Bİ’ KAHVE

Gülsüm KARAPINAR

Aziz Oğlum,

Sen benim umudum, mutluluğum, şifa ve dermanım, yaşama gücüm, yaşama sevincim ve kavgamın devamısın. Bir bayrak koşusu içerisindeyiz. İmanımı, inancımı, fikirlerimi sen ve o can kardeşin Selman ebediyete dek devam ettireceksiniz... Sen benim fikir arkadaşım ve asıl daha mühimi yolda yoldaşım, tarikat kardeşimsin… Sen özlemini çektiğim Türkiye’ye Anadolu’nun masum, zulme ve kahra uğramış insanına yardım edeceksin. Bu hizmetten bir ibadet ahlâkı çıkaracaksın… Oradaki ağabeylerine şükran duygularını benim adıma da ifade et. Hepsinin Ramazan Bayramlarının kutlu ve mutlu olmasını dilerim. Onların bayramları doktoralarını verdikleri gün tecelli edecektir. Şimdi arifeyi yaşıyorlar… Ayrıca belirteyim ki “Müminin her nefesi bayramdır.” Bayram tevhidi kutlamaktır. Tevhide şükürdür. Tevhidi hamd ve senadır…

(Fethi Gemuhluoğlu, “Ali Gemuhluoğlu’na Mektup”, Dostluk Üzerine, İz Yayıncılık. s.214)

Bİ’ BİLGİ

Sürdürülebilir

Malzeme Bambu

Yaklaşık 1.600 alt türü bulunan bambu, dünya üzerinde 14 milyon hektardan fazla alan kaplar. 6-7 ay gibi bir sürede 20-30 metreye kadar uzayabilen bitki, dünyadaki en hızlı büyüyen çim olarak kabul edilir. 6-8 yıl sonunda ise odunlaşır. Benzer ağaçlarla aynı miktarda karbondioksit emerken %35 daha fazla oksijen üreterek âdeta bir hava temizleyici gibi davranır. Yetiştiği bölgelerde binlerce yıldır yapı malzemesi olarak da kullanılan bambu, % 100 doğal bir malzemedir ve aynı zamanda üretiminden binaya hazır hâle gelmesine kadar fazla enerjiye ihtiyaç duymaz. Türlerine göre ortalama 1-5 yıl içinde hasat edilebilir. Bu nedenle gelecekteki kereste alternatifi olarak kabul edilir.

Bambular çok az atık üretir. Bitkinin her bir parçası kullanılabilir. Neredeyse her uygulama için ahşabın yerini alabilir. Lifleri odun liflerinden daha güçlüdür ve değişen atmosferik koşullardan dolayı daha az hasar alır. Kasırgaya, darbelere ve yanmaya karşı dayanıklıdır.

Bu bağlamda bambu, bilinen sürdürülebilir, yenilenebilir bir kaynak olarak kabul edilen bir pazarda giderek daha fazla araştırılan malzeme hâline gelmektedir.

Bİ’ KAVRAM

Kriyoterapi

Kriyoterapi, hem sağlık hem de estetik görüntü açısından hasta için rahatsız edici olan siğil, nasır, şiddetli akne, ben, tırnak batması gibi anormal doku oluşumlarının tedavisinde kullanılan bir dondurma işlemidir. Kriyoterapi tüpünde -190 santigrat dereceye kadar soğutucu özelliğe sahip gazlar (azot, sıvı nitrojen, karbondioksit gibi) bulunur. Tedavinin yapılacağı bölgeye ve ilgili alanın genişliğine göre belirlenen prob üzerine kriyoterapi tüpünden gaz pompalanır. Gazların etkisi ile soğuyan probun hastalıklı bölgeye değdirilmesiyle bölgedeki hücreler dondurulur, hastalıklı doku tahrip edilerek ortadan kaldırılır. Tedavide ağrı, sızı ve kramp hissedilebileceğinden lokal veya genel anestezi yöntemlerine başvurulabilir. Kısa süren bir işlemdir ve kişi, uygulama sonrasında sosyal hayata hızlıca geri dönebilir. Tedavi öncesi mutlaka gerekli testler (biyopsi, PAP smear vb.) yaptırılmalıdır.

Bİ’ SORU

CRP Hangi

Durumlarda Yükselir?

CRP, karaciğerde üretilen bir proteindir. Vücudumuz; enfeksiyon, tümör, travma gibi durumlara karşı karmaşık bir yanıt verir. Bu fizyolojik yanıt, enfeksiyona veya enflamasyona sebep olan etkeni ortadan kaldırmaya, doku hasarını azaltmaya ve vücudun tamir mekanizmasını harekete geçirmeye yöneliktir. Sistemde sorun olduğunda CRP hızlıca yükselerek 24 saat içerisinde 1000 kata kadar artabilir. Artışa sebep olan etken ortadan kalktığında 18-20 saat içerisinde tekrar normal seviyelere iner. Sağlıklı bireylerin % 90’ında CRP düzeyi 3.0 mg/L’nin altındadır. 3 mg/L üzerindeki CRP değerlerinde, belirgin hastalık tablosu olmasa bile, altta yatan bir hastalık olduğu düşünülür. CRP; enfeksiyonlar, kalp krizi, inme, menenjit, enflamatuvar bağırsak hastalığı, ailesel Akdeniz ateşi, eklem romatizması, travma, yanık ve kırıklar, organ ve doku hasarları, kanser gibi rahatsızlıklarda artar. Ancak CRP’nin yükselmiş olması tanı için tek başına yeterli değildir. Kesin tanı için fiziksel muayene de dâhil olmak üzere diğer muayene yöntemleri ve tetkiklerden elde edilen bulgular birlikte değerlendirilir.