Bİ’KAHVE

Gülsüm KARAPINAR


Bİ’ KAVRAM
Prosopagnozi
Prosopagnozi, daha önceden bilinen yüzleri tanıyamama ve yeni yüzleri öğrenme yeteneğinin kaybı ile seyreden bir rahatsızlık türüdür. Yunanca prosopon (yüz) ve gnosis (bilgi) kelimelerinden türemiştir. İnsan beyninde yüz tanıma ile ilgili özel bir bölüm bulunmaktadır. Onun için herkesin bulutlara, dağlara, desenlere baktığında bir anlam ifade etmeyecek şekilleri insan yüzüne benzetme eğilimi vardır. Ancak prosopagnozi hastalarında bu özellik olmaz. Prosopagnozikler genellikle aile üyelerini, yakın arkadaşları ve hatta kendilerini tanımakta zorluk çeker. Bir nesneyi tanıyabilir ama kendilerinin o nesne ile geçmişteki ilişkilerini bilemezler. Prosopagnozi, öğrenme güçlükleri veya hafıza kaybından kaynaklanmaz. Kişiyi hatırlayamama bir hafıza probleminin aksine yüzleri tanıma ile ilgili özel bir problemdir.
(https://www.memorial.com.tr)


Bİ’ SORU
Beceriksiz mi
Beceriksiz Numarası mı Yapıyor?
“Ben senin kadar titiz değilim. Bulaşık makinesini senin kadar iyi yerleştiremiyorum…” Günlük hayatta ofiste, evde, okulda sıklıkla duyduğumuz bu cümleler “silahlandırılmış beceriksizlik” olarak ifade ediliyor. Bu durum, verilen işi becerememe değil yapmak istememe olarak karşımıza çıkıyor. Ancak işi yapmayan kişi, “yapamadığını” dile getiriyor. Aslında amaç tam olarak “işten kaçmak”! Bunu yaparken genelde iki yöntem kullanılıyor: Hiçbir şekilde bu işi yapmaya uygun olmadığını belirten bahaneler sunmak ya da o işi olabilecek en kötü şekilde yaparak bir daha ondan istenmemesini sağlamak.
Peki ne yapmalı? “Beceremem” diyen insanların hareketlerini ve samimiyetlerini gözlemleyin. “Tamam, ben yaparım.” cümlesini bırakın. Bu zamana kadar öğrenmemiş olması bundan sonra da öğrenemeyeceği anlamına gelmez. Kısaca, fark etmeyene fark ettirin, farkında olup da devam edeni kendine getirin, kendine gelmeyene de nazikçe haddini bildirin.

Bİ’ ÂLİM
Zehrâvî
Endülüslü tıp âlimi Zehrâvî (ö. 1013), her ne kadar tıbbın çeşitli dallarıyla ilgilenmişse de daha çok cerrah özelliğiyle tanınmış hatta cerrahinin babası kabul edilmiştir. Yaşadığı dönemde cerrahi teknolojisinin gelişmesine büyük katkı sağlamış, cerrahi makas ve bıçakları ile bisturiyi, uçları değişik aletleri bulmuştur. Katarakt dâhil birçok göz hastalığı ameliyatında zamanımıza göre de başarılı sayılacak tedaviler uygulamıştır. Diş çekimini, düşen dişin yerine nasıl konulacağını, takma diş yapımını ayrıntılı biçimde anlatmıştır. Burun, çene ve omurga kırıkları dâhil kırık çıkıklarla da ilgilenmiştir. Ayrıca zor doğumlarda nasıl bir uygulama yapılması gerektiğini göstermiştir. Bu cerrahi uygulamaların yanı sıra Zehrâvî’nin fıtık ameliyatları, hidrosel, varikosel, basur memeleri, çeşitli yerde oluşan fistüller, çıkmayan tırnaklar, çift cinsiyetlilik konularında çeşitli cerrahi tedavi önerileri bulunmaktadır.


Bİ’ ESER
Topkapı Hançeri
Dünyanın en önemli hançeri olarak bilinen bu eser, Topkapı Sarayının hazine bölümünde yer alıyor. 18. yüzyılın başında I. Mahmud döneminde İran hükümdarı Nadir Şah’a hediye edilmek için yapılmış ancak hançeri götüren Türk heyeti Bağdat’a ulaştığı sırada İran’da gerçekleşen ayaklanma sonucu Şah’ın öldürüldüğü haberi gelince hançer tekrar saraya getirilerek hazine koleksiyonuna kaydedilmiş. 35 cm uzunluğundaki hançerin kabzası üzerinde, üç adet iri ve berrak zümrüt bulunuyor, bu nedenle “Zümrüt Hançer” olarak da anılıyor. Zümrütlerin etrafı elmaslarla çevrili. Sapın ucunda, kaldırıldığında küçük bir saatin ortaya çıktığı zümrüt kapak bulunuyor.


Bİ’ ALINTI
İslam dünyası çöl değildir. O kendini sürüp işleyecek olanları bekleyen sürülmemiş bir arazidir.
İslam Deklarasyonu, Aliya İzzetbegoviç