Bİ’ KAHVE
Bİ’ SORU
Mide Asidi Neden Mideyi Aşındırmaz?
Mide asidi (gastrik asit), midenin iç dokusunu örten ve epitel dokuda bulunan parietal hücreler tarafından üretilen, asitlik derecesi hayli yüksek, renksiz bir sıvıdır. Bilim insanları bir şeyin ne kadar asidik olduğunu pH ölçeğini kullanarak ölçer. Bu ölçek 1-14 arasındadır; 14 çok alkali, 7 nötr ve 1 çok asidiktir. Mide asidinin pH değeri 1 ile 2 arasındadır. Öyle ki asitlik kuvveti limonda bulunan ve zayıf bir asit olan sitrik asidin asitlik kuvvetinden on kat fazladır. Yani tahtayı bile parçalayabilecek güce sahiptir. Peki buna rağmen nasıl oluyor da bu asit midemizi aşındırmıyor?
Mide bezlerinin bazıları mide duvarını kaplayarak asidin zararlı etkilerinden koruyan mukus sıvısı üretir. Bu mukoza içinde bikarbonat molekülleri bulunur ve asit, mukozanın iç bölgelerine sızdığı anda bu bazik molekülle tepkimeye girer ve mide duvarına ulaşmadan etkisiz hâle getirilir. Çünkü bikarbonat iyonları bazik yapıdadır ve mide asidini kolaylıkla nötrleştirir. Böylece asidin mideye zarar vermesi engellenmiş olur.
Bütün bu mükemmel işleyişe rağmen beslenme düzenindeki bozukluklar, kronik stres, çevresel toksinler, sigara ve alkol kullanımı, fiziksel aktivitede azalma gibi olumsuz koşullar midedeki asit oranının düzensizleşmesine sebep olabilir.
Bİ’ KAVRAM
Zîc
İslam dünyasında pek çok gözlemevi kurulmuştur. Bu gözlemevlerinde düzenli ve devamlı gözlemler yapılmış, eski astronomik cetveller düzeltilip daha mükemmelleri hazırlanmıştır. Gerçekleştirilen gözlem sonuçlarının tablolar halinde gösterildiği kataloglara zîc deniliyordu. Gökyüzündeki yıldızları ve çıplak gözle görünen beş gezegeni (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn), güneşle ayı gözlemleyen astronomlar bunların hareketlerini, konumlarını Batlamyus’un yer merkezli kuramına uygun biçimde yorumlayıp elde ettikleri verileri küresel astronominin özelliklerine göre zîclere aktarmışlardır. Bu kitaplarda takvimler, trigonometrik tablolar, küresel astronomi fonksiyonları, güneş ve ay tutulmasıyla ilgili bilgiler ve tablolar, coğrafi koordinatlar, astrolojik hesaplar gibi konular yer alırdı.
İslam dünyasında pek çok zîc kaleme alınmıştır. 1437-1440 yıllarında Uluğ Bey’in gözetiminde Semerkant Rasathanesinde toplanan astronomlarca hazırlanan Zîc-i Uluġ Bey, XVII. yüzyıla kadar yazılmış olan gök bilimi kataloglarının en mükemmelidir ve bu yüzyıla kadar konumsal gök bilimin temel kitabı olarak kullanılmıştır.
(Yavuz Unat, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 44, S.397-398)
Bİ’ BİLGİ
Yaşayan En Büyük Organizma: Dev Bal Mantarı
“Yaşayan en büyük canlı” dendiğinde birçoğumuzun aklına 33,5 metre uzunluğunda, 200 tonluk mavi balinalar gelebilir. Ancak bahsettiğimiz bu canlı bir hayvan değil mantar. Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı, dünyadaki biyokütleye göre en büyük canlı organizma olduğuna inanılan, armillaria ostoyae’ adlı bal mantarının bir örneğine ev sahipliği yapmaktadır. Ormanda ağaçların dibinde kümelenmiş ve her yere dağılmış olan bu mantarlar, aslında hepsi yer altında birleşen tek bir mantarın toprak üstü kısımları. Toprak altında uzanan ipliksi ağlar 910 hektarlık bir alana yayılmış durumda (yaklaşık 31.500 ton), bu da yaklaşık 900 futbol sahası büyüklüğüne tekabül ediyor. Oregon’da toplu ağaç ölümlerini araştıran araştırmacılar şaşırtıcı gerçeği fark etmişler. Aslında tüm bu ağaçları besinsiz bırakıp öldüren şey, armillaria ostoyae! Bu mantarların ürettikleri rizomorflar yer altındaki ağaçlara doğru büyüyor, kök sistemlerini çürüterek ağacı öldürüyor. Bir ağacı öldürmesi yirmi ila elli yıl sürebilen bu mantar, ağaç öldükten sonra da ölü odunla beslenmeye devam ediyor.