AZHAB SURESİ
Doç. Dr. Faruk GÖRGÜLÜ
Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Kur’an-ı Kerim’deki tertibe göre otuz üçüncü, iniş sırasına göre ise doksanıncı sure olan Ahzab suresi, 73 ayetten oluşur. Âl-i İmran suresinden sonra Medine’de nazil olmuştur. Sure adını 20 ve 22. ayetlerde geçen ve “gruplar” anlamına gelen “Ahzab” kelimesinden almıştır. (İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, Tunus: Dâru’t-Tûnisiyye, 1984, 21/245.) Surede geçen bu terimle Hz. Peygamber’e karşı savaşmak amacıyla toplanıp Medine’yi kuşatmaya gelen ve Hendek Gazvesi’ne neden olan müttefik düşman birlikleri kastedilmiştir. Bu savaşta Yahudiler ile Mekkeli müşrikler, Medine’yi ele geçirerek Hz. Peygamber’i ortadan kaldırmayı ve Müslümanları tamamen yok etmeyi amaçlamışlardır. Ancak Hz. Peygamber’in Medine’nin etrafına kazdırdığı hendek, bu saldırı planını başarısızlığa uğratmıştır. (Emin Işık, Ahzab Suresi, TDV İslam Ansiklopedisi, 2/195.) Surenin bazı ayetlerinin (Ahzab, 33/9-27.) hicretin 5. yılında vuku bulan bu olay üzerine nazil olduğu görülürken diğer kısımları ise sosyal ve ailevi konulara ilişkin düzenlemeler getirir. (İbn Âşûr, et-Tahrîr, 21/247, 248.)
Sure, Hz. Peygamber’e Allah’a itaatsizlikten sakınmasını, kâfir ve münafıkların söylentilerine değil Allah’ın vahyine uymasını emreden ayetle başlar. Ardından Cahiliye Dönemi’ndeki zıhar ve evlat edinme gibi âdetlerle soy üstünlüğüne ve asalet temelli ünvanlara son verildiği bildirilir. Sonrasında, Hz. Peygamber’in müminlere kendilerinden daha yakın olduğu ve hanımlarının onların anneleri sayıldığı vurgulanır. (Ahzab, 33/1-6.) Devamında ise Allah’ın başta Hz. Peygamber olmak üzere, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa dâhil tüm peygamberlerden aldığı sadakat ahdi hatırlatılır; iman edip bu ahde bağlı kalan müminlerin mükâfatlandırılacağı, inkâr edenlerin ise büyük bir azaba uğrayacağı duyurulur. (Ahzab, 33/7-8.)
Surenin 9–20. ayetlerinde, Ahzab Gazvesi’ne gelen müşrik ve müttefik kuvvetlerin Medine’yi kuşatması, müminlerin yaşadığı korku ve endişe tasvir edilir. Böyle bir anda Allah’ın göndermiş olduğu görünmez ordular ve şiddetli fırtına ile müminlere yardım edildiği bildirilir. Aynı zamanda cephe gerisinde, savaşa katılmaktan kaçınarak fitne yayan münafıkların ikiyüzlü tutumu ifşa edilir. Söz verip taahhütlerini yerine getirmedikleri, fitne fesat fırsatı doğunca ev ve aile bağlarını umursamadan bu imkânı kullandıkları, görev gerektiğinde çeşitli mazeretlerle savaştan geri durdukları, suret-i haktan görünerek Müslümanların moralini bozdukları, çocuklarını ve evlerini öne sürerek cepheden çekilmeyi telkin ettikleri, inançsızlıkları sebebiyle ölüm ve savaştan aşırı derecede korktukları, oysa tehlike geçip zafer kazanıldığında hakları olmayan övgü ve pay talep etmeye kalkıştıkları veciz bir dille aktarılır.
Devam eden ayetlerde, müminlerin savaş karşısındaki tutumları vurgulanır. Münafıklar ve korkakların aksine yılgınlık göstermeyen Müslümanların, Hz. Peygamber’i örnek alarak itaat ettikleri, Allah’a verdikleri söze sadık kaldıkları, Allah’ın bu sebeple onları mükâfatlandıracağı müjdelenir. Düşman birliklerini bir imtihan vesilesi sayıp iman ve teslimiyetlerini pekiştiren müminlerin, Allah’ın vadettiği zafere nihayet ulaştıkları ifade edilir. (Ahzab, 33/21-27.)
28–31. ayetlerde, Hz. Peygamber’in hanımları için konulan özel hükümler ele alınır. Hendek Gazvesi’nden sonra Müslümanların ekonomik durumunun iyileşmesiyle hanımların bu refahtan pay talep etmeleri üzerine 28–29. ayetler inmiştir. Bu ayetlerde, dünya nimetleri ve güzelliklerine yönelik ısrar etmeleri hâlinde Allah Resulü’ nün onları boşayıp istedikleri malları verebileceği, ancak Allah’ı, Resul’ü ve ahiret yurdunu talep ederlerse kendileri için büyük bir mükâfat hazırlandığı bildirilir. 32–35. ayetlerde, Hz. Peygamber’in aile hayatının dindarlık ve iffete dayandığı, hanımlarının herhangi bir kadın gibi olmadığı ve onların her türlü günahtan kaçınmaları gerektiği vurgulanır. Başkalarıyla konuşurken ses tonlarına ve kelime seçimlerine özen göstermeleri, tesettüre riayet etmeleri, namazı huşû ile kılmaları, zekâtı vermeleri, Allah’a ve Resulü’ne itaat ederek O’nun rızası doğrultusunda yaşamaları, Kur’an ayetlerini ve hikmeti dilinden düşürmemeleri emredilir. Böylece, Allah’ın onları tertemiz kılmak istediği ifade edilir. 36–40. ayetlerde ise Zeyd b. Harise’nin boşadığı Zeyneb bint Cahş ile Hz. Peygamber’in evlenme olayı ve bu evlilikten çıkan sonuçlar anlatılır. Buna göre azatlı bir köle, Cahiliye devrindeki uygulamanın aksine, soylu bir kadınla evlenebileceği gibi müminler de evlatlıklarının boşadığı kadınlarla nikâh bağı kurabileceklerdir.
Surenin 41–52. ayetlerinde önce Allah’ı anmanın önemi belirtilir. Ardından Peygamber Efendimizin maddi ve manevi üstünlükleri, Allah katındaki yüksek konumu ile omuzlarındaki ağır sorumluluk vurgulanır ve bu sebeple kendisine tanınan özel inayet, hüküm ve kurallar açıklanır. Bu bağlamda onun yalnızca iman ve ibadet konularında değil insanoğlunun faaliyet alanına giren bütün konularda örnek olduğuna işaret edilir. 53-55. ayetlerde ise müminlere, Peygamber ve hanımlarıyla ilişkilerinde uymaları gereken nezaket ve saygı kuralları hatırlatılır. 56–58. ayetlerde Allah’ın ve meleklerin Peygamber’e salat ettiği, müminlerin de ona salat ve selam getirmeleri gerektiği bildirilir; Allah’ı ve Resul’ü incitenlerin hem dünyada hem ahirette lanetleneceği ve ağır bir azaba uğrayacağı belirtilir. Surenin 59. ayetinde Hz. Peygamber’e hitap edilerek eşlerine ve mümin hanımlara nasıl örtünmeleri gerektiğini söylemesi emredilir. Akabindeki ayetlerde ise toplum içinde yalan haber yayan, huzurlarını bozmaya çalışan münafık ve bozgunculara karşı müminlerin uyanık ve tedbirli olmaları tavsiye edilir, bu kişilerin akıbetinin felaket olacağı haber verilir. (Ahzab, 33/60-68.)
Son bölümdeki ayetlerde müminlere, Hz. Musa’ya eziyet eden Yahudiler ve münafıklar gibi davranmamaları emredilir; Allah’a itaatsizlikten sakınıp doğru söz söylemeleri, bu tutumları sürdürmeleri hâlinde Allah’ın işlerini yoluna koyup günahlarını bağışlayacağı, itaat edenlerin büyük bir kazanç elde edecekleri bildirilir. (Ahzab, 33/69-71.) Devamında temsil yoluyla emanetin göklere, yere ve dağlara teklif edildiği, ancak onların bunu yüklenmekten kaçındığı, insanın bu sorumluluğu üstlendiği ifade edilir. (Ahzab, 33/72.) Ahzab suresi, Allah’ın kâfirleri ve münafıkları azaba uğratacağı, tövbe eden müminlerin günahlarının bağışlanacağı müjdesiyle nihayete erer. (Ahzab, 33/73.)