BERAT KANDİLİ
Hamide BELGRAT
Muğla Müftü Yardımcısı
Zaman insanoğluna sunulmuş en büyük hazine. Ömür sermayesinin çok hızlı bir şekilde eriyip gittiği; saatlere, mesailere, koşuşturmalara, hayatın binbir telaşı içinde akıp gitmelerine şahitlik ettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Eskilerin tabiriyle “gün akşamsızdır” demlerinden epey uzaklarda.
İbnü’l-vakt olmanın gayreti ile modern zamanlarda hayatı ve ömrü anlamlı kılma çabasıyla zamanı kuşanan bireyler olmaya gayret etmekteyiz. Hayatın anlamlı duraklarından manevi iklimleri idrak ediyoruz, üç aylar ve Berat Kandili vesilesiyle. Efendimiz (s.a.s.) “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.” (Tirmizi, Kıyamet, 2459) buyuruyor. Bu çağrı ile yüzyıllar öncesinden Müslümanların hayatına yön verme noktasında en önemli düsturlardan birisini ortaya koymuştur Efendimiz (s.a.s.).
Her şeyin; insanın, zamanın, dünyanın, olayların çok hızlı değişip dönüştüğü, hız ve haz çağını yaşayan insanoğlu, tüm bu değişimlere karşı, baki kalacak olana tutunmakla emrolunmuştur.
Hayatı anlamlı kılan, ölümün varlığıdır. Allah Teâlâ Mülk suresinin ikinci ayet-i kerimesinde “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” buyuruyor.
Kandiller değerli vakitlerdir, insanın hayatını gözden geçirmesi, artılarıyla, eksileriyle yaşantısının seyrini tespit ve tayin etme noktasında mübarek vakitlerdir.
İnsanoğlunun yaratılış gayesi kulluktur, kulluğu da en güzel şekilde yapmakla emrolunmuştur. İyilik ve kötülüğü yapabilecek kabiliyette yaratılan âdemoğlu, ilahi vahiyle eğitime tabi tutulan ve nebevi terbiye ile lütfolunmuş eşref-i mahlukattır. Yeryüzünde Allah’ın halife tayin ettiği yegâne varlık. Berat Kandili, nefsin terbiyesinde bir merhale olup insana sunulmuş önemlifırsatlardan ve nimetlerden bir tanesidir.
Yüce Rabbimiz için ne zaman ne de mekân söz konusudur. Zaman ve mekânla kayıtlı olan, yaratılmışlardır. Kulun menziline varması, bu ömrü en güzel şekilde tamamlaması, ailesine, efradına rehberlik ederek sonu cennet olan rıza-yı Bâri’ye ulaşan bir yolda yürüdüğünün farkına varması beklenir. Teslimiyetle, aczini itirafla, ibadetle değerlendirilecek manevi bir iklimde yaşadığını idrak etmesi gerekir. İnsan ömrünün anlamlı duraklarından dinlenme ve demlenme vakitlerinden olan mübarek vakitler ihya edilmelidir.
Peygamber Efendimiz, “Kış, müminin baharıdır.” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 75; Ebu Ya’la, Müsned, II, 519) Mümin gündüzünde oruç tutar; günleri kısa, ibadeti kolay olur. Gecesinde namaz kılar, gecesi bereketli olur. Bu yıl, kış aylarına denk gelen Berat Gecesi’nde tövbe istiğfarla, ibadetle, taatle Rabbimize yaklaşmaya ihtiyacımız var.
Tefekkür ve tezekkürle yeniden hayata yön vermenin, hayatı anlamlandırmanın, pek çok fırsatın bahşedildiği kutlu vakitlerdeyiz. Ömrü anlamlı kılma, Rabbine iyi bir kul olma, resulüne iyi ümmet olma, insan onuruna yakışır bir hayat sürdürmek adınasenelik planlamanın yapılması gereken anlardayız.
Biz kimiz, olmak istediğimiz kişiliğe ne kadar yakınız? Kişiliğimizdeki fazlalıklardan arınmak, ondaki eksiklikleri gidermek için bir fark ediş vesilesidir Berat Gecesi…
Ömür hem çok uzun hem de çok kısa. Ne zaman, nerede, nasıl biteceğini bilemiyoruz. Hayırlı ameller üzere devam ederken ömrün tamam olması niyetinde ve duasındayız. Rabbimizin bize merhametiyle muamelede bulunacağı zannı üzere yaşıyoruz. İşte bu noktadan hareketle otobandaki son çıkış gibi düşünebileceğimiz vakitlerdeyiz. Kontrolü ele almalıyız. vicdanımızı tırmalayan günahlara nasuh bir tövbe ile sünger çekmenin vaktidir. Kronometrelerimizi iyi bir kul olmaya ayarlayarak değerlendirilebilecek kutlu vakitlerdeyiz.
Allah Teâlâ’nın bizim kulluğumuza ihtiyacı yok ancak biz O’na muhtacız. “Allah her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz.” (Muhammed, 47/38) Bizler ne kadar mükemmel kulluk yaparsak yapalım, O’nun kemal sıfatında herhangi bir artış olmayacağı gibi yeryüzünü fısku fücur, kötülük, mefsedet alıp götürse yine onun kemal sıfatında zerrece eksilme olmayacaktır. Eksik ve aciz olan insanoğlu, kullukla varlığını anlamlandıran, sürekli Rabbine yönelmekle emrolunan ve kâmil bir mümin olarak imtihanı başarıyla geçmesi istenen yegâne varlıktır.
İşte bu noktada kuldan beklenen tam ve kâmil bir iman, şüpheye mahal olmaksızın Allah’ın varlığına ve birliğine tam bir teslimiyet ile bağlılıktır. İman, şüphe kabul etmeyen kalbin kesin hükmüdür. Daha sonra da bu kesin kararın amele dönüşmesi istenmiştir. İmanda kararlılık, amelde ise devamlılık istenmektedir insandan.
Âdemoğlu yanılmaya çok müsait, çok aceleci bir yapıda, yaşamış olduğu olumsuzluklar karşısında hemen umutsuzluğa kapılabilecek bir fıtratta yaratılmıştır. Yanılmak ama yenilmemek, nefsin tuzaklarına ve kaybedişlere karşı dik durabilmek... “Âdemoğullarının hepsi hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasına tövbe edenlerdir.’’ (İbn Mace, Zühd, 30) Hatada, günahta ısrarcı olmak yaratılış gayesine aykırıdır. İyi bir Müslüman olmak da sürekli eğitimle, ibadetle, dua ile, okumakla ve nefsi dizginlemekle mümkün olur.
Günahın cazibesine kapılmadan, zamanın süslü ve şaşaalı yaşantısından uzak durmakla kişi kendini korumak durumundadır.
Berat af dilemek, bağışlanmayı dilemek manalarıylaRabbimizin rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bereketli bir andır. Akarken doldurmak, fırsatı ganimet bilmek gereken, dua ve ibadet ile yeniden, yeni bir yıla niyet alarak feyizlenme zamanıdır bizler için.
Berat Kandili’nin Gazze, Filistin, Kudüs ve tüm İslam coğrafyası için kurtuluş dualarının yükseldiği bir gece olması temennisiyle...
Kandiliniz mübarek olsun.