Bİ’ KAHVE

Bİ’ KAVRAM

Ferritin

Demir, insan vücudu için gerekli olan pek çok mineralden biridir. Besinler yoluyla alınan demiri, vücudun ihtiyacı doğrultusunda depolayan ve serbest bırakan ise ferritindir. Halk arasında demir deposu olarak da bilinen ferritin, vücut hücrelerinde (özellikle karaciğerin yaklaşık olarak %75’ini oluşturan hücrelerde), kemik iliğinde ve bağışıklık sistemi hücrelerinde bulunur. Ferritin testi ile vücuttaki demir miktarı kolayca anlaşılabilir. Normal ferritin değeri, yaşa ve cinsiyete göre farklılık gösterse de genel olarak erkeklerde 20-500 ml/ng, kadınlarda ise 20-200 ml/ng’dir. Aşırı miktarda çay ve kahve tüketimi, düzensiz ve sağlıksız beslenmek, çölyak hastalığı, C vitamini eksikliği, kronik hastalıklar, çeşitli yaralanmalardan ya da operasyonlardan sonra yaşanılan kan kaybı ferritin düşüklüğüne yol açan nedenler arasında sayılabilir. Düşük ferritin miktarı hâlsizlik, yorgunluk, sabahları zor kalkma, anksiyete, iştahsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, toprak ve kireç yeme isteği, unutkanlık, sinirlilik, saç dökülmesi, konsantrasyon bozukluğu, cilt kuruluğu, nefes darlığı gibi belirtilere neden olur.

Bİ’ BİLGİ

Gelelim Yumurtanın Rengine…

Tavuk yumurtasının kabuğu; beyaz, kahverengi gibi farklı tonlarda olabilir. Birçok insan kahverengi yumurtaların beyaz olanlardan daha doğal, sağlıklı, besinsel olarak daha üstün olduğunu düşünür. Oysa kahverengi ve beyaz yumurta arasında besin değeri ve tat açısından herhangi bir fark yoktur. Yumurtanın lezzeti, kabuk rengiyle değil, tavuğun neyle beslendiğiyle ilgilidir. Gelelim yumurtanın rengine… Yumurta kabuğu temel olarak kalsiyum karbonattan oluşur, bu nedenle başlangıçta türe bağlı olmaksızın beyaz renktedir. Ancak yumurta kanalından geçerken tavuğun cinsine bağlı olarak sentezlenen pigmentlerin yumurta üzerinde birikmesi sonucunda farklı renklerde yumurtalar oluşur. Pigmentlerin bu yolculuğun hangi aşamasında oluştuğu da sonucu etkiler. Kahverengi yumurtalarda kabuk rengi farklı tonlarda da olabilir. Bunun sebebi ise pigment birikim miktarının tavuğun yaşına, beslenme ve stres faktörleri gibi çeşitli sebeplere göre değişim göstermesidir.

Bİ’ SORU

Acıktığımızda Karnımız Neden Guruldar?

Tıbbi literatürde “borborigmus” olarak adlandırılan guruldamaların fizyolojik kaynağı, mide ve bağırsaklarımızdaki kas aktivitesidir. Sindirim kanalında, kanal içeriğinin yiyecek ve akışkanlar ile karışarak ağızdan anüse doğru tek yönlü ilerlemesini sağlayan kas katmanları bulunur. Bu ilerleyişteki kas faaliyeti, sindirim kanalı hareketlerini yöneten enterik sinir sisteminin ürettiği temel elektriksel ritim ile kontrol edilir. Hareketin hızı ve şiddeti kanala yiyecek gönderildiğinde artar. Mide ve ince bağırsak boşaldıktan yaklaşık iki saat sonra ise kanal duvarındaki algılayıcı hücreler açlık kasılmalarını başlatır. Midenin alt kısmından başlayarak ince bağırsağın sonuna kadar etki eden bu kasılmalarda, ilgili yerlerdeki mukus, yemek artığı ve bakteri yığılmaları temizlenir. Genç ve sağlıklı bünyelerde daha şiddetli seyredebilen bu kasılmalar, titreşim ve guruldamaları daha belirgin hâle getirir. Guruldamanın sesi, vücudumuza aldığımız gıdalar sayesinde daha kolay soğurulur ve derinin dışından duyulması kısıtlanır.

Bİ’ İLK

Türkçede İlk Kapsamlı Ansiklopedi Girişimi:

Muhîtü’l-Maârif

Muhîtü’l-Maârif, başlangıç hâlinde kalmış bazı ansiklopedi çalışmalarından sonra Türkçede modern bir anlayışla hazırlanmaya başlanan genel konulu ilk ansiklopedi girişimidir. Sahibi ve yayımcısı İkdam’ı çıkaran Ahmed Cevdet, başmuharriri Emrullah Efendi’dir. Emrullah Efendi “muhîtü’l-maârif” terkibini ansiklopedi kelimesine karşılık olarak kullanmıştır. Eser, neşir öncesi uzun bir hazırlık süreci geçirmiştir. Emrullah Efendi, İkdam gazetesinde yazdığı makalelerde girişilen işin mahiyetini anlatmış, böyle bir eserin sanat ve ilim dilinin gelişmesine sağlayacağı katkıya işaret etmiştir. Bu teşebbüsten on yıl kadar sonra ikinci bir çalışma başlatmış, 1911’de ansiklopedinin yeniden çıkarılması için Yeni Muhîtü’l-maârif Cemiyeti adıyla bir dernek kurmuştur. Cemiyetin hedefleri arasında bir ansiklopedinin hazırlanması vardır. Bu ansiklopedinin dört yılda yazılması, 1000’er sayfalık otuz ciltten oluşması, resimli olması planlanmış; farklı ilim alanlarından 200’ün üzerinde ilim adamının katkıda bulunacağı ifade edilmiştir. Yeni Muhîtü’l-maârif yalnız bir ansiklopedi değil aynı zamanda Türkçenin bütün kelimelerini, deyim ve terimlerini ihtiva eden bir sözlük olacaktır. Eserin 639 sayfalık I. cildi 1900 senesinde neşredilmiştir.