AYNADAKİ
YÜZ
Dr. Elif ERDEM
Diyanet İşleri Uzmanı

عَنْ أَبِى مُوسَى عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ : إِنَّمَا مَثَلُ الْجَلِيسِ الصَّالِحِ وَالْجَلِيسِ السَّوْءِ كَحَامِلِ الْمِسْكِ وَنَافِخِ الْكِيرِ فَحَامِلُ الْمِسْكِ إِمَّا أَنْ يُحْذِيَكَ وَإِمَّا أَنْ تَبْتَاعَ مِنْهُ وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ مِنْهُ رِيحًا طَيِّبَةً وَنَافِخُ الْكِيرِ إِمَّا أَنْ يُحْرِقَ ثِيَابَكَ وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ رِيحًا خَبِيثَة

“İyi arkadaşla kötü arkadaşın örneği, misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın!”

(Müslim, Birr, 146)

Sosyal bir varlıktır insan. Hemcinsleriyle birlikte olmayı, ünsiyet kurmayı arzu eder. Birlikte oynadığı, birlikte gülüp birlikte ağladığı, korkularını ve ümitlerini, ideallerini paylaştığı arkadaşları olsun ister. Kapısını samimiyetle açacağı bir komşusu, her koşulda teklifsiz yanına varacağı bir dostu, acısıyla tatlısıyla hayatı birlikte paylaşacağı bir eşi olmasını hayal eder. Velhasıl yalnızlık Allah’a mahsustur, insan içinse hayat diğerleriyle birlikte anlamlıdır. Ve insanın hayatında “diğerleri”nin belirleyici bir rolü vardır. Bu yüzden diğerlerinin kim olduğuna iyi karar vermek gerekir. İçine doğduğu aileyi seçemez insan ama arkadaşlarını belirlemek onun elindedir.

İnsanın kişiliği, yaşam tarzı ve hayata bakışı arkadaşıyla şekillenir. İnsan, birçok şeyi farkında olmadan ve özel bir çaba harcamadan yanı başındaki arkadaşından öğrenir. Onun yediği, içtiği, giydiği, izlediği ve desteklediği kendisine hoş gelir. Arkadaşının davranışlarını benimser ve kendi fiilleri arasına katar. Böylece iyi alışkanlıkları da kötü alışkanlıkları da arkadaşından edinir ve onun ahlakıyla ahlaklanır kişi. Değişir, dönüşür, Allah Resulü’nün veciz ifadesiyle “dostunun dini üzere” olur. (Ebu Davud, Edeb, 16) Bu yüzden arkadaş çevresi, kişiyi tanımanın önemli bir göstergesidir. Hatta tasavvuf erbabı bazı kimseler, kişinin nefis muhasebesi yapması için arkadaşı vesile sayar, arkadaşın kişiye kendi hâlini yansıtan bir ayna olduğunu dile getirirler. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” sözü bu gerçeği anlatmaktadır.

Arkadaşın iyisi nimettir, misk taşıyan biri gibidir. Hadiste buyurulduğu gibi ya sana miskinden ikram eder ya ondan bu güzel kokuyu sen satın alırsın, hiç değilse onun yanına geldiğinde güzel bir rayiha duyarsın. Sana muhakkak bir faydası dokunur. Mutluluğun katlanır onunlayken, ızdırabın hafifler, korkuların yatışır, endişelerin silinip gider. Resul’ün, (s.a.s.) zorlu hicret yolculuğunda bunalan mağara arkadaşını, “Üzülme, Allah bizimledir.” sözleriyle teskin ettiği gibi yüreğine ferahlık verir dostun iyisi. Resul’e (s.a.s.) yoldaş olan sahabiler gibi sahip çıkar dostuna, varlıkta da yoklukta da bir an olsun yalnız bırakmaz. Dostun iyisi güven verir, sen varken de yokken de seninledir, sözleri ve tavırları lehinedir. Sana destek verir. Sadıktır, vefalıdır, iyiliğini gözetir. İyilik ve takva üzere yardımlaşırsın onunla, el ele verir, hayır hasenata koşarsın. O varken istikametini şaşırmazsın, ashab-ı kehf gibi birlikte zulme başkaldırır, doğru yolda güçlü adımlar atarsın. İyi arkadaş, değerine değer katar, seni yüceltir. Bu yüzden Rabbimiz “doğru kimselerle beraber olmayı” salık verirken (Tevbe, 9/119) müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmekten menetmiş (Nisâ, 4/144) ve kendisine itaat edenlerin peygamberler, sıddîkler, şehitler ve iyi kimselerle birlikte olacağını haber vermiştir. “Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisâ, 4/69)

Kötü arkadaş ise körük üfüren kimse gibidir. Saçtığı kıvılcımlarla yakar elbiseni, doğrudan zarar veremese de kötü kokusuyla seni rahatsız eder. Muhakkak bir kötülüğü dokunur sana. Kötü arkadaş sana kötülüğü güzel gösterir, zulmü gözünde normalleştirir. Daima şerri telkin ederken hayırlı işlerden alıkoyar. Bencil hırslarına seni ortak eder, günah ve düşmanlık peşinde koşarsın onunla. Başkalarının kuyusunu kazarsın; arkasından konuşur, hatasını ararsın. İç huzuru olmadığı için sana da hayatı dar eder kötü arkadaş. Herkesi eleştirir, kendi hayatına çekidüzen vermek yerine etrafı çekiştirir. Kötü arkadaş güçtür, güç verir, cesaret verir sana ama şer yollarda. Kendi başına yapmaya çekindiğini onun teşvikiyle kolayca yaparsın, üzülmezsin de yaptığına. Onun aferinleri seni daha da yüreklendirir; ardına bakmaz, kırıp döktüğüne aldırmazsın, pervasızca günah işler, utanç duymazsın, kalbin kararıp mühürlenir farkına bile varmazsın. Kötülük karakterin olur. Kâinatın göz bebeği olarak eşsiz güzellikte yaratılmışken değersizleşir, aşağıların aşağısına yuvarlanırsın. Hesap günü pişman olur, “…Keşke falanı dost (halîl) edinmeseydim.” (Furkân, 25/28) dersin ama nafile. “Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.” (Nisâ, 4/38) Hem dünyanı hem ahiretini karartır. O yüzdendir ki yalnızlık, kötü arkadaştan evladır.

Arkadaş! Aynaya baktığında kimi görmek istiyorsan ona gör ver kararını. Kötü arkadaştan elini çek, iyilerle dost ol ki En Yüce Dost da seninle olsun. Bil ki O’nun dostlarına korku yoktur ve onlar hiç üzülmeyeceklerdir. (Yûnus, 10/62)