ALIŞVERİŞİN AHLAKI, İMANIN ÖLÇÜSÜ
Dr. Mevlüt HALİLOĞLU
Adıyaman Müftüsü
”… مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا“
“...Bizi aldatan bizden değildir.”
(Müslim, İman, 164)
Tarih boyunca insanlar, hayatlarını idame ettirecekleri temel ihtiyaç maddelerini paylaşarak, takas yaparak, değerli madenleri ve kıymetli kâğıtları kullanarak geliştirdikleri çeşitli yöntemlerle alışveriş yapmışlardır. Tarihî süreç içinde bazı yerler alışverişin yoğun olarak yapıldığı ticaret merkezleri olmuştur. Mekke de bu ticaret merkezlerinden biridir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), risalet görevi öncesinde aktif olarak ticaretle uğraştığı gibi sonrasında da ticaretin içinde olmuştur. (Buhari, Büyu’, 33) Ticaretin yoğun bir şekilde yapıldığı Mekke’de doğup orada yaşayan Allah Resulü’nün (s.a.s.) peygamberlik görevi sonrasında da alışverişle meşgul olmasını yadırgayan (Furkan, 25/7) Mekkeli müşriklere cevap mahiyetinde Yüce Allah (c.c.), Peygamberimizin de başka insanlar gibi ticaret yapmasının (Furkan, 25/20) tabii bir durum olduğuna işaret etmiş; “Ey insanlar, mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaret bunun dışındadır…” (Nisa, 4/29) buyurarak insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan alışverişi yapabileceklerini bildirmiştir. Bütün Müslümanlar için örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), alışverişlerde de ashabına örnek olmuş, yaptıkları hataları düzeltmiş ve onlara birtakım tavsiyeleri olmuştur.
Allah Resulü (s.a.s.), Medine pazarında dolaşırken bir satıcının buğday yığınına elini daldırarak onun ıslak olduğunu gördüğünde, bunun sebebini sorduğu satıcının yağmurun ıslattığını söylemesi üzerine, “Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı da üste koyman gerekmez miydi?” (Müslim, İman, 164) diyerek onu uyarmıştır. Islak buğdayların alt kısma saklanılmasının insanları kandırmak olduğuna işaret eden Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), “Müslümanlar arasında aldatma olmaz. Bizi aldatan bizden değildir.” (Darimi, Büyu’, 10) buyurmuştur.
Ticari hayatın inceliklerini bilen Allah Resulü (s.a.s.), alıcı ve satıcının, alışveriş yaptıkları malın özelliklerini ve bedeliyle ilgili detaylarını bilmesi gerektiğine işaret ederek bu durumu alışverişin bereketi olarak görmüştür. (Ebu Davud, Büyu’, 51) Ticaret yaparken malın kusurunu gizlemek, alışverişin bereketini götüreceği gibi haksız kazanç elde edilmesine de sebep olacaktır. Bu meyanda Allah Resulü (s.a.s.), “Kusurunu açıklamadığı bir malı satan kimse, Allah’ın gazabı altındadır…” (İbn Mace, Ticaret, 45) buyurarak kusurlu malı, kusurunu bildirmeden din kardeşine satmanın helal olmayacağı uyarısında bulunmuştur.
“Dürüst ve güvenilir tüccar, mahşerde peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir” (Tirmizi, Büyu’, 4) buyuran Allah Resulü (s.a.s.), Müslümanların ticaret yaparken dürüst ve samimi olmalarını, birbirlerini aldatmamalarını; satılan malın daha kıymetli olduğunu göstermek için hile yapmamalarını istemiştir. Mesela satışa çıkarılan hayvanların daha sütlü olduğunu göstermek için birkaç gün sağılmadan satışa sunulmasının alıcıyı aldatmak olduğunu söylemiş ve bu davranışın Müslüman'a yakışmayıp haram olduğuna işaret etmiştir. (İbn Mace, Ticaret, 42) Satışa çıkarılan hayvanların daha semiz ve kilolu olmasını sağlamak için satış öncesi tuz ve yem verilip su içirilmesi de aynı şekilde alıcıyı aldatmaktır. Satış için pazara gelen malın daha pazara girmeden karşılanıp satın alınması, pazar fiyatları belirlenmeden malların ucuza toplanıp tekelleşmesine sebep olacaktır. Yine gerçek alıcı gibi hareket edip müşteri kızıştırmak da fiyatların suni olarak artmasına yol açacaktır. Dolayısıyla Müslüman’ın aldatıcı her türlü hareketten uzak durması gerekmektedir.
Alışverişte önemli hususlardan biri hiç şüphesiz ölçü ve tartıya riayet etmektir. Kur’an-ı Kerim’de daha önceki ümmetlerin helak olma sebepleri arasında ölçü ve tartıyı doğru yapmayarak haksız kazanç sağlamaları da sayılmakta (Hud, 11/84) ve bundan dolayı ağır bir azaba uğratıldıkları hatırlatılmaktadır. Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), ümmetini böyle bir azaba karşı sık sık uyarmıştır. Mesela ticaret erbabına hitaben “Siz, daha önceki toplumların helakine sebep olan iki işi (ölçü ve tartı) yapmayı üstlendiniz.” (Tirmizi, Büyu’, 9) uyarısı bunlardan biridir. Ölçü ve tartıda hile yapıp satın aldıkları zaman tam ama sattıkları zaman eksik ölçenlere ahireti hatırlatan ayetlerin (Mutaffifin, 83/1-4) inzalinden sonra Medinelilerin bu konuda daha hassas olduklarını müşahede eden (İbn Mace, Ticaret, 35) Allah Resulü (s.a.s.), “Ya Rabbi, bunların ölçü ve tartılarını bereketli kıl.” (Buhari, Büyu’, 53) diye dua etmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) rahle-i tedrisinde yetişen birçok ashabı, dünyanın pek çok yerine yaptıkları ticari seyahatlerde dürüstlükten ayrılmadıkları için insanlara güven vermişler ve gittikleri yerlerde İslam’ın daha çabuk yayılmasında önemli rolleri olmuştur.
Sözün özü, İslam ahlak dinidir. Ticari faaliyetlerin yürütülmesinde hukuki kurallar olsa da temelinde ahlaki prensipler belirleyici durumdadır. Ticaret hayatında ve günlük sıradan alışverişlerde yalana, hileye tevessül etmemek, dürüst iş yapmak ve böylece vicdanen rahat olup kazancın helal olması bir Müslüman’ın hayat düsturu olmalıdır. Hayatı ve bize intikal eden hadis küllliyatı genel olarak incelendiğinde Hz. Peygamber’in (s.a.s.), Müslümanların hayatın her alanında dürüst olmalarını, birbirlerini aldatmamalarını tavsiye ettiği görülecektir. Onun, Müslümanların birbirlerini kandırmamaları, aldanmamaları ve aldatmamaları ile ilgili emir, yasak, uyarı ve tavsiyelerinin çoğunluğunun alışverişle ilgili olduğu dikkat çekmektedir. Bu meyanda Allah Resulü (s.a.s.), “Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman, 164) uyarısını kusurlu malı gizleyen bir satıcıya hitaben söylemiştir. Bu bize, dünya malının günlük hayatımızın devamı için bir imtihan olduğunu (Tirmizi, Zühd, 26), birbirimizi aldatmayıp dürüst ve güvenilir olmamız; helale ve harama dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatmaktadır.