KUDÜS’ÜN GÖKYÜZÜNE AÇILAN ZARİF EŞİKLERİ

MESCİD-İ AKSA’NIN KEMERLERİ-II

Betül ALTUN ERİNCİK

Kuzey Kemeri

Kubbetü’s-Sahra avlusunun kuzeyinde yer alan Kuzey Kemeri, Atem Kapısı’na yani Bâbü Şerefi’l-Enbiya’ya uzanan yol üzerinde bulunmaktadır. Emeviler Dönemi’nde inşa edildiği belirtilen kemer, Haçlılar Dönemi’nde tahrip olmuş; Memlükler Devri’nde Sultan Muhammed b. Kalavun tarafından yeniden yaptırılmıştır. Önceleri daha geniş ve beş ya da altı açıklıklı olduğu ifade edilen yapı, Memlükler Dönemi’ndeki onarımda üç açıklıklı hâle getirilmiştir.

Kuzeydeki merdiven, belki de Kapıların Kapısı (Babülebvab) olarak bilinen Harem-i Şerif kapısına nazire yapmak ya da belki de Harem-i Şerif’in kuzeyinde artan Müslüman nüfusa hizmet edebilmek amacıyla sıra dışı bir şekilde geniştir.

Güney Kemeri

Kemerler arasında en dikkat çekici olanlardan biri Güney Kemeri’dir. Kubbetü’s-Sahra ile Kıble Mescidi arasındaki en yoğun güzergâh üzerinde yer alan bu yapı, yüzyıllardır iki kutsal mekân arasındaki hareketliliğe tanıklık etmektedir. İlk inşası Emeviler Dönemi’ne uzanan yapı, Fatımiler Dönemi’nde yenilenmiş, Osmanlı devrinde de çeşitli bakım ve onarımlardan geçirilmiştir. Sultan II. Abdülhamid döneminde gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon, kemerin tarihî serüvenindeki önemli müdahalelerden biridir.

Güney Kemeri’ni diğerlerinden ayıran en özgün ve işlevsel detay, güney cephesinin tam ortasında yerden 8 metre yükseklikte yer alan güneş saatidir. Namaz vakitlerinin belirlenmesinde kullanılan bu saat, Harem-i Şerif’te günümüze ulaşan iki güneş saatinden biri olup geçmişte zaman ile ibadet arasındaki ilişkinin mimariye yansıyan örneklerinden biri olarak dikkat çeker.

Kubbetü’s-Sahra’nın güneybatı duvarında yer alan ve ikindi vaktini gösteren diğer güneş saatiyle birlikte değerlendirildiğinde, bu iki yapı Harem-i Şerif’te vakit tayininin mimariye nasıl yansıdığını gösteren dikkat çekici örnekler arasında yer almaktadır. Beşgen formda mermer üzerine kazınarak hazırlanan ve 150x100 cm boyutlarında olan bu saat, üzerindeki 25 cm uzunluğundaki demir mil (gnomon) aracılığıyla halkın öğle namazı vaktini hatasız belirlemesini sağlamıştı.

Kuzeydoğu Kemeri

Hıtta Kapısı’na (Babü’l-Hıtta) uzanan yola bakan Kuzeydoğu Kemeri, Memlük Sultanı Muhammed b. Kalavun döneminde Emir Aydemir eş-Şücai tarafından M. 1325 yılında inşa ettirilmiştir.

Kemerin batı kısmındaki kitabe, yapının Osmanlı Dönemi’nde Kanuni Sultan Süleyman zamanında onarımdan geçirildiğini göstermektedir.

Kuzeybatı Kemeri

Nâzır Kapısı (Babü’n-Nâzır) ile Demir Kapı arasında, Hızır Kubbesi ile Ruhlar Kubbesi yakınında bulunan Kuzeybatı Kemeri, Memlük Sultanı el-Melikü’l-Eşref Şaban (1363-1376) tarafından M. 1376 yılında inşa ettirilmiştir.

Yapı, Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman devrinde M. 1519-1520 yıllarında yenilenmiştir.

Kaidesinin Emeviler Dönemi’ne ait olduğu belirtilen mevcut yapının M. 951 yılı civarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Banisi bilinmeyen kemer, Fatımiler Dönemi’nde çeşitli bakım ve onarımlardan geçirilmiştir.

Müslümanlarca orada her gün görünmez bir şekilde namaz kıldığına inanılan gizemli peygamber Hızır’la (a.s.) ilişkilendirilir. Kubbetü’s-Sahra çevresindeki mimari unsurlar, Hz. Peygamber’in miraç yolculuğunu hatırlatan sembolik çağrışımlarla yüklüdür.

Güneydoğu Kemeri

Fatımi Halifesi Hâkim-Biemrillah’ın Türk asıllı dasi Emir Anuştegin el-Guri tarafından M. 1021 yılında inşa ettirilmiştir. Fatımi Dönemi’ne ait en eski mimari unsurlardan biri olan yapı, Eyyubi hükümdarı el-Melikü’l-Muazzam İsa tarafından M. 1211-1212 yıllarında restore edilmiştir. Banisine nispetle Guri (Gavrî) Makamı olarak da anılmaktadır. Bu makam, Harem-i Şerif’in şehre en uzak kenarında yer almaktadır.

1898 yılında Alman Kayzeri II. Wilhelm’in Kudüs’ü ziyareti vesilesiyle Harem-i Şerif’teki tüm kemerlerin dış görünüşü estetik bir düzenlemeden geçirilmiştir. Bu hazırlıklar kapsamında kemerlerin tamamı alçıyla kaplanarak süslenmiş ve geçitler birer zafer takı gibi görkemli hâle getirilmiştir. Ancak bu alçı kaplamalar daha sonra 1914-1917 yılları arasında Osmanlı 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa tarafından yapının özgün dokusunu ortaya çıkarmak amacıyla kaldırılmıştır.

Sonuç olarak Mescid-i Aksa’nın kemerleri, Emevilerden Osmanlılara uzanan müşterek hafızanın taşıyıcılarıdır. Her bir sütun ve kavis, Müslümanların bu kutsal mekâna duydukları estetik saygının ve yüzyılları aşan ortak emeğin sessiz birer abidesidir.

Güneybatı Kemeri

Nahviyye Medresesi’nin hemen yanında yer alan Güneybatı Kemeri, Memlük Sultanı Kayıtbay döneminde Haremeynü’ş-Şerifeyn Nâzırı Emir Nasıruddin en-Neşaşibî tarafından H. 877 / M. 1472-1473 yıllarında inşa ettirilmiştir.

Duvarındaki küçük mihrapla dikkat çeken yapı, Kubbetü’s-Sahra avlusunu çevreleyen kemerler arasında Memlük dönemi’nin izlerini yansıtan örneklerden biridir.