TAKDİM
İnsan ömrü, tıpkı mevsimler gibi farklı evrelerden geçer. Çocukluğun masumiyeti ve şen şakraklığı, gençliğin coşkusu ve heyecanı, yetişkinliğin artan gündem hareketliliği derken hayat dediğimiz gemi; demini almış bir hikmet, olgunluk ve tecrübe çağı olan yaşlılık limanına demir atar. Yaşlılık, salt fiziksel bir yıpranma, çökme veya hayattan el etek çekme evresi değildir. Aksine zihnin ve odaklanmanın berraklaştığı, duygunun derinleştiği ve yaşanan ömrün hakiki manasıyla idrak edildiği müstesna bir makamdır.
Toplumun büyükleri olan yaşlılar, medeniyet ağacının kökü, hanelerin ve sofraların bereket vesilesi, aynı zamanda toplumsal hafızanın canlı şahididir. İslam geleneğinde yaşlılara hürmet, rahmetin anahtarı; yanımızda yaşını almış anne babaya “öf” bile demeyecek kadar hürmet ve hassasiyet noktası olarak addedilir. Aynı şekilde Türk toplumunun millî kültüründe yaşlılar her zaman el üstünde tutulmuş; “ak saçlı, aksakallı, bilge ata, devlet ana...” gibi yakıştırmalarla yaşlıların varlığı ve tecrübeleri, saygının en veciz ve manidar hâliyle toplum içerisindeki yerini kıymetle korumuştur. Ne var ki günümüz modern toplumunda, artan bireysellik ve dijitalleşmeyle birlikte yaşlılarımızın da hak ettiği değeri ve kıymeti görmediği de ayrıca bir vakıadır. Eskiden, “bir bilene danışalım, büyüklerimizin de fikrini alalım…” gibi cümlelerin terennüm edildiği dillerden artık farklı sözlerin döküldüğünü; akıllara takılan bir mesele olduğunda cep telefonlarında bile kolaylıkla ulaşılabilen yapay zekâ uygulamalarına danışıldığını üzülerek müşahede etmekteyiz.
Kur’an, yaşlılara karşı nezaket ve hürmetin hududunu net bir şekilde çizerken nebevi ahlak, yaşlılarımızın üzerimizdeki ilahi rahmetin ve koruyucu zırhın en somut teminatı olduğunu bizlere öğretir. Onların duası manevi kalkan; sohbetleri ve öğütleri ise geçmişten gelen, geleceğe yön veren toplumsal bir mirastır. Bu inanç ve bilinçle Diyanet Aylık Dergi olarak bu ay, bereket ve rahmet vesilesi yaşlılarımızı gündemimize taşıdık. Eylül sayımızda, “Bereket Kapımızı Açık Tutan Yaşlılarımız” dosya konusuyla huzurlarınızdayız. Prof. Dr. Ekmel Geçer, “Yaşlılık: Kemale, Hikmete ve İrfana Doğru” başlıklı makalesinde; anlamlı bir yolculuğun hikmet ve irfan yüklü doğal sonucu olarak vurguladığı yaşlılığı, geleneksel öğretiler ışığında kaleme aldı. Prof. Dr. Zeki Bayraktar, “Yaşlılık: Aynada Görünmeyen İzler” başlıklı makalesinde yaşlılık evresini fiziksel, psikolojik, biyolojik ve sosyolojik açıdan ele alırken Doç. Dr. Seyithan Can ise “Modern Dünyada Yaşlılığın Sessiz Kırılması” başlıklı yazısıyla yaşlılık çağını, geleneksel ve modern yaklaşımla birlikte değerlendirerek dosya konumuza katkıda bulundu.
Bu ayki söyleşi konuğumuz Doç. Dr. Burhan İşliyen, kendisine yönelttiğimiz soruları içtenlikle yanıtlarken geleneksel öğretilerimiz doğrultusunda dikkate değer mesajları ve önerileri okurlarımız için bizlere sundu.
Yaşlılarımızın bilge ve hikmetli gölgelerinden ve dualarından istifade edebilmeyi temenni ederken yeni bir eğitim öğretim yılına başlayan çocuklarımızın ve gençlerimizin de ömürlerine sağlık ve bereket, zihinlerine keskin bir feraset, gönüllerine şevk ve sükûnet niyaz ediyorum. Okumanın bereketlendirdiği günler dileğiyle…
Hamza BAYRAM