BAŞROL ÖĞRETMEN

Ayşe KIZILAY

Hayat bir öğrenme serüvenidir. Doğduğumuz andan başlar, gözlerimizi kapatıp dünyaya veda ettiğimiz ölüm anına kadar devam eder. Ölümle de yeni bir hayatı öğrenmeye başlarız aslında. İnsanlığın başlangıcından beri süregelen öğrenme, dünyanın dört bir yanında var olagelmiş, toplumlar için önemli bir husus olarak yerini almıştır. Öğrenim sürecinin ana karakteri olan insan tecrübe kazandıkça sonraki nesillere öncülük, rehberlik etmeye başlamıştır. Tarih boyunca şekil değiştirmiş olsa da öğrenim, temelde bir rehber vasıtasıyla gerçekleşir. Bu rehberler her zaman değer görmüş, saygın bir konumda olmuşlardır.
Zamanla sistematik bir hâle dönüşmesi ile öğretmenlik adı verdiğimiz bir meslek dalı oluşmuştur. Kültürümüzde ise öğretmenlik kutsal kabul edilen bir meslektir. Hz. Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” sözü öğretmenlik makamının yüceliğinin bir dayanağıdır. Nerede ve ne şekilde olduğunun pek bir önemi yoktur. Öğrenci yetiştiren herkes öğretmen olarak saygı ve değer görür. Dünya toplumlarına baktığımızda da öğretmen, saygıdeğer bir kişidir. Toplum ve kültürün devamı için önemli rol oynayan öğretmen, medeniyet ve insanlık tecrübesini gelecek nesillere aktarır. Peygamberler, sadece ilahi vahyin birer taşıyıcısı değil, söz ve fiilleri, örnek yaşantılarıyla insanlığı güzele ve iyiye yönlendiren öğretmenlerdir. Hz. Muhammed (s.a.s.) aynı zamanda bir muallim, bir mürebbi hassasiyetiyle ashabıyla ilgilenmiştir. Dünyaca ünlü filozoflar olarak bildiğimiz Sokrates ve Platon birer öğretmendir. İslam dünyasının büyük âlimleri de aynı zamanda talebeler yetiştiren öğretmenlerdir. Tasavvuf geleneğinde bazı mutasavvıflar öğrenci yetiştirmeyi en büyük eser olarak görmüşler, hayatlarını öğrenci yetiştirmeye adamışlardır.
Günümüz toplumunda erken yaşlarda başlar öğretmen rehberliğindeki eğitim hayatı. Zamanın çoğu öğretmenle geçirilir. Öğrenci, onu sevgiyle kucaklayan, öğretirken eğlenmesini sağlayan öğretmen figürüne duygusal anlamda bağlanır. Çocuğun gözünde bir kahramandır öğretmen. Her şeyi bilen, bildiklerini cömertçe paylaşan bir kahraman. Öğrenci lise dönemine geldiğinde ise öğretmen, tavsiyeleri ile ona yol gösteren bir rehber konumundadır. Giyim kuşamından hareket ve tavırlarına kadar her şeyiyle bir idoldür öğrenci için. Bu nedenlerden dolayı öğretmen, bir çocuğun hayatında kilit noktadadır. Yürüdüğü hayat yolunda güçlü ve emin adımlarla ilerlemesi için öğrenciye destek olan ana rehberdir öğretmen.
Toplum içinde değerli görülen öğretmen, şiirden romana, filmden öyküye, pek çok sanat eserinde işlenen başat konular arasındadır. Öğretmenler yetiştirdikleri dimağlar kadar, sanatçılara da ilham kaynağı olmuştur. Birçoğumuz “Sen bir ana, sen bir baba, her şey oldun artık bana…” dizelerinin yer aldığı şarkıyı öğrenmiş ve coşkuyla söylemiştir. Mahmut Hoca’nın unutulmaz repliğini hepimiz biliriz: “Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur.”
“Öğretmen” konulu yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Bazen başkahraman olarak bazen hikâyenin içinde bir karakter olarak karşımıza bir öğretmen çıkar. Okula dair bir hikâye anlatılıyorsa eserde pek tabii bir öğretmen karakteri de yer alır. Reşat Nuri’nin Çalıkuşu adlı romanının başkahramanı öğretmendir. Çalıkuşu, Feride’nin Anadolu’daki öğretmenlik serüvenini anlatır bizlere. Eserin etkisinden de söz edilir. Çalıkuşu’nun yayımlanmasından sonra Feride karakterini örnek alıp öğretmen olmak isteyenlerin sayısının arttığı söylenir. Çalıkuşu daha sonra beyaz perdeye aktarılır. Etkisini hiçbir zaman kaybetmeyen bu eser, okunmaya devam ederken yıllar içerisinde tekrardan yorumlanıp izleyici karşısına da çıkar.
Hem bir kitap hem de film olarak büyük beğeni toplayan Ölü Ozanlar Derneği de bir öğretmenin, öğrencilerinin hayatına nasıl dokunduğunu anlatır bize. Welton Akademisinin, hayatlarını hep belirli standartlara ve kalıplara bağlı olan öğrencilerini yeni eğitim döneminde bir sürpriz beklemektedir: John Keating. Kendisi de aynı akademiden mezun olan öğretmen oldukça basit bir yürüyüş egzersizi ile çocukların nasıl tek tipleştiğini kendilerine gösterir. Peki, çocuklar bu durumdan memnun mudur? Kısık seslerinden, kendi yetenek ve değerlerini keşfedememekten... Elbette hayır. Ancak katı disiplin onları öylesine sindirmiştir ki kendilerini tutuşturacak kıvılcımı beklemişlerdir. Bu kıvılcımın adıdır John Keating. Hangi sistem içinde eğitim alıyor olursa olsun bir öğrencinin hayatına dokunmak için idealist bir öğretmenin yeterli olduğunu gözler önüne seren bu eserde, bir lisede öğretmenlik yapan başkarakterimiz şiir okuma vasıtasıyla öğrencilerine rehberlik etmeye başlar ve öğrencilerin hayatı değişir.
Öğretmen konulu filmlerin geneline baktığımızda karşımıza klişeleri yıkan, öğrencilerinin hayatına dokunmak için çabalayan idealist öğretmen karakterleri çıkar. Bir okula yeni bir öğretmen gelir. Okulda aykırı ya da özel durumu olan bir grup öğrenci vardır. Kenara itilmiş, görmezden gelinmişlerdir. Ancak yeni öğretmenin çabaları ile bu öğrencilerin kaderleri değişecektir.
Yıllar içerisinde bu tür eserlerin çoğalmasıyla oluşan birikim, öğretmen olmak isteyen ya da öğretmenliğe yeni adım atmış gençlere tavsiye veren bir araç hâline dönüşmüştür. Öğrencileri için her şeyi göze alan, idealist öğretmen figürünü izlemek bu yolda yeni başlayan biri için büyük bir motivasyon kaynağı olacaktır.
Öğretmen konulu filmlerin çoğu mesaj kaygısı taşıyan yapımlar olduğu için bir diğer etkisi farkındalık oluşturmaktır. Özel eğitim gereksinimi olan çocuklardan, yaşıtları ile benzer imkânlarda büyümeyen dezavantajlı gençlere kadar öğrenci açısından geniş bir yelpazeden cüzler taşıyan bu tür filmler topluma yeni bir bakış açısı kazandırır. Farkındalık oluşturma noktasında büyük etki yaratan filmler arasında akla ilk gelen Aamir Khan’ın Her Çocuk Özeldir filmidir. Disleksiden muzdarip olduğu için dersleri anlamada zorluk yaşayan, bunu ifade edemeyip tembel ve yaramaz görülen Ishaan adında bir öğrenci çıkar karşımıza. Çevresindeki kimse fark etmemiştir durumu, ailesi ve öğretmenleri için hayta bir erkek çocuğudur Ishaan. Onun yeteneklerini keşfetmek için kimse çaba göstermez. Aksine yaftalanır ve dışlanır Ishaan, arkadaşlık da kuramaz. Ishaan’ın hayatı resim öğretmeni ile tanıştıktan sonra değişecektir. Onu yargılamak yerine anlamaya çalışan öğretmen, çocuğun disleksi olduğunu fark eder. Film boyunca öğretmenin öğrencisi ile iletişim kurma çabaları ve sonrasında çevresindeki herkese çocuğun özel durumu anlatmak için verdiği emekleri izleriz. Öğretmenin gayreti bununla da sınırlı kalmaz. Ishaan’ın resme olan yeteneğini, renklerle kurduğu bağı keşfeden öğretmeni, büyük bir etkinlik düzenler; okuldaki tüm çocuklar bir resim yapacak ve birinci seçilen bölgenin önemli bir dergisinde kapak olacaktır. Ishaan en sonunda kendi olarak kabul görmüş, yeteneğiyle herkesi kendine hayran bırakmıştır. Film, başarının tek bir yolu yoktur ve her çocuk özeldir, der seyircilerine. Öğretmenler, öğrenciler veliler için eşsiz bir deneyim sunan film, çocukları standart kalıplara sokmadan her birine gökteki yıldızlar gibi biricik olarak bakmanın önemine dikkat çeker.
Farkındalık amacıyla izleyici karşısına çıkmış olan filmlerden bir diğeri ise Hıçkırık adlı Hint filmidir. Bu defa sadece öğrencilere değil öğretmenlik mesleğine de bambaşka bir açıdan mercek tutulur. Normal nedir, sorusu masaya yatırılır. Mesleğine aşkla bağlı bir öğretmenin nice engeli bertaraf edebileceğinin altı çizilir. Tourette sendromundan dolayı sürekli kekemelik durumu yaşayan ancak en büyük hayali öğretmenlik olan bir karakterin hikâyesi anlatılır filmde. Naina Mathur her ne kadar üniversiteden mezun olup öğretmenlik için gerekli diplomayı alsa da özel durumu sebebiyle bir türlü iş bulamamıştır. Başvurduğu okullardan eli boş döner, kiminde nazikçe reddedilir kiminde hastalığı sebebiyle yadırganır. Çevresindeki insanlar, rahatsızlığı nedeniyle başka meslek seçmeleri gerektiğini söyler. İyi niyetlidirler, Naina’nın sürekli olarak hayal kırıklığına uğramasını istemezler. Naina’nın ise pes etmeye niyeti yoktur. Yolundan vazgeçmeyecek, hayalini kurduğu öğretmenlik mesleğine elbet bir gün kavuşacaktır. Naina’nın karşısına nihayet bir fırsat çıkar. Kendisini ispatlaması gerekirken büyük zorluklar da onu bekliyordur. Öğretmeni olduğu sınıf, sorunlu öğrenciler diye adlandırılan, yoksul mahallenin aykırı çocuklarından oluşmaktadır. Okul içerisinde dışlanmış olan bu öğrenciler, öğretmenlerine karşı acımasız tavırlarıyla dikkat çeker. İdealist bir öğretmen örneği olan karakterimiz ise sabırla öğrencilerinin hayatına dokunmaya çalışır. Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişkiyi izlediğimiz bu filmde, imkânsızlıklar içinde doğmuş da olsa elinden tutan, ona rehber olan bir öğretmene sahip çocukların geleceklerine dair güzel umutlar olduğu mesajı verilir. Azim ve çalışkanlığı ile engelini aşabilen özel durumdaki insanların neler başarabileceğini göstererek farkındalık oluşturmak amaçlanır. Film, hem öğretmen hem de öğrenciler açısından sadece bir başarı hikâyesi değil, hayata tutunmanın da öyküsüdür.