ANADOLU’NUN KADİM UYGARLIĞI ÜZERİNE KURULMUŞ BİR ŞEHİR: ÇORUM
Sümeyra YAMAN
Geçen yaz Çorum’a gittiğimizde bir aile meclisinde bir araya gelmiştik. Çocuklarım ve yeğenlerimle genç grubun kalabalık olduğu bir meclisti. Konu Çorum’daki insanların nevi şahsına münhasır konuşma tarzından ve kelime telaffuzlarından açıldı. Epey güzel vakit geçirdiğimizi hatırlıyorum. Çocuklarım da Çorum ağzıyla konuşmaya çalıştılar. Ortaya oldukça komik telaffuzlar çıktı. Çorum’da yaşayan ablacığım o esnada “Sizin gibi gonuşurum da şivem gayar diye gonuşmıyom.” deyince hepimizi bir gülmedir aldı gitti. Çoğu cümleden sonra tekrar edilen “heri” kelimesinin nereden çıktığı hâlâ anlaşılamamış, memleketimin konuşma tarzı ne de hoştur! Aslına bakarsanız her bir ilçenin kendine has kullandığı kelimeleri ve telaffuz biçimleri vardır. Çorum’a has birkaç kelimeden bahsetmeden geçemeyeceğim: Ellam (herhâlde, muhtemelen), badal (merdiven), âlemek (durdurmak), baba çıkasıca, öllühün körü (elinin körü), culuk (hindi), çöydürü çüş (tahteravalli), heşlenmek (bozulmak, ziyan olmak).
Canım memleketim Çorum, her ne kadar haritalarda Orta Karadeniz’de gösterilse de hem bitki örtüsü ve havası hem de kültürü itibarıyla tipik bir İç Anadolu şehridir. Şehre kara yoluyla girerken “Dünyanın merkezi Çorum’a hoş geldiniz.” yazısı sizi karşılar. Dümdüz bir ova üzerine kurulmuş olan şehrin havası da çok temizdir. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde insanların tedavi için bu şehre gönderildiği kaydedilmektedir. Rivayete göre, havası ve suyu güzel olduğu için Selçuklu sultanı Kılıçarslan, oğlu Yakub Mirza’yı ve yüzlerce çorluyu (bakımsız, zayıf hastalar) buraya göndermiş ve bu hastalar da sağlıklarına kavuşmuştur. Bundan dolayı şehre Çorum ismi verilmiştir.
Çorum’da yapılan arkeolojik kazılarda günümüzden yedi bin yıl öncesine ait kültürel izler bulunmuştur. En eski uygarlıklardan biri olan Hititlerin başkenti Hattuşa (Boğazköy) burada kurulmuştur. Hattuşa, UNESCO tarafından dünya kültür miras listesine alınmış dokuz bölgeden biridir. Hititler, MÖ 2000 yıllarında Kuzey Avrupa’dan gelip Anadolu’ya yerleşmiş, Asurluların Anadolu’dan çıkmak zorunda kalmasıyla idareyi ele geçirmiş ve Hitit devletini kurmuşlar. Anadolu’nun yerli halkı ile de kısa sürede kaynaşmışlardır. Hititlerdeki sanat-estetik ve kültür geleneği Mezopotamya ile başlar fakat Anadolu’ya göçle birlikte bu gelenek artık Anadolu motifleriyle bezenir. Hitit uygarlığı, Mısır uygarlığı kadar eski bir medeniyettir. Hititlilerle Mısırlılar arasında yapılan, tarihe ilk yazılı antlaşma olarak geçen Kadeş Antlaşması metin tabletleri Boğazköy’de bulunmuştur.
Hititlerin dinî merkezlerinden sayılan, arkeolojide Arinna olarak bilinen Alacahöyük ören yeri; 13 Kral Mezarı, tunç Güneş Kursu ve Sfenksli Kapıları ile Çorum’da görülmeye değer tarihî yerlerdendir. Ayrıca, Hattuşa’nın en büyük ve en etkileyici kutsal mekânı olan şehrin dışındaki yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı da antik tarihten günümüze kalan nadir eserlerdendir.
Çorum’daki tarihî mekanlardan bir diğeri Alacahöyük’tür. Burası Eski Tunç Çağı ve Hitit Çağı’nda çok önemli bir kült (dinî tören) ve sanat merkezidir. Alacahöyük’te dört uygarlık dönemine ait eserler bulunmuştur: Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu-Osmanlı dönemleri. Alacahöyük’teki höyük iki kattan oluşur. Birinci katta yan yana sıralanmış küçük evler vardır. İkinci katta ise höyüğün mabedi, büyük yapıları, özel blok evleri, sokakları, büyük küçük su kanalları, şehir suru, biri kabartmalı ortostatlarla (büyük boyutlu taş bloklar) süslü sfenksli (baş kısmı kadın görünümlü gövde kısmı aslan olan heykeller) ve poternli (gizli geçit) anıtsal kapıları mevcuttur. Laçin Kapılıkaya Anıtsal Kaya Mezarları, Koyun Baba Köprüsü, Kargı Yaylası ve Çorum Müzesi görülmesi gereken diğer yerlerden sadece bir kaçıdır.
Çorum denilince akla ilk leblebi gelir. Şehrin girişinde mis gibi leblebi kokusu sizi karşılar. Bir de çocukluğunuz bu şehirde geçmişse taze leblebi kokusunu her duyumsadığınızda çocukluk günlerinize dönüverirsiniz. Şehrin merkezine geldiğinizi, Yedi Sekiz Hasan Paşa’nın yaptırdığı büyükçe saat kulesini gördüğünüzde fark edersiniz. Eski ve yeni çarşılar bu saat kulesinin etrafında kurulmuştur. Merkeze uğrayan dostlar, tarihî baharatçılarımıza kesinlikle uğrayın, derim. Her tür baharatın tazesini orada bulursunuz.
Çorum merkezini gezerken her an karşınıza konaklar çıkabilir. Sayıları çok fazla olmasa da onları devasa modern binaların arasında dimdik ayakta görmek tarih şuurunuzu canlı tutar. Bunlardan bir tanesi de Veli Paşa Hanı’dır. Yozgat beylerinden Veli Paşa tarafından 19. yüzyıl sonunda yaptırılmıştır. Osmanlı Dönemi hanlarına örnek teşkil eder. Hem tarihî önemi ile hem de görüntüsüyle ziyaretçilerinin beğenisini kazanır. Veli Paşa Hanı bundan yüzyıllar önce aktif olarak kullanılırken sonrasında çeşitli restorasyonlar geçirmiştir. Ayrıca, Katipler Konağı, Taş Mağazası ve tarihî belediye binasını mutlaka görmelisiniz.
Ayakkabı arastası dediğimiz, aynı zamanda aradığınız pek çok gündelik şeyin de satıldığı eski çarşı hâlâ canlılığını korumaktadır. Seneler önce kurulan, modernize edilmemiş leblebi imalathaneleri ve onların satış yerleri orijinalliği ile yine saat kulesinin yakınında yerini almıştır. Etrafında çokça kahvehanelerin olduğu Ulu Cami tüm heybetiyle oradadır. Bu caminin diğer bir ismi Murad-i Rabi Ulu Cami’dir. Selçuklu Sultanı III. Alaaddin Keykubat zamanında, onun azatlı kölesi Hayrettin tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Cami bugünkü hâlini, geçirdiği büyük onarımlar sonucu almıştır. II. Bayezid zamanında 1446 tarihinde meydana gelen büyük depremde harap olmuş, Mimar Sinan tarafından onarılmıştır.
Çorum’un ilçelerinde de görülmeye değer yerler vardır. Osmancık ilçesindeki tarihî çeşme yüzyıllardır akmaya devam etmektedir. Baltacı Mehmet Paşa Çeşmesi, halkın su ihtiyacını karşılayan önemli bir çeşme olmanın yanı sıra tarihî açıdan da oldukça eski ve köklü bir yapıdır. Çeşme üzerinde bulunan kitabede o yıllara ait yazılar bulunmaktadır. Mecitözü Elvan Çelebi Camii ve Türbesi, Çorum’un Mecitözü ilçesinde bulunan Elvan Çelebi köyünde yer almaktadır. Âşık Paşa’nın oğlu Elvan Çelebi’ye ait olan bu türbe, oldukça eski yıllardan bugüne kadar varlığını korumuştur.
Çorum, genelde kurak ve çorak bir İç Anadolu şehri olarak bilinir; gerçekte ise parkları, bahçeleri ve ormanları ile oldukça yeşildir. Çam ormanları içinde kurulan Çatak Tabiat Parkı, yazın sıcaktan kaçanların, kışın ise kış sporu yapmak isteyenlerin uğrak yeridir.
Aksu Tabiat Parkı tam bir doğa harikasıdır. Yeşilin ve mavinin kucaklaştığı, 1450 metreyi bulan yüksekliği ve çeşit çeşit ağaçlarıyla canlı bir doğa müzesidir. Sessizliğin olağanüstü güzelliklerle buluştuğu bu ormanda kızılgeyik, karaca ve vaşak gibi ender görülen yabani hayvanlara rastlamak mümkündür.
Şehrin merkezine yakın bir başka doğa harikası da Sıklık Tabiat Parkı’dır. Doğa yürüyüşleri, günübirlik geziler, piknik, çadır ve karavan kampı yapabileceğiniz oldukça geniş bir ormanlık alandır. Sıklık’taki seyir terasından şehri kuş bakışı izleyebilir ve yeşilin güzelliğini doya doya temaşa edebilirsiniz.
Şehrin tam ortasında kurulan Kent Park, bisiklet yolları, yapay göleti, çocuklar için kurulan oyun parkları ve piknik alanları ile türlü türlü dinlenme ihtiyaçlarına cevap veren oldukça geniş bir mekândır. Yeşilsu Tabiat Parkı, İncesu Kanyonu ve Alacahöyük Hitit Barajı Çorum sınırları dâhilinde bulunan ve mutlaka gezip görülmesi gereken diğer dinlenme alanlarıdır.
Anadolu’nun her bir şehrinin kendine has yemekleri vardır. Çorum’un ise her bir ilçesinin hususi lezzetleri bulunur. En lezzetli su böreğini Çorum’da yersiniz. İncecik açılmış yufkaların içine kıyma ve maydanoz konularak yapılan bu böreği başka bir yerde bulamazsınız. Ağızda dağılan baklavasının lezzetini tatmadan bilemezsiniz. İç Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi Çorum’da da hamur işleri çeşit çeşittir. Haşhaşlı çöreği, yanıcı, cızlağı, katmeri, etli ve sade mantısı, sayamadığımız daha nice hamur işleri ile sizi lezzetin doruklarına çıkarır. Çatal aşı çorbası, keşkek, sırık kebabı mutlaka tadına bakılması gereken Çorum mutfağı ürünlerindendir. İskilip dolması lezzetiyle meşhurdur. Çorum’u ziyaret eden bir kişinin ilk deneyeceği yemek bu olmalıdır. Dolma dediğimize bakmayınız. Aslında o etli bir pilav görünümündedir. Bu yemek, özel kazanlarda, odun ateşinin üzerinde saatlerce pişirilir. Kazanın en alt katına etler dizilir, üst katına da soğanla kavrulmuş pirinçler bir torbanın içine konarak yerleştirilir. Uzun saatler boyunca pişen etin buharı ile pirinç de pişer. Servis yapılırken pilavın üzerine etler konulur, biraz da suyundan eklenir. Kazandaki et suyuyla ayrıca şehriye çorbası yapılır. Bir İskilip dolmacısına giderseniz şehriye çorbası, dolma, bol sarımsaklı-sirkeli cacık ve un helvası bir arada aynı tepside sunulur.
Çorum, Hititler’den kalma tarihî yerleri, ormanları, ırmakları, geniş mekânları, her mahalledeki tertemiz parkları, lezzetli yemekleri ve samimi insanları ile Anadolu’nun en şirin şehirlerinden biridir.