Bİ KAHVE

Bİ’ SORU

Gülsüm KARAPINAR

Depremin Şiddeti ile

Büyüklüğü Aynı Şey midir?

Depremin gücü iki yolla ölçülmektedir: İlki, depremin “şiddetini” diğeri ise “büyüklüğünü” ölçmeye yöneliktir. Şiddet ve büyüklük kavramları, sık sık karıştırılsa da, aslında farklı şeylerdir. Depremin insanlar, binalar ve doğa üzerindeki etkilerini saptayan yöntem, “şiddet” ölçümüdür.

Richter ölçeği, depremin büyüklüğünü tanımlayan matematiksel bir formüldür. Depremin gerçek etkisi hakkında kabaca bir fikir verir. Depremin şiddeti ise yapılardaki hasara ve insanların hissedişine göre tanımlanan bir ölçüdür. Bölgeden bölgeye değişir. Uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan şiddet cetvellerine göre değerlendirilir. En yaygın olarak kullanılanı “Değiştirilmiş Mercalli Cetveli”dir (MM). Romen rakamları ile belirlenen XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp tamamen gözlemsel bilgilere dayanır.

Bİ’ BİLGİ

Richter ve Mercalli Ölçekleri

Richter’e göre büyüklük

Mercalli’ye göre şiddet

Muhtemel etkileri ve hissetme derecesi

0 - 1,9

I

Sadece sismik araçlar ölçer.

2 - 2,9

II

Nadiren hareket hâlinde olmayan insanlar hissedebilir, serbest asılı lambalar sallanabilir.

3 - 3,9

III

Az sayıda duyarlı insanlar hissedebilir, hafif sarsıntı olur.

4 - 4,9

IV-V

Çok sayıda insan hisseder, asılı lamba görünür şekilde sallanır, hafif zarar verebilir.

5 - 5,9

VI

Herkes hisseder, korku ve panik doğurur, duvarlarda çatlaklar oluşur.

6 - 6,9

VII-IX

Orta seviyede hasar verir, yaygın korku ve panik doğurur, tsunami olabilir.

7 - 7,9

X-XI

İleri düzeyde hasar ve ölüm tehlikesi vardır; yollar yarılır, tsunami olabilir.

8 - 8,9

XII

Çok büyük alanda yıkım ve ölümler olabilir, 40 metreye ulaşabilen tsunami oluşabilir.

9 ve üstü

Yukarıda belirtilenlerin hepsi görülür; tektonik levhalarda kaymalar, kırılmalar olur, kıyılarda deniz seviyesi değişebilir.

Bİ’ İLK

İlk Sismoskop

İnsanoğlu, ilk çağlardan beri doğa olaylarının şiddetini ölçmeye merak salmıştır. Örneğin, depremleri kaydetmek için sismik aletler yapmışlardır. Depremleri kaydeden aletlere “sismograf” denir. Sismograflar, depremlerin yerlerini, büyüklüklerini ve deprem mekanizmalarını belirler. Bu tür aletlerin tasarımı basit değildir. Ayrıca detaylı olarak depremleri kaydeden sismograflar oldukça pahalıdır. Deprem dalgalarının geliş zamanlarını kaydetmeyen aletlere de “sismoskop” adı verilir. Bilinen ilk sismoskop, MS 132 yılında Çinli bilim insanı Chang Heng tarafından yapılmıştır. 2 metre çapında metal bir tas şeklindeki bu alet, hem deprem dalgalarının oluşumunu hem de yaklaşma yönünü anlamak için tasarlanmıştır. Aletin dış tarafında sekiz ejderha, her bir ejderha başının altında, ağızları ejderhalara doğru açık olan kurbağalar yer alır. Her bir ejderhanın ağzında bir iç mekanizmayla çalışan birer top vardır. Sarsıntı başlangıcında, iç mekanizmalardan (sarkaç benzeri) biri harekete geçer ve ejderhanın ağzındaki top serbest kalarak kurbağanın ağzına düşer. Topu düşen ejderhanın bulunduğu yön, deprem sarsıntısının geldiği yönü gösterir. Chang Heng’in sismoskopu, zayıf bir deprem kaydedicisi olarak nitelendirilebilir.

Bİ’ KAVRAM

Seismophobia (Deprem Korkusu)

Deprem, sonuçlarını öngöremediğimiz bir doğal afettir. Dolayısıyla her kontrolümüz dışında gelişen olaylarda olduğu gibi bu afetin korku duygumuzu tetiklemesi oldukça doğaldır.

Seismophobia, iki şekilde görülmektedir: Birincisi, depremi doğrudan yaşamak; ikincisi ise deprem haberlerine ve görüntülerine tanık olmak. Deprem korkusunu yaşadığımız zaman gün içinde sürekli tedirgin olabilir, kapalı alanlara girmekte çekingen davranabilir, sık sık depremle ilgili kâbuslar görebilir, uykuya dalmakta ve uykuyu sürdürmekte güçlük çekebilir, en ufak bir seste irkilebiliriz. Depreme nerede ve nasıl yakalandığımız, sevdiklerimiz ile ilgili bir kayıp yaşayıp yaşamadığımız da bu durumun şiddetini belirler.

Deprem korkusunu yaşamak, oldukça normal bir tepkidir. Ancak depremin ardından bir ay geçmesine rağmen rutin hayatlarımıza dönmekte güçlük çekiyorsak, endişelerimiz azalmıyorsa ve günlük işlevselliğimizde düşüş söz konusu ise bir uzman desteği almakta fayda var.