UZAĞI YAKIN EDEN CAM OPTİK MERCEK

Alparslan AKÇA

İnsanoğlunun madde âlemini algılama biçimi, yüzyıllar boyunca biyolojik gözünün gördüğü ufuk çizgisiyle sınırlıydı. İnsanlık, çıplak gözün seçebildiği kadarıyla yetiniyordu. Ta ki ışığın yönünü büküp onu şekillendiren bir nesneyle tanışana dek... Bir kum tanesinin ateşle birleşip saydam bir cam parçasına dönüşmesi, insanlık tarihinin büyük ve zarif bir dönüm noktasıydı. Camın ve kavisli yüzeylerin ışığı kırma özelliğinin keşfi çok eski çağlara dayanıyordu şüphesiz. İlk başlarda tam olarak nedenselliğini ve önemini kavrayamayan insanlık, bu saydam küreleri birer sihirbazlık oyuncağı, âdeta bir kehanet gibi algılasa da 11. yüzyılda İslam bilginlerinden İbni Heysem’in ışığın doğasını keşfetmesi, onu bilimsel bir aydınlanmanın anahtarına dönüştürdü. Optik ilminin kurucusu sayılan İbni Heysem, ışık ve kırılma kanunlarını açıklayarak modern mercek biliminin temelini attı.

13. yüzyıl Avrupası’nda gözlük mercekleri geliştirilirken 16. ve 17. yüzyıllara gelindiğinde mikroskop ve teleskop gibi optik aletleri icat ediliyordu. Heysem’in insanlığa armağan ettiği bu anahtarla açılan kapılar, kat edilen yollar; insanlığın ilk bilimsel, duygusal ve entelektüel sıçramaları sayılabilir.

İtalyan fizikçi ve astronom Galileo Galilei, geliştirdiği güçlü teleskobunu gökyüzüne çevirdiğinde pürüzsüz sanılan Ay’ın kraterli yüzeyini ve Jüpiter’in uydularını gördü. Güneş’in üzerinde lekeler olduğunu ve kendi etrafında döndüğünü gözlemledi. Böylece insan, evrenin merkezinde, engin boşlukta küçük bir yolcu olduğunu fark etmişti.

Öte yandan 1590’lı yıllarda Hollandalı gözlük üreticisi Zacharias Janssen ve babası Hans Janssen’in icat ettiği mikroskop, bir damla suda hareket eden milyonlarca gizli yaşamı, hücreleri ve mikropları çıplak gözle görülür kıldı.

Felsefi manada ise insana duyularının sınırını hatırlatarak gerçeğin göründüğünden çok daha derin olduğunu öğreten optik mercekler, tıp ve biyolojiden uzay gözlemleri ve astrolojiye pek çok bilim dalında; fotoğraf makineleri ve beyaz perdenin objektiflerinden projeksiyon cihazlarına birçok eğitim ve medya alanında; hassas ölçüm ve lazer odaklama sistemlerinden veri transferlerini sağlayan fiber optiklere sayısız sanayi ve teknoloji hamlelerinde kullanılmaktadır. Dolayısıyla merceğin icadı, insanlık tarihinin en saydam, en kırılgan ve en zarif kırılma noktası kabul edilse gerektir.