AYNICALUT SAVAŞI

Alparslan AKÇA


Filistin’de, Beysan ile Nablus arasında yer alan Aynıcalut mevkii, adını Hz. Davut (a.s.) tarafından öldürülen (Bakara, 2/251.) Calut’tan (Goliath) alır. Fakat asıl şöhretini, burada Memlükler ile Moğollar arasında gerçekleşen ve tarihte “Moğolları durduran savaş” olarak da anılan Aynıcalut Savaşı ile bulmuştur.

Geçtiği yerleri yakıp yıkan Moğol orduları Bağdat’ı (1258) işgal edip Abbasi halifeliğinin de sonunu getirmiş, sonrasında yönünü Suriye’ye çevirmişti. Hülagü komutasındaki Moğolların birkaç günlük kuşatmanın ardından Dımaşk ile Halep’i zapt ettiği sırada, Memlük tahtına da Emir Seyfüddin Kutuz geçmişti. Suriye’nin pek çok yerini istila eden Hülagü, Kutuz’a elçiler gönderip kendisine mukavemet göstermeden teslim olması çağrısında bulundu. Hülagü’nün tehditlerine aldırış etmeyen Emir Kutuz, bütün Müslümanları cihada ve Moğol istilalarına dur demeye çağırdı.

Sultan Kutuz’un, Baybars komutasındaki öncü birlikleri Gazze’ye sevk ettiği (26 Temmuz 1260) sırada Gazze’de bulunan Moğol komutanı Baydara da durumu başkumandan Ketboğa Noyan’a bildirdi.

Gazze’ye ilk varan Baybars, Moğolları bozguna uğratarak oradan uzaklaştırdı. Kısa bir süre sonra Sultan Kutuz’un emrindeki Memlük orduları ve Suriye’deki Moğol ordularının başında bulunan Ketboğa Noyan’ın emrindeki Moğollar Gazze’ye doğru harekete geçti.

Aynıcalut’a varınca bütün kumandanlarını bir araya toplayan Kutuz, Moğolların İslam âlemine verdiği zararlar, yaptıkları zulüm ve yağmalarla ilgili etkileyici bir konuşma yaptı ve bütün ordunun gönlünde yanan cihat ateşini iyice körükledi. Daha sonra orduyu ikiye bölen Sultan Kutuz, bir kısmın ormanlık alanda pusuya yatmasını emrederken ordunun diğer kısmını da Baybars’ın komutasında ileri sürdü. Kafasındaki plan, kadim bir Türk savaş taktiği olan “sahte ricat” taktiğini uygulamaya koymaktı. Moğol orduları ise Memlüklerden sadece bir gün sonra Aynıcalut’a gelmişti.


Gün doğumuyla harekete geçen ve Memlük ordusunu gördüğünden ibaret sanan Ketboğa bütün ordularıyla hücum edince Baybars ani bir hamleyle geri çekildi. Ordunun geri kalanından habersiz olan Moğollar, Baybars’ın ardına düşünce pusuda bekleyen İslam orduları tarafından kuşatıldı. Öğleye kadar süren savaşın sonunda Moğollar böylece ağır bir yenilgiye uğradılar. (3 Eylül 1260)


Zor bir dönemde Memlüklerin başına geçen Türk hükümdar Seyfüddin Kutuz ve onun önemli kumandanlarından Baybars el-Bundukdari’nin imani, akli, askerî ve siyasi başarısı olan bu zaferle Moğol akınları ve zulümleri durmuştu. İslam ve dünya tarihinde önemli kırılma noktalarından biri olan Aynıcalut Savaşı sonrası İslam beldelerindeki trajik Moğol istilaları son bulmakla kalmadı, Suriye ve Mısır’ı ele geçirdikten sonra kuvvetle muhtemel Batı Avrupa’ya ilerleyecek olan Moğol yürüyüşünün de önüne geçilmiş oldu.


Moğolların “durdurulamaz, önlenemez, yenilmez…” olduğuna dair kanıksanmış anlayışı yıkan bu zafer, İslam âleminin inanç ve cesaretini perçinlemiş, Moğolların İslam’a yönelmelerini de sağlamış oldu. Ayrıca tıpkı Hz. Davut’un Calut’a galibiyeti gibi Filistin ve Gazze başta olmak üzere bütün Müslümanlara sembolik bir direniş ve zafer örneği olarak tarih sayfalarında yerini aldı.