AHİRET İMTİHANININ KAÇINILMAZ SORULARI

Dr. Halil KILIÇ
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı


لاَ تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلاَهُ وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ.

“Kıyamet gününde Âdemoğlu şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamaz: Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden.”

(Tirmizi, Kıyame, 1.)

İnsan hayatı baştan sona bir imtihandır. Daha iyi bir okul kazanmak, meslek sahibi olmak, kariyer basamaklarını çıkmak için hep sınavlardan geçeriz. Bu sınavlara hazırlık yapar, konulara çalışır, örnek sorular çözeriz. Çünkü biliriz ki hazırlıksız başarı gelmez. Fakat bu dünya imtihanlarının telaşı bazen bize asıl büyük imtihanımızı unutturur: Ahiret imtihanı.
Ahiret imtihanının soruları önceden bildirilmiştir. Sonucu da dünyadaki hiçbir başarıyla kıyaslanamayacak kadar büyüktür. Kazananı ebedî saadet, kaybedeni ise sonsuz hüsran beklemektedir. İşte Peygamberimiz (s.a.s.), bu hadisiyle bizlere ahiret imtihanının temel konularını bildirerek hayatımıza yön vermektedir.
Geliniz şimdi, bu büyük sınavın soru başlıklarına birlikte bakalım.
Ömrünü nerede ve nasıl geçirdin?
Ömür, sahip olduğumuz ve her an tüketmekte olduğumuz en kıymetli sermayemizdir. İnsan bu sermayesini özgür iradesiyle dilediği gibi kullanır, tercihlerde bulunur. Ancak her tercihin bir hesabı olacaktır. Bu yönüyle ömür sermayesi, ya akıllıca değerlendirildiğinde ebedî saadetin kapısını aralayacak ya da heder edildiğinde insanı sonsuz hüsranla baş başa bırakacaktır. İşte yukarıdaki hadiste yer alan, “ömrünü nerede ve nasıl geçirdiği” ifadesi, ömür sermayesini akıllıca kullanmaya davet eden kapsamlı bir sorgulamayı işaret eder.
“Nerede” ifadesi, insanın bulunduğu ortamları, çevresini ve hayatını geçirdiği mecraları ifade eder. Kişinin ömrü helal dairede, Allah’ın razı olduğu ortamlarda mı geçmiştir yoksa kötülüklerin ve günahların kol gezdiği yerlerde mi? Hiç şüphesiz iyilerin arasında geçen ömür, insanı iyiliğe götürürken kötülerin ve gafillerin meclisinde geçirilen ömür, kişiyi kötülüğe sürükler. Bu nedenle insan, ömrünü nerede geçirdiğine dikkat etmekle yükümlüdür.
“Nasıl” ifadesi ise insanın ömrünü ne şekilde değerlendirdiği, hangi niyet ve maksatla yaşadığı anlamına gelir. Zamanını faydalı işlerle mi yoksa anlamsız ve boş meşgalelerle mi geçirdi? İbadet, ilim, güzel ahlak, insanlara fayda gibi yüce amaçlara mı yöneldi yoksa nefsani arzular peşinde mi sürüklendi? Hayatının merkezinde Allah rızası mı vardı yoksa sadece dünya menfaatleri mi? Bu sorgulamalar, insanın hayat sermayesini gelişigüzel harcamasına mani olacak ve onu Rabbin razı olacağı nitelikli bir ömür sürmeye sevk edecektir.
Gençliğini nerede yıprattın?
Gençlik, insan hayatının en kıymetli dönemi; enerji, ideal ve azmin zirveye ulaştığı çağdır. Bu yıllar, karakterin şekillendiği, hayatın temel taşlarının döşendiği yıllardır. Bu yüzden Resulullah (s.a.s.), kıyamet günü gençlik döneminin özel olarak sorgulanacağını belirtmiştir.
Gençlik yıllarında kazanılan güzel alışkanlıklar, insanın hayatına yön verirken kötü alışkanlıklar, insanı derin bir pişmanlığa sürükleyebilir. Bu nedenle gençlik, Allah’a kulluk ve sorumluluk bilinciyle geçirilmelidir.
Gençlik, insanın en kıymetli yatırım dönemidir. Bu yıllarda yapılan her işin karşılığı daha büyüktür. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), kıyamet günü Allah’ın arşının gölgesinde barındıracağı yedi zümre arasında “gençliğini Allah’a kulluk ederek geçiren genci” zikretmiş (Buhari, Ezan, 36.); genç yaşta kazanılan güzel alışkanlıkların kıymetini ortaya koymuştur.
Özellikle günümüzde anlamsız meşgaleler, bağımlılık yapan alışkanlıklar, dijital dünyanın savurganlığı, kimlik bunalımları ve haz peşinde koşan yaşam tarzları gençliği kuşatmış durumdadır. Bu çağda Müslüman bir genç için gençlik yıllarını doğru değerlendirmek daha da büyük bir sorumluluk hâline gelmiştir. Bu yüzden bilinçli bir Müslüman, gençliğini hayatının en değerli fırsatı olarak görmeli ve onu ziyan etmemek için gayret göstermelidir.
Malını nereden kazandın, nereye harcadın?
Maddi imkânlar, dünya hayatında insana emanet edilen bir başka önemli nimettir. Diğer nimetlerde olduğu gibi bu nimet de gelişigüzel kullanılamaz. Hadiste ifade edildiği üzere malın kaynağı da kullanım alanı da insanın ahiret hesabını doğrudan etkileyen iki önemli nokta olup bir Müslüman, “Dilediğim gibi kazanır, dilediğim gibi harcarım.” şeklinde bir anlayışa sahip olamaz.
Helal ve dürüst ticaret, meşru işlerde ortaya konulan emek gibi yöntemlerle kazanılan mallar meşru iken faiz, hırsızlık, rüşvet, gasp, hileli ticaret gibi yollarla kazanılan mallar haramdır ve bunlar sadece dünyada değil ahirette de insanın hesabını ağırlaştıran sebeplerdendir. Aynı şekilde malın meşru yöntemlerle kazanılması nasıl bir gereklilik ise israf, savurganlık, gösteriş, haram yollara harcamak gibi meşru olmayan şekillerde kullanılması da kişiyi sorumlu kılacaktır. Ayrıca kazanılan malın infak, zekât, sadaka ve hayır işlerinde kullanılması, ailenin nafakasının temin edilmesi gibi meşru bir şekilde harcanması Müslümanın sorumluluklarındandır.
Bildiğin ile amel ettin mi?
Bilgi, başlı başına bir sorumluluktur. İlim, ancak amel ile değer kazanır. Bilip de gereğini yapmayanlar hakkında Kur’an’da şu teşbih yapılmaktadır: “Tevrat’la yükümlü tutulup da onun hakkını vermeyenlerin durumu, koca koca kitaplar taşıyan merkebin durumuna benzer.” (Cuma, 62/5.) Hz. Peygamber’in de fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınması (Tirmizi, De’avat, 68.) amel edilmeyen bir bilginin faydasız olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.
Dolayısıyla öğrendiklerimiz, birer bilgi yığını değil hayatımıza yön verecek ilahi öğütler olmalıdır. Hele ki dinî bilgi, insanı hakka, adalete ve ihlasa götürmeli; kişiyi Allah’a karşı samimi bir kul hâline getirmelidir.
Sonuç olarak bu sorulara dünyada vereceğimiz samimi cevaplar, ahirette hesabımızın kolaylaşmasına vesile olacaktır. Hiç şüphesiz ki hesap günü yakındır ve ondan kimse kaçamayacaktır. Bu çetin güne hazır olmak ise en akıllıca iş olacaktır.