Bİ KAHVE


Bİ’ KELİME


Otrovert

Psikiyatrist Rami Kaminski tarafından tanımlanan otrovert kavramı, geleneksel içe dönük ve dışa dönük ayrımına üçüncü bir boyut kazandırır. Bir gruba ait olma veya toplumsal bir kimlik altında toplanma ihtiyacı hissetmeyen bireyleri tanımlar. Otrovertlerin temel ayırt edici özelliği, sosyal olmalarına rağmen grup aidiyetine karşı mesafeyi korumalarıdır.

Bu kişiler, dış onay arayışında olmadıkları için sosyal reddedilme korkusu yaşamazlar. Popüler kültürün, politik kutuplaşmaların veya mahalle baskısının dışında kalarak kendi özgün ve bağımsız düşüncelerini geliştirebilirler. Bir topluluğa bağlanmak yerine bireylerle doğrudan ve derin bağlar kurmayı tercih ederler. Kaminski’ye göre kabilecilik tuzağına düşmeyen bu yapı, toplumu grup fanatizminden koruyan entelektüel bir sigorta işlevi görür. Özetle otrovertlik, yalnızlık değil aidiyetten bağımsız bir özgürlüktür.

Bİ’ SORU

Uçaklar Neden Tibet Üzerinden Uçmaz?

Uçakların Tibet rotasını tercih etmemesinin temelinde bölgenin ekstrem coğrafi yapısı ve havacılık güvenliği açısından oluşturduğu aşılmaz engeller yatmaktadır. “Dünyanın çatısı” olarak bilinen bu bölgede, kabin basıncının düşmesi durumunda pilotların prosedür gereği uçağı 10.000 feet irtifaya indirmesi gerekir; ancak Tibet Platosu’nun ortalama yüksekliğinin 4.500 metreyi aşması, uçağın güvenli bir seviyeye inmesini imkânsız kılarak yolcuları oksijensiz kalma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Buna ek olarak dev dağ sıralarının yarattığı şiddetli hava akımları uçuş güvenliğini tehdit eden çok sert türbülanslara yol açmaktadır. Motor arızası gibi teknik aksaklıklarda uçağın süzülme payının olmaması, bölgedeki radar sistemlerinin yetersizliği ve dondurucu soğuklar nedeniyle yakıtın donma ihtimali gibi riskler de sürece eklenmektedir. Acil iniş yapılabilecek pistlerin yok denecek kadar az olması, hava yolu şirketlerinin yolu uzatma pahasına bu tehlikeli bölgenin çevresinden dolaşmayı tercih etmesine neden olmaktadır.

Bİ’ BİLGİ

Doğanın Zarif Sınır Çizgileri: Taç Utangaçlığı

Ormanların derinliklerinde gökyüzüne baktığınızda devasa ağaç dallarının birbirine dokunmaktan kaçınarak oluşturduğu o muazzam boşlukları fark edebilirsiniz. Bilim dünyasında “taç utangaçlığı” olarak bilinen bu fenomen, ağaçların tepe kısımlarının aralarında âdeta birer nehir gibi kıvrılan boşluklar bırakarak büyümesidir. Bu durum, tabiatın hayatta kalma stratejisinin bir parçasıdır.

Ağaçlar, rüzgârın etkisiyle dallarının birbirine çarpıp zarar görmesini engellemek için bu mesafeyi korur. Aynı zamanda her ağaç, fotosentez için hayati önem taşıyan güneş ışığından maksimum düzeyde yararlanmayı hedefler. Komşusunun gölgesine girmeyerek hem kendi gelişimini garantiye alır hem de orman tabanındaki diğer canlılara ışık sızmasına izin verir. Ayrıca bu boşluklar, zararlı böceklerin ve hastalıkların ağaçtan ağaca kolayca yayılmasını zorlaştıran bir bariyer görevi görür. Kısacası taç utangaçlığı, ağaçlar arasındaki sessiz ama disiplinli bir sosyal mesafedir.

Bİ’ SANAT

Orteke

“Çukurdaki teke” anlamına gelen orteke, Kazakların derin gözlem yeteneğini ve mekanik zekâsını yansıtan, yaklaşık üç bin yıllık geçmişe sahip eşsiz bir kukla sanatıdır. Çoğunlukla bir dağ keçisi figürünün, dombra veya kopuz gibi telli çalgıların ritmine uyum sağlayarak dans etmesi ilkesine dayanır. Bu sanatı özel kılan unsur, müzisyenin parmaklarına bağlanan ince ipler sayesinde enstrüman çalınırken kuklanın da canlı bir varlık gibi sıçrayıp hareket etmesidir. Genellikle huş veya ceviz ağacından oyulan bu figürler, birer oyuncak olmanın ötesinde; çocuklara millî müziği sevdirmek ve doğadaki yaban hayatını mizahi bir dille anlatmak amacıyla kullanılan kültürel bir köprüdür. Sovyetler Birliği döneminde “Şamanist bir kalıntı” bahanesiyle yasaklanmaya çalışılsa da orteke, halkın hafızasında yaşamayı başarmış ve Kazak kukla tiyatrosunun temel taşı kabul edilmiştir.

Bİ’ ALINTI

Düşünce dünyasının özellikleri öyle ayarlanmış ki eğer başkasının dokuduğu kumaşla örtünürseniz, o kumaşın nerede, ne sürede işinize yarayacağını bilmediğiniz için zaman zaman başkasının başka kumaşlarını almak zorunda kalacaksınız. Düşünce dünyasında uygun, elverişli bir yeriniz olsun isterseniz, kendi kumaşınızı kendiniz dokuyacaksınız. Bu hem sizi, hem de ilişkide bulunduğunuz insanları özgürleştirecektir.

Tahrir Vazifeleri 2,

İsmet Özel