AŞURE GELENEĞİ

Ayşe ÜNÜVAR

Nohut fasulye buğday

Bir kaşık tarçınla tane tane nar

Buyurun dostlar aşuremiz var!

Eskidendi, eskimeyen zamanlardan, dağların dağlara kavuştuğu, insanın insanı anladığı, yürekçe konuşulduğu zamanlardan…

İnsanın olduğu her yerde görenek, örf, âdet düsturu ile hareket edilir; acılar, üzüntüler, sevinçler mutluluklar beraberce bir yol bulunarak geleneğe dönüştürülür; böylece ya yaralar sarılır ya da yaraya beraber ağlanırdı. Toplum olmanın, bir arada yaşamanın getirdiği güzellikler öyle çoktu ki insan bu güzellikler neticesinde yaşama sarılıyor ve toplumsal huzur artıyordu. İşte bu güzel geleneklerden biri olan ve İslam kültürünün yaşandığı birçok yerde devam ettirilen aşure geleneği, muharrem ayının onuncu gününde Müslümanlarca kutlanmakta ve ağızlar tatlanmaktadır.

Dövme (aşurelik buğday) alınacak, geceden ıslatılacak, pişince içine envaiçeşit yiyecek atılacak. Kadınlar, aşuremiz lezzetli olsun diye, pazar pazar dövmenin iyisini bulmak adına koşuşturur dururlar. Aşure ayı geldiğinde koşturan sadece kadınlar değildir.

Ne güzeldir böyle bir araya gelmek, bir geleneği yâd etmek, dua etmek ve dua almak…

Geceden ıslatılan dövmenin içine kimin kesesi neye uygunsa onlar koyulur sabahında. Su, şeker, buğday asıl malzeme. Gerisi hem maharete hem de elde avuçta bulunana bağlı. İyice kaynar aşure, iyice pişer ki içine rengârenk atılsın ne varsa. Bir bakıma tatlı bir çorba bir bakıma tarihten gelen bir acının tatlıya bağlanmasıdır aşure. “Mâh-ı Muharrem’de âşûrâ bişirüp fukarâya bezl ederler.” der Evliya Çelebi Seyahatname’sinde. Âşır/Âşûr diye geçer bir de aynı kaynakta. Çocukken “Âşır ayı geldi.” derdi babaannem. Demek zamanla âşır, âşûr ve aşure oluvermiş bizim tatlı çorba…

Aşure, Hz. Hüseyin’in (r.a.) Kerbela’da şehit edilmesiyle ile ilgili olarak matemin tutulması anlamında da kullanılır kimi kaynaklarda. Yine Nuh’un (a.s.) gemisinin karaya çıktığında pişirildiğine dair bilgiler vardır. Hem zengine hem fakire dağıtılan bir çorbadır, der bazı kaynaklar… Öyle bir çorbadır ki haddizatında yan yana geldiğinde anlamsız olan çoğu malzeme, bu çorbanın içinde en büyük anlama ve tada ulaşır. Lezzetlidir, anlamlıdır ve tarihten bu yana bizi bir kılar bu çorba… Kimi niyetlerde tatlıdır, tatlandırır. Buğdayın içine şeker, şekerin yanına kaynadıkça neler neler atılır; nohut, fasulye, mısır, incir, üzüm, fıstık, fındık, nar bunların bazılarıdır. Kaselere, bardaklara, taslara, kutulara, kovalara katılır. Kapı kapı, konu komşu, hısım akraba kim varsa dağıtılır. Kimi kara kazanlar vurur kapı önüne, kova kova yollar yiyene içene, kimi bir tencere kaynatıverir küçücük evinde. Kimi de “Aşure yapılacak, kimin elinden ne gelirse!” deyip kurar kazanı orta yere. Herkese ne düşerse kimin ne kadara gücü yeterse ve kazan kazan aşurelerin bereketi yeter de artar cümle âleme…

Bereketlidir, tatlıdır. Dedim ya acıyı bal eyler bizim eller ve acıyı bal eyleye eyleye kucaklaşırız hayatla, töreyle, gelenekle… Kapı çalar, komşunun kızı aşure getirmiş; “Allah kabul etsin, bereketli olsun.” der, gelen kabı bir güzel yıkar veririz. İlk aşureyi kim getirecek? Kimin aşuresi daha tatlı, daha beyaz, daha duru olmuş; kadınlar bunun yarışına girerler ve sonra hepsi güzel, hepsi bereketli, hepsi tatlı diyerek “Gelecek yıla da çıkarsın Allah, yılına zamanına eriştirsin de seneye daha tatlı olsun.” deyip dualarla aşureyi ballarlar.

Ne mübarek bir çorbadır da ne varsa içinde erir tatlanır ve enfes bir lezzet alır… Nice değer gibi bizi birleyen aşuremizi anlatıverirken bakalım bir aşure ayında kimin payına hangi aşure düştü deyip kendi payıma düşen aşureyi anlatayım size. Yeni zamanlara kalsın, gençler de öğrensin deyip sıvadık kolları, “Okulumuzda aşure etkinliğimiz olacak.” düzenledik. Kazanları kurduk, buğdayı bir gece önceden ısladık. İçine Allah ne verdiyse attık. Her öğrenci başka bir işin ucundan tutarken ortaya en tatlı, en ballı, en güzel aşure çıkmaz mı? Çimenlere yayılıp oturduk, kasemize düşen aşurenin içinde bolca kavrulmuş fındık, fıstık, badem, üzerinde tarçın ve nar vardı. Bu aşure ayında Şehit Muhsin Kiremitçi Fen Lisesi öğrencilerimle aşurenin tadına hem biz hem de kurt kuş ne varsa baktık. Yılına zamanına ermek duası ile…