ÂLEM İÇRE ÂLEM

Muhammed Kâmil YAYKAN

Güneş sistemini hepimiz biliriz. Merkezde Güneş’in olduğu etrafında pervaneler misali gezegenlerin döndüğü, Dünya, Jüpiter, Mars, daha önce bu köşede ağırladığımız Kuiper Kuşağı ve dahi nice gök cisminden mürekkep uzay adacığı. Maket canlandı değil mi zihninizde? Yörünge olarak adlandırdığımız hayalî çember içinde çember, âlem içinde âlem. Haydi biraz kafa karıştıralım. Bu çemberlerin biri olan Dünyamızı ele alalım. Dünya’nın içinde ama Dünya büyüklüğünden çok daha büyük, var olan ama baytlar dışında herhangi bir somut karşılığı olmayan, hem herkesin yaşayabileceği hem de içinde yaşayanların aslında orada gerçekten olamayacağı bir yer düşünelim. Evet evet, sanal âlemlerden ya da güncel adıyla metaverse denilen şeyden bahsediyorum. Hazırsanız başlıyoruz?

Temelden ele alalım. Nedir şu metaverse? Metafizik sözcüğünden tanıdığımız ve öte anlamına gelen İngilizce meta sözcüğü ile evren anlamına gelen universe kelimelerinin birleşiminden meydana gelen bir terkip metaverse. “Öte evren” tanımlamasıyla Türkçeleştirebileceğimiz dijital, sanal, üç boyutlu ve aynı anda pek çok duyuya hitap eden bir teknoloji mahsulü.

İnternet teknolojilerinin geldiği nokta, bugün karşımıza bambaşka kapıları açıyor. Bu açılan kapıda doğrudan kullanıcı deneyimine dönük tecrübeler bizi bekliyor. Şöyle ki, market raflarından sepete koyduğumuz makarna paketini şimdilerde çeşitli uygulamalar marifetiyle dokunmatik ekranlarımızdaki seçimlerle sepete ekliyoruz. Metaverse âleminde ise yine markete gidiyoruz. Bu market tabii ki dijital. Bu seferki mekân az önce bahsettiğimiz ekranın iki boyutlu yapısından çok farklı, üç boyutlu. Gittiğimiz bu markette yine raflar arasında geziniyor ve aynı makarna paketini sepete kendi ellerimizle yerleştiriyoruz. Ya da iş arkadaşlarımızla önemli bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Bu sefer dijital bir ofisteki sanal bir masa etrafında yerlerini alıyor avatar dediğimiz sanal kopyalarımız. Veya en yakın ana karadan binlerce kilometre uzaktaki Paskalya Adası’nı geziyoruz, oradaymışçasına Moai heykellerini görebiliyoruz.

BİLİYOR

MUSUNUZ?

Metaverse pek çok sanal evrenin aynı anda var olabildiği bir evreni tanımlıyor aslında. Kabul, biraz karışık oldu bu cümle. Şöyle açmaya çalışalım; metaverse içinde pek çok farklı evren iç içe. Yüzüklerin Efendisi serisindeki meşhur Hobbit kasabası olan Shire’da Star Wars filmlerinden hatırladığımız uzay araçlarıyla gezinti yapmayı mümkün kılıyor bu iç içelik. Birbirinden farklı iki fantastik evreni bir araya getiren bu devasa yapı içinde bugüne kadar insanoğlunun ürettiği her neviden bilgi ve eser mevcut olacak gibi görünüyor.

Metaverse için tabii ki olmazsa olmazımız internet. İnternet ile metaverse ilişkisi çamaşır makinesi ile elektrik ilişkisine benziyor. Yani çalışması için başlıca faktör. Burada hız dediğimiz bağlantı ve aktarım kalitesi de devreye giriyor. Kullanıcıların neredeyse aynı anda aynı bilgilere ulaşabileceği kadar büyük bir hız. Son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz 5G’nin bile metaverse için yetersiz olacağı, 6G teknolojisinin bu hızı yakalayabileceği tartışmaları çoktan yapılmaya başlandı bile.

PEKİ NASIL?

Metaverse için şu anki bilinen görüntüleme aygıtlarından farklı monitörleri kullanmak gerekecek gibi görünüyor. Artırılmış gerçeklik gözlükleri ile bu ihtiyaç karşılanmaya başladı. Çevremizde görmeye başladık bile bu gözlükleri hatta kullananınız bile vardır belki de. Gelişen teknoloji bu gözlükleri çeşitlendirip daha kompakt hâle getiriyor. Kim bilir bugünün gözlüklerinin yerini yakın bir gelecekte dijital lensler alabilir.

Gözlüklerden konu açılmışken giyilebilir teknolojiden de bahsedelim. Hızla gelişen bu teknolojik ürünler de metaverse evrenine geçiş için kullanacağımız araçların arasında yerini alacak. Elle kontrolü mümkün kılacak joysticklerden tutun işitme duyumuzu harekete geçirecek ses sistemleri gibi çeşitli alanlarda her gün yepyeni bir ürün karşımıza çıkıyor. Ayakkabılar, pantolonlar, tişörtler, şapkalar… Yelpazeyi genişletmek mümkün.

DAHA FAZLASINI MERAK EDENLERE

ÖNERİLER

Dijitalleşmeye daha derin bir bakışla hazırlanan, Başkanlığımızın son zamanlarda yayımladığı dikkat çekici eserlerden biri olan, dijital gelişmelerin günlük rutinlerimize yansımasını irdeleyen Yapay Zekâ, Transhümanizm ve Din

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ın okurlar tarafından çok rağbet gören Beyin Sizsiniz serisinin son kitabı Beyin Sizsiniz 5.0 - Metaverse: Holistik Çağ

Bu evrenin nasıl işlediğini oldukça net bir anlatımla karşımıza çıkaran Steven Spielberg imzalı, 2018 yapımı bilim kurgu filmi Başlat: Ready Player One