Bİ KAHVE

Gülsüm KARAPINAR

Bİ’ SORU

Lagün Nasıl Oluşur?

“Deniz kulağı” olarak da bilinen lagünler deniz ya da okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göllerdir. Dalgaların ve akıntıların taşıdığı kum ve çakıl gibi katı maddeler durgun alanlarda birikerek bir set oluşturur. Kıyı kordonu olarak da isimlendirilen bu set başlangıçta koy ya da körfez olan alanın zamanla denizle olan bağlantısını engelleyerek lagüne dönüşmesine neden olur. Ölüdeniz, Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri, Derin Göl, Akgöl, Dalyan Türkiye’deki önemli lagünlerdendir.

Tuzlu ve tatlı su kütleleri arasındaki geçiş bölgeleri olduğundan lagünler ekolojik açıdan hayli önemli ekosistemlerdir. Özellikle yavru balıklar, kuşlar ve diğer canlıların beslenmesinde, barınmasında ve korunmasında önemli işlevleri vardır. Hem karadan hem de denizden gelebilecek etkilerin yanı sıra yağış, buharlaşma, su kütleleri tarafından taşınan birikintilerin hareketleri, tatlı su girişi, kirlilik gibi faktörler lagünlerin doğal dengesini değiştirebilir. Ve bu değişim, lagünlerin ve lagünlerde yaşayan canlıların olumsuz etkilenmesine neden olabilir.

Bİ’ KAVRAM

Abâdile

Abâdile, Abdullah kelimesinin çoğuludur. Bu kavram, ilimleriyle ve özellikle verdikleri fetvalarla meşhur olan Abdullah adlı dört sahabi için kullanılır. İbn Fethûn’a ait el-İstîʿâb zeylindeki listeye göre, Hz. Peygamber’in ashabı arasında Abdullah isimli 300 kadar sahabi bulunmaktadır. Fakat bunların içinde geniş fıkıh kültürü ve fetvalarıyla şöhret bulan dört sahabi abâdile unvanıyla tanınmıştır. Ahmed b. Hanbel, bunların Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Amr b. Âs’ın olduğunu söylemiştir.

Hepsi de Kureyş kabilesine mensup olan ve yetmiş yıldan fazla yaşayan abâdilenin en son vefat edeni, hicri 73 (692-693) yılında seksen beş veya seksen yedi yaşında ölen Abdullah b. Ömer’dir. Abâdilenin çeşitli görüş, düşünce ve fetvaları özellikle tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında yer almıştır. İttifak ettikleri görüşe “kavlü’l-abâdile”, amelî ittifaklarına da “fi‘lü’l-abâdile” veya “mezhebü’l-abâdile” adı verilmiştir. (Raşit Küçük, TDV İslam Ansiklopedisi)

Bİ’ HABER

Pamukkale, “Traverten

Temalı Jeopark”

Olma Yolunda

UNECSO Dünya Mirası Listesi’nden sonra Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği (IUGS) tarafından “İlk 100 Jeolojik Miras” alanı içinde yerini alan; termal suları, travertenleri, antik havuzu, tarihî kalıntıları ve sıcak hava balon turu gibi etkinliklerle turistlerin ilgisini çeken Pamukkale için yeni hedef, uluslararası kriterlere uygun "jeopark alanı" olmak.

Dünyada 40 farklı ülke ve 10 ayrı uluslararası kuruluştan 250’den fazla uzmanın katıldığı çalışmada tanıtılan Pamukkale, yer bilimlerinin gelişimi açısından değerlendirilmeye alındı.

Yakın zamanda Denizli’de uluslararası kriterlere göre jeopark kurma çalışması hızlanacak. Traverten temalı bu jeopark ile yaklaşık 2 milyon olan turist sayısının artırılması hedefleniyor.

Bİ’ BİLGİ

Üretim ve Tasarım Harikası Örümcek Ağları

Örümcek ağlarını oluşturan iplikler; üretimi, örülmesi, dizaynı ile birer kimya, matematik, mühendislik ve tekstil harikasıdır. Şu ana dek örümceğin ürettiği özellikte bir malzeme üretilememiştir. Örümceklerin ağlarını kurmak için kullandıkları ipliklerin çapı, 0,0001 mm olmasına rağmen mukavemeti aynı kalınlıktaki çelik telden 10 kat daha sağlamdır. Bu özelliğini -40 santigrat derece gibi düşük sıcaklıklarda bile korur. İplikler kendi boyunun dört katına kadar kopmadan esneyebilir. Yani kurşungeçirmez yeleklerin üretiminde kullanılan “kevlar”dan çok daha sağlam ve esnektir. İpliklerin 1 mm²’si 178 kg yük taşıyabilir. Malzemesi oldukça hafiftir. Yaklaşık 40.000 km boyundaki ipliğin ağırlığı 320 gr’dır. Ayrıca örümcek iplikleri yeniden işlenip tekrar kullanılabilmektedir. Örümcekler, yıpranmış ağlarını yiyerek iplik üretiminde tekrar kullanırlar.

Bİ’ ALINTI

Dostoyevski,

Karamazov Kardeşler

Evet, yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırma, karşılarındakini kendinden nefret ettirme sonucunu veriyor. Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça, “Artık kudretliyim, hiçbir ihtiyacım kalmadı!” diye düşünüyor. Akılsızın, ne kadar çok biriktirirse kendisini o ölçüde ölüme götüren bir iktidarsızlığı güttüğünden haberi yoktur çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. Toplumda tek olarak sivrilmiş, ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inanmamaya alıştırmıştır.