AYASOFYA’NIN
ÜÇ DÖNEMİ:
İNŞA, FETİH, İHYA
Dr. Erkan TÜRKSEVEN
Taşın kazandığı muhteşem zafer
Ayasofya!
Ah, Ayasofya,
Kan gölünde açan beyaz nilüfer!
Beşir Ayvazoğlu
Yıkımların, zaferlerin, hüzünlerin ve ihtişamın tanığı Ayasofya... Doğu ile Batı’nın, acımasız savaşların hafızası... Beşir Ayvazoğlunun tabiriyle “kan gölünde açan beyaz nilüfer”... Her taşına bir medeniyetin duası, her kubbesine bir imparatorluğun hayali işlenmiş bu mabet, mimari zarafeti, kültürel derinliği ve dinî anlamıyla insanlık tarihinin ortak mirası olarak eşsiz bir öneme sahip. Yüksek kubbesi, etkileyici mozaikleri ve devasa sütunlarıyla mimarlık tarihine damgasını vuran, farklı medeniyetlerin sanatsal ve kültürel birikimini bir araya getiren bu yapı çağları aşıp gelen kadim bir hikâye anlatıyor.
İlk İnşa Süreci ve Acı Dolu Yıllar
Hagia Sophia yani “Kutsal Hikmet” mabedi, ilk olarak 360 yılında inşa edilmişti. Ahşap çatılı olarak inşa edilen bazilika, çok uzun ömürlü olmamış ve bir iç ayaklanma sırasında yakılmıştı. Sonrasında kilise tekrar inşa edilerek 415 yılında ibadete açılmıştı. Ne var ki bu yapının da kaderi ilki gibi olmuş ve 532’deki bir ayaklanmada o da yakılmıştı. Justinianos’un kilisenin yeniden yapılmasını emretmesi üzerine yangından bir ay sonra Ayasofya’nın tekrar inşasına başlanmıştı. Üçüncü yani bugünkü Ayasofya 27 Aralık 537 günü açılışı yapıldığında dünyanın en hızlı inşa edilen mabedi ünvanına sahip olmuştu. Aynı zamanda Mısır Piramitlerinden sonra dünyanın en büyük ikinci yapısı idi. Açılışta Doğu Roma İmparatoru Justinianos, Süleyman aleyhisselama şöyle seslenmişti: “Görüyor musun Ey Süleyman!? Seni geçtim.” Yapı, çağ açıp çağ kapatan büyük fethe kadar geçen yıllar boyunca, çoğu mezhep çatışmalarından kaynaklanan birçok yağma ve istilaya şahit olmuş, birçok kez tahrip olup tamir görmüştü. Bu istilalar sırasında mabedin maddi yapısına olduğu gibi maneviyatına da ciddi zararlar verilmişti. Hagia Sophia adıyla Hristiyanların kutsal üçlemesinden “Hikmet”e adanmış olan mabet özellikle 1204’teki 4. Haçlı Seferi’nde manevi anlamda ciddi zarar görmüş ve âdeta Ortodoks rahibelerine tecavüz edilen bir yere dönüşmüştü. Aynı dine mensup topluluklar mezhep farklılıkları gerekçesiyle kutsal mabetlerini bile gözlerini kırpmadan yağmalayabiliyor, tahrip edebiliyor ve kirletebiliyordu.
Fetih ve Dönüşüm
Resul-i Ekrem Efendimizin (s.a.s.) müjdesine mazhar olan Büyük Sultan, 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethettikten sonra fethi tescillemek için köklü bir geleneği takip etmiştir. Bu gelenek uyarınca, fethedilen şehrin en büyük mabedinde ilk ezan okunur, ilk cuma namazı kılınır ve bu mabede “Fethiye Camii” adı verilir, diğer ibadethanelere ise dokunulmazdı. Fatih, Ayasofya’da bu geleneği bizzat uygulamıştır. Fethin sembolü olarak sancağını mihrabın bulunduğu yere dikmiş, ilk ezanı kendisi okumuş ve iki rekat şükür namazı kılmıştır. Bu eylemlerle Ayasofya’yı camiye dönüştürdüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir.
Fetih sonrasındaki üçüncü günde Ayasofya, fethin manevi önderi olan Akşemseddin’in imametinde ilk cuma namazına ev sahipliği yapmıştır. Bu önemli olay için Ayasofya’ya hızla, tahtadan bir minare ile birlikte mihrap ve minber eklenmiştir. Fatih Sultan Mehmet, mabedin içindeki taşınabilir heykellerin ve ikonaların dışarı çıkarılmasını, duvarlardaki mozaiklerin ise kireçle kaplanmasını emretmiştir. İlk cuma namazında orduya bir hutbe de okumuştur. (https://www.ayasofyacamii.gov.tr/)
Ayasofya Külliye Oluyor
Fetih öncesi kendi din mensupları tarafından defalarca tahrip edilen Ayasofya’ya kutlu fetihten sonra tüm Osmanlı sultanları tarafından ayrı bir önem verilmiş, hüsnihat ve çinicilik gibi Türk sanatlarının en zarif örnekleriyle süslenmiş ve mabede yeni estetik değerler kazandırılmıştır. Böylece Ayasofya sadece camiye dönüştürülmemiş, aynı zamanda insanlığın bu ortak mirası ihya edilmiştir. Medrese, kütüphane ve sebiller, imarethane ve sıbyan mektebi gibi yapılar ile Ayasofya zamanla tam tekmil bir külliyeye dönüştürüldü. Bu yapıların ilkinin Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan medrese olması da ecdadımızın ilme verdiği önemin açık bir göstergesidir. Ayrıca 21 Nisan 1740 tarihinde mabedin içine I. Mahmut tarafından bir kütüphane yaptırıldı. Kütüphane kurulduğu zaman dört bin eserden oluşan özel bir koleksiyona sahipti. 1968’de bu eserler Süleymaniye Kütüphanesine taşındı.
Osmanlı medeniyeti insana verdiği değerle de her asırda öne çıkmaktaydı. Ayasofya’nın avlusundaki imarethaneden fakir insanlara aş; sebillerden de normal zamanlarda su, bayram ve kandil gibi önemli günlerde şerbet dağıtılırdı. Ayasofya’nın içinde bulunan iki büyük mermer küp de bu amaçla kullanılmaktaydı. Bu küpler Helenistik Dönem’e ait olup III. Murat tarafından Bergama’dan getirtilip yerleştirilmişti. Bergama’nın konumu ve küplerin büyüklük ve hassas yapısı düşünüldüğünde Sultan’ın bu bilgiye sahip olması ve estetik kaygısı takdire şayandır.
Mimar Sinan’ın Dokunuşu ve Yapının Korunması
Ayasofya’ya en büyük önemi veren sultanlardan biri de II. Selim Han’dı. Ayasofya, gerek hızlı inşa sürecinden kaynaklanan mimari hatalar gerekse tarih boyunca geçirdiği doğal afet ve uğradığı yağmalar sebebiyle oldukça yıpranmış bir durumdaydı. II. Selim fethin sembolü olan bu yapının tamiri için “Koca Mimar” Sinan Ağa’yı görevlendirdi. Kanuni, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde başmimarlık yapan Mimar Sinan’ın yapıya yaptığı ekleme ve desteklerle öncesinde defalarca yıkıma uğrayan yapı günümüze değin birçok büyük depremi sorunsuz atlatmayı başardı.
Müze Dönemi ve Yeniden İbadete Açılışı
Fatih Sultan Mehmet’in 481 yıl cami olarak kullanılan vakfiyesi 1934’te bir bakanlar kurulu kararıyla müzeye dönüştürüldü ve 86 yıl cemaatten mahrum kaldı. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneğinin Danıştay’a açtığı dava sonucunda, Danıştay 10. Dairesi Ayasofya’yı müzeye çeviren 24 Kasım 1934 tarihli bakanlar kurulu kararını iptal etti. Hemen ardından yayımlanan 2729 sayılı, 10 Temmuz 2020 tarihli ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan imzalı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Ayasofya, 24 Temmuz 2020 Cuma günü Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kılıçla verdiği cuma hutbesi ile tekrar ibadete açıldı.