Bİ KAHVE
Bİ’ KELİME
Kussâs
Kass kökünden türeyen kussâs, bir olayı veya rüyayı anlatan, vaaz veren veya hikâye nakleden kişilere verilen isimdir. İslam öncesi dönemde önemli bir sosyal gelenek olan kıssa anlatıcılığının, İslami dönemde nasıl başladığına ilişkin farklı rivayetler vardır. Bunlardan biri de Temîm ed-Dârî’nin kıssa anlatmak için Hz. Ömer’den birçok defa izin istediği, onun da bu işin tehlikesine dikkat çektikten sonra kendisine sadece cuma günleri namaz öncesi için izin verdiği yönündedir. Hz. Ömer döneminde resmî görevler arasında yer almaya başlayan kıssacılık Hz. Osman zamanında aynı şekilde devam etmiş hatta Temîm’e verilen izin haftada iki güne çıkarılmıştır. Ancak Hz. Osman’ın şehit edilmesiyle başlayan siyasi karışıklıklar kıssacılığı bir propaganda aracına dönüştürmüştür. Özellikle Emeviler Dönemi’nde siyasi bir mahiyet kazanan kıssacılık, zamanla halk arasında yayılarak geçim kapısı hâline gelmiş; uydurma rivayetler ve İsrailiyat içeren anlatımlar nedeniyle eleştirilere maruz kalmıştır. Hadis âlimleri ve fıkıh bilginleri, ilmî yetersizlikleri ve abartılı ifadeleri yüzünden kussâsa karşı çıkmış hatta bazıları bu toplantılara katılmayı yasaklamıştır.
Bİ’ SORU
Su Zehirlenmesi Nedir?
Su zehirlenmesi (su toksisitesi), vücudun gereğinden çok fazla su alması sonucu ortaya çıkan tehlikeli bir durumdur. Aşırı su tüketimi, kanı seyrelterek vücuttaki elektrolit dengesini bozar ve özellikle sodyum seviyesini düşürür (hiponatremi). Sodyum seviyesindeki bu düşüş nedeniyle fazla su hücrelere girer ve onların şişmesine neden olur. Özellikle beyin hücrelerinin şişmesi ciddi baskı yaratarak hayati fonksiyonları etkileyebilir.
Su zehirlenmesi genellikle mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, mide şişkinliği ve kas krampları gibi belirtilerle kendini gösterir.
Başlıca nedenler arasında; çok kısa sürede aşırı su içmek, yoğun egzersiz, düşük sodyumlu diyetler veya böbreklerin suyu atmakta zorlandığı bazı sağlık sorunları yer alır.
Tedavide ana amaç, su alımını durdurmak ve doktor kontrolünde sodyum seviyesini yükseltmektir. Ciddi vakalarda tıbbi müdahale şarttır.
(https://www.memorial.com.tr/)
Bİ’ ESER
Arkeoloji Kütüphanesi
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğüne bağlı olan bu araştırma kütüphanesi, müze merkez binasının ikinci katında, 7 Kasım 1903 tarihinde faaliyete geçmiştir. Toplamda 60.000 civarında esere ev sahipliği yapan kütüphane, özellikle 2000’e yakın yazma eseriyle dikkat çeker. Bu yazmalar arasında tarihî öneme sahip Târîh-i Cevdet ve Târîh-i Lutfî’nin müsveddeleri de bulunmaktadır.
Kütüphanenin zenginleşmesinde bağışlar kritik rol oynamıştır. Sadrazam Ahmed Cevad Paşa’nın 5000 ciltlik koleksiyonu ve Sultan Mehmed Reşad gibi önemli şahsiyetlerin bağışları öne çıkar. Ayrıca British Museum ve Osman Hamdi Bey gibi önemli kurum ve kişilerin katkıları da mevcuttur.
Satın almaların azaldığı günümüzde kütüphane, varlığını büyük ölçüde bu bağışlarla sürdürmekte, arkeoloji ve tarih araştırmaları için temel bir kaynak olmayı korumaktadır.
Bİ’ BİLGİ
Deniz Kaplumbağalarında Sıcaklık Stresi
Deniz kaplumbağaları soğukkanlı hayvanlar olduğu için sıcaklık değişimlerine karşı vücut ısılarını sabit tutamazlar. Kışın deniz suyu sıcaklığı 15 derecenin altına düştüğünde çoğu deniz kaplumbağasının hareketleri yavaşlar. Bu durumda ya daha sıcak sular ararlar ya da dipte çamurun içinde gömülüp kış uykusuna yatarlar. Deniz suyu sıcaklığının 12 saatten daha uzun bir süre 5 derecenin altına düşmesi ölümcül olabilir.
Aşırı sıcaklık da tehlikeli olabilir. Güneş ışığı, büyük vücutlu bir deniz kaplumbağasının -özellikle yuvalamayı da kapsayan fiziksel bir uğraşı esnasında- vücut sıcaklığının hızla yükselmesine sebep olabilir. Bu yüzden gündüz yuva yapmaları risk taşır. Yuvalama sonrasında böyle büyük cüsseli bir hayvan denize hemen dönemeyeceği için büyük bir ihtimalle sıcaklık etkisiyle ölür. Ancak küçük vücutlu deniz kaplumbağaları düzenli olarak gündüz yuva yaparlar. Çünkü bu hayvanlar rüzgârlı koşullar altıda büyüklere oranla çok daha hızlı soğurlar.
Bİ’ ALINTI
“Dünyanın neresinde olursa olsun, toplu kıyımların tüyler ürpertici dehşeti her yerde aynıdır. Ve hepsinin merkezinde bir hain vardır.”
Haritalar,
Nuruddin Farah