bölgesidir. Burada doğa, tarih ve şehir iç içedir. Milli Park içindeki geleneksel konut dokusu, bu konutların içerisinde yaşayan halkın yaşayış biçimleri ve el sanatları bölgenin kültürel ve sanatsal zenginliğine renk katmaktadır. Bölgede en çok dikkat çeken ve hayranlık uyandıran doğa güzellikleri peribacalarıdır. Burası yanardağ lavlarının şeklinin zaman içinde rüzgâr ve yağmurun etkisiyle değişerek bugünkü görünümünü aldığı alandır. Yüzyıllar boyunca sürekli değişime uğrayan bölge daha sonra insan yerleşimi için uyumlu ve özgün görünüme sahip olmuştur. Peribacaları olarak adlandırılan konik tepecikler muhtelif işlevlerle kullanılmıştır. Özellikle bazıları kaya yüzeyleri oyularak ibadethaneler olarak işleve sokulmuştur.
Soğanlı, Zelve ve Üzengi vadilerinin yüksek yamaçlarına yapılmış güvercinlikler ile vadilerin derinliklerine oyulmuş odalar Göreme Milli Parkı’na ayrı bir güzellik ve değer katmaktadır. Yöredeki güvercinlikler geleneksel İslam oyma ve taş işleme sanatlarının nadide örneklerindendir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından işlenmiştir. Selçuklu ve Osmanlı taş işçiliğinin en güzel örneklerinin sergilendiği bu bölge müstesna bir değer taşır. Göreme Milli Parkı çok geniş bir alana yayılmış olup içerisinde ziyaret edilmesi gereken pek çok mekân barındırır. Bunlardan bazıları Göreme Açık Hava Müzesi, kiliseler ve şapeller, Zemi ve Kılıçlar Vadisi, Çavuşin Köyü, Zelve Açık Hava Müzesi, Paşa Bağları ve Ürgüp’tür.
Tüm bu özgün özelliklerinin yanı sıra Kapadokya bölgesinin gezip görmeye değer ilave pek çok doğal ve tarihî güzellikleri de vardır: Ihlara ve Güllüdere vadileri, Avanos, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar kaleleri, Derinkuyu, Kaymaklı ve Özkonak yer altı şehirleri, Selime köyü ve Uçhisar’daki sivil mimari eserleri…
Dört mevsimin her biri birbirinden güzel yaşanan Kapadokya’da kış mevsiminde yağan kar, peribacalarını tıpkı bir dantel gibi örter. Baharda ise açan gelincikler ve yabani bademler insanın içini mutluluk ve hayranlık hissiyle doldurur. Gün doğumu ile birlikte altın yaldız gibi parlayan peribacaları, gecesinde perilerin gezdiği bir masal diyarına dönüşüverir. Peribacalarının üzerinde sıcak hava balonuyla yapılan gezintide insan kendini bu masal diyarının içinde hisseder. Kapadokya, insanlık ve medeniyet tarihi adına bize çok şey anlatır. Bu bölgeye dünyanın her tarafından gelen yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçi tarihin, kültürün, sanatın ve doğa güzelliklerin iç içe olduğu doyumsuz anlar yaşar.