İnsanoğlunun en büyük meramlarından biridir anlamak ve anlaşılmak. Sosyal bir varlık olması hasebiyle hislerini, düşüncelerini, tecrübelerini paylaşmak ister. Muhatabıyla iletişimi, etkileşimi neticesinde bir başkasının hayatını kendine, kendi hayatını da başka hikâyelere katar. Böylece önce sözde, sonra yazıda biriken insan, bir toplumu ve medeniyeti zenginleştirir. Kuşkusuz medeniyetlerin inşasında, davranış biçimlerinin oluşmasında edebiyatın işlevselliği yadsınamaz bir gerçekliktir. Edebiyat bir milletin ruhudur, kültürünün yansımasıdır, varoluşunun en canlı şahididir. Edebiyat denildiğinde şiir, ilk akla gelen kadim edebî türlerden biridir. Şiir; sancının, hüznün, insan kalabilmenin, sorgulamanın, hakikate ve hayata dair en derin hislerin zarifçe dizelere yansımasıdır.
Endülüs İslam medeniyeti sekiz asır boyunca ilim sahasının birçok dalında olduğu gibi edebiyat alanında da en güzel semerelerini verdi. Erkek şairlerin yanı sıra nice kadın şair, Endülüs’te edebî hayatın gelişmesine katkı sağladı. Sadece Gırnata şehrinde altmış bin kadın şairin varlığından bahsedilir ancak eserleri günümüze ulaşan kadın şair çok azdır. O dönemin meşhur şairlerinden biri de hicri IV. asırda Kurtuba’da yaşayan Ayşe el-Kurtubiyye’dir. Kelamında ve kaleminde sözcükleri maharetle kullanan Ayşe, iyi bir hatipti, irticalen güzel ve etkili şiir söylemede oldukça yetenekliydi. Bir gün Halife Mansur’un huzuruna çıkmış ve orada Halife’nin çocuklarından birini görünce doğaçlama şu beyitleri söylemiştir:
Allah mürüvvetini göstersin /Faziletleri hep devam etsin
Ümitleri hep yeşertsin /Talihi hep rast gitsin
Ata binsin, kılıç çeksin / Sancakları daim yükselsin
(Ömer İshakoğlu, Endülüs Arap Edebiyatının Gelişmesinde Kadın Şairlerin Rolü, I. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi, s. 149-172) Ayşe el-Kurtubiyye, ustaca kaleme alınmış kasideleriyle de tanınırdı. Kendi el yazısıyla yazdığı kasidelerini, dönemin hükümdarlarına gönderir, onların takdirlerini, hürmetini kazanır ve çeşitli hediyelerle onurlandırılırdı. Tarihçi İbn Hayyan, Endülüs’teki hiçbir kadının şiir, bilgi ve entelektüel meseleleri anlama, yorumlama hususunda onun kadar kabiliyetli olmadığını söylemiştir.
Endülüs medeniyetinin büyük şairleri arasında zikredilen Ayşe, hüsnühat sanatında da oldukça mahirdi, el yazısını görenler hayretlerini gizleyemezdi. O, muhteşem bir hattattı, Kur’an-ı Kerim’i yazardı. Bu yeteneğiyle çok sayıda kitabı istinsah ederek o dönemde ilmin gelişmesine katkı sağladı. Edebî ve sanatkâr kimliğinin yanı sıra müspet ilimlere de vakıftı. Okuyan, araştıran entelektüel biriydi ve Endülüs’teki en büyük kütüphaneye sahipti. (Mehmet Özdemir, Endülüs Müslümanları Kültür ve Medeniyet, TDV Yayınları, s.159)
Endülüs medeniyeti, Ayşe el-Kurtubiyye gibi nice kadın şair yetiştirdi. Onun nezdinde dönemin şairlerinden olan ve eserlerinin çok azı günümüze ulaşan diğer edibe kadınları da zikredecek olursak onlardan biri de Hafsa bint Hamdûn el-Hicâziyye’dir. Hicri IV. asırda Madrid yakınlarında doğan ve bu bölgede meşhur olan Hafsa, gazel türünde kasideler yazan ilk kadın şairdi. Meryem bint Ebû Yakûb el-Ensârî ise İşbiliye şehrinde yaşamış, övgü şiirleriyle meşhur olmuş bir şairdi. İffetli, dindar ve kadınların eğitimine önem veren ve bu alanda gayret sarf eden biriydi. Nezhûn bint el-Kılâ‘î el-Gırnâtiyye, hicri V. asırda Gırnata şehrinde müzisyen bir şairdi. Edepli, zeki ve nüktedan olmasıyla bilinirdi, edebiyata çok emek vermişti. 10. yüzyılın ilk çeyreğinde Kurtuba’da dünyaya gelen Vellâde el-Müstekfi de Endülüs’ün en önemli kadın şairlerindendi. Uzun kasidelerin aksine kısa, anlaşılır şiirler yazmasıyla meşhur olup seçtiği kelimeler güçlü, etkileyici ve kullandığı üslup da oldukça zarifti. Düzenlediği meclislerde şairlerle karşılıklı şiir okur, ediplerle münazara ederdi. (Menekşe Aydın, Endülüs Arap Edebiyatında Kadın Şairler: Vellâde bint. Müstekfî-Billâh Örneği, Yüksek Lisans Tezi, s. 24-52)
Edipler ve şairler yaşadığı çağın ruhunu zarifçe tarihe kayda düşenlerdir. Eserleri bir toplumun inancı, örfü, âdeti ve yaşamına dair bilgiler verir. Şiir de hayatın, yaşanmışlığın kendisidir. Zengin bir kültüre sahip olan Endülüs İslam medeniyetinde yaşayan kadınlar, fikirlerini, hislerini, şiirlerinde cesurca dile getirdiler. Dönemin yöneticilerinin edebiyata önem vermesi, şairleri desteklemesi, teşvik etmesi neticesinde nice kadın şair de edebî mahfillerde özgürce sanatlarını icra ettiler. Böylece onlar ilimde, bilimde olduğu gibi sanatta da varlıklarını gösterdiler, kendi çağlarındaki ve sonraki nesillere rehberlik ettiler.