GÜNEŞ VURUNCA BEDEN KONUŞUR
“YA BENİ SERİNLETİN YA DA BEN KAPANIYORUM!”
Dr. Mustafa YAŞAR
Yaz geldi mi güneş bir başka parlar, kuşlar bir başka öter, insanlar bir başka… erir. Evet, doğru duydunuz. Termometre kırk dereceyi gösterdiğinde en kahraman insanlar bile “Ben bugün evden çıkmıyorum!” moduna geçer. Asfalt fokurdamaya başlar, araba direksiyonuna dokunamazsınız, bardaktaki su bile ılık gelir. Güneş sanki herkese “Benim gücümü gördünüz mü?” der gibi tepeden bakar. Peki, sıcak sadece bizi rahatsız mı eder yoksa vücut için gerçek bir tehlike midir? Gelin, bunu biraz konuşalım.
Vücudumuz, yaratılış gereği olağanüstü bir ısı düzenleme sistemine sahiptir. Normal vücut sıcaklığımız yaklaşık otuz yedi derecedir ve beyin bu sıcaklığı korumak için durmadan çalışır. Hava ısındığında vücut ilk olarak terleme mekanizmasını devreye sokar; ter buharlaşırken ciltten ısı alır ve bedeni serinletir. Aynı zamanda kan damarları genişler, kan cildin yüzeyine yakın akar ve ısı dışarı verilir. Bu yüzden sıcakta yüzümüz kızarır; vücut radyatör gibi çalışarak fazla ısıyı atmaya çalışır. Ama bu sistemin de bir sınırı vardır. Hava çok sıcak ve nemli olduğunda ter buharlaşamaz, vücut serinleyemez ve işler sarpa sarmaya başlar.
Sıcağın vücuda etkileri hiç de hafife alınacak şey değildir. En hafifinden başlayalım: Güneş yanığı, cildin ultraviyole ışınlarla hasar görmesidir; kızarıklık, yanma ve soyulma yapar.
Sıcak çarpması ise çok daha ciddi bir durumdur; vücut sıcaklığı tehlikeli seviyeye yükselir, baş dönmesi, bulantı hatta bilinç kaybı yaşanabilir.
Dehidrasyon yani su kaybı, sıcakta en sinsi düşmandır; vücut terleyerek su ve mineral kaybeder, yerine konmazsa böbreklerden beyne kadar her organ zarar görür.
Güneş çarpması denen durum ise beynin aşırı ısınmasıdır; baş ağrısı, kusma ve yüksek ateşle kendini gösterir. Bir de sıcakta artan tansiyon düşüklüğü var ki damarlar genişleyince kan basıncı düşer, insan ayakta duramaz hâle gelir. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastaları için yaz sıcakları gerçek bir imtihan olabilir.
“İyi de klimanın altından çıkmayalım o zaman!” diyebilirsiniz. Klima elbette güzel bir nimet ama hayat sadece kapalı mekânlarda yaşanmaz. Dışarı çıkmak zorunda olduğumuz günlerde bedeni sıcağa karşı desteklemek, içeriden ve dışarıdan serinletmek, su ve mineral dengesini korumak büyük önem taşır. İşte tam bu noktada bize sunulan harika yardımcılar devreye giriyor. Atalarımız klimasız, vantilatörsüz çöl sıcaklarında bile ayakta kalmayı biliyordu çünkü serinletici sırları tanıyorlardı. Gelin, biz de tanıyalım.
Sıcakla mücadelenin birinci kuralı sudur ve bu kural tartışmasızdır. Ama sade su içmek bazen yetmez. Çünkü terle birlikte sadece su değil değerli mineraller de kaybedilir. İşte burada nane sahneye çıkar. Nane, vücudu içeriden serinleten bitkilerin başında gelir. İçindeki mentol maddesi ağızda ve midede serinletici bir his oluşturur, vücut ısısını düşürmese bile serinlik algısını artırır. Bir sürahi suya bir avuç taze nane yaprağı atıp buzdolabında birkaç saat bekletin; ortaya çıkan naneli su, sıcak günlerde âdeta hayat iksiri gibi gelecektir. Her yudumda bedeniniz “Ah, işte bunu bekliyordum!” diyecektir.
Hibiskus yani bamya çiçeği, sıcak iklimlerin en eski dostudur. Mısır’dan Meksika’ya, İran’dan Hindistan’a kadar sıcak coğrafyalarda yaşayan halklar yüzyıllardır hibiskus çayını serinlemek için kullanmıştır. Bu çiçeğin C vitamini deposu olması ayrı bir bonus. Kurutulmuş hibiskus çiçeklerini kaynar suda on dakika demleyin, süzün ve buzdolabında soğutun. Bir bardak soğuk hibiskus çayı, o koyu kırmızı rengi ve ekşimsi tadıyla sizi hem serinletir hem de tansiyonunuzu dengelemeye yardımcı olur. Sıcakta düşen tansiyona karşı birebir çalışır.
Karpuz, yazın kralıdır ve bunu herkes bilir. Karpuzun neden bu kadar serinletici olduğunu biliyor musunuz? Çünkü yüzde doksan iki oranında sudan oluşur! Yani bir dilim karpuz yemek, âdeta bir bardak su içmek gibidir; üstelik içindeki potasyum, magnezyum ve A vitamini de cabası. Terle kaybedilen mineralleri geri kazandırır. Karpuz suyu yapıp birkaç yaprak nane ve buz eklerseniz dünyanın en güzel yaz içeceğini hazırlamış olursunuz. Sofraya karpuz geldiğinde herkesin yüzü güler; bu meyve mutluluk bile dağıtır.
Salatalık, karpuzun en yakın arkadaşıdır; o da yüzde doksan beş oranında su içerir. Dilimleyip yemek, suya atıp aromalı su yapmak ya da cildinize koymak… Salatalık her hâliyle serinletir. Özellikle güneşte kalmış, kızarmış bir cilde salatalık dilimleri koymak o bölgeyi sakinleştirir ve ferahlatır. Salatalık rendelenip yoğurtla karıştırıldığında ortaya çıkan cacık ise hem serinletir hem besler hem de terle kaybedilen tuz ve minerali geri verir. Atalarımız boşuna icat etmemiş cacığı!
Ayran, Anadolu’nun sıcağa karşı en güçlü silahıdır. Yoğurt, su ve tuz; bu kadar basit ama bu kadar etkili bir formül bulmak zordur. Yoğurdun probiyotikleri sindirimi destekler, su dehidrasyonu önler, tuz ise terle kaybedilen sodyumu geri kazandırır. Soğuk bir bardak ayran, sıcak bir öğle yemeğinin ardından vücuda “Tamam, her şey kontrol altında, panik yok!” mesajı verir. Özellikle sıcakta çalışmak zorunda olanlar için ayran bir zorunluluktur, lüks değil.
Limon, sıcak günlerin olmazsa olmazıdır. C vitamini deposu olan limon bağışıklığı destekler, vücuda ferahlık verir ve sindirimi kolaylaştırır. Bir bardak soğuk suya yarım limon sıkmak, sabahın en basit ama en etkili serinletme ritüelidir. Limonun kokusu bile insana ferahlık verir; kestiğiniz anda mutfak canlanır. Ayrıca limon suyu, terle kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasına yardımcı olur.
Aloe vera, sıcağın cilde verdiği zararla mücadelede şampiyon bitkidir. Güneş yanığı mı oldunuz? Aloe vera jelini sürün; o serinletici dokunuş cildi anında rahatlatır. İçindeki doğal bileşenler iltihabı azaltır, cildin iyileşmesini hızlandırır ve nemlendirme sağlar. Aloe vera bitkisinin yapraklarını kesip içindeki jeli doğrudan cilde uygulayabilirsiniz. Bazıları aloe vera suyunu içerek de vücudu içeriden destekler ama bu konuda dikkatli olmak ve aşırıya kaçmamak gerekir.
Hindistan cevizi suyunun, bir spor içeceği olduğunu söyleyebiliriz. Potasyum, sodyum, magnezyum gibi elektrolitleri doğal olarak barındırır. Sıcakta yoğun terleme sonrası bir bardak Hindistan cevizi suyu, vücudun mineral dengesini yeniden kurmasına yardımcı olur. Tadı hafif tatlı ve ferahlatıcıdır; yapay spor içeceklerine harika bir alternatiftir. Soğuk olarak içildiğinde hem serinletir hem de enerji verir.
Bitkiler ve besinlerin yanı sıra sıcakta dikkat edilmesi gereken bazı altın kuralları da paylaşalım. Bol su için; susamamış olsanız bile düzenli aralıklarla su tüketin. Çünkü susadığınızda vücut zaten dehidre olmaya başlamıştır. Açık renkli ve bol giysiler giyin; koyu renkler güneş ışığını emer, dar giysiler terlemeyi engeller. En sıcak saatlerden kaçının, öğlen on iki ile öğleden sonra dört arası mümkünse gölgede kalın. Ağır yemeklerden uzak durun; sindirim sistemi çalışırken vücut ısısı artar, sıcakta hafif beslenme altın kuraldır.
Şimdi tüm bu güzellikleri bir araya getiren, evde kolayca hazırlayabileceğiniz bir formül paylaşalım. Adı: “Yazın Hayat Kurtaran Serinletici İksir”:
Bir sürahiye bir litre soğuk su koyun. İçine yarım limonun suyunu sıkın, bir avuç taze nane yaprağı, dört beş ince dilim salatalık ve iki üç dilim karpuz ekleyin. İsterseniz bir çay kaşığı bal da ekleyebilirsiniz. Sürahiyi buzdolabında en az iki saat bekletin ki aromalar suya geçsin.
Süzdükten sonra bir tutam tuz ekleyin; evet, tuz! Bu küçük dokunuş, terle kaybedilen sodyumu geri kazandırır ve suyun vücutta tutulmasını sağlar. Buz ekleyip servis yapın. Rengi güzel, tadı muhteşem, etkisi müthiştir.
Gün boyu bu iksirden dilediğiniz kadar için. Her sürahi bittiğinde yenisini hazırlayın; sıcak günlerde en az iki ila üç litre sıvı tüketmeyi hedefleyin.
Son bir hatırlatma: Sıcak çarpması ve güneş çarpması hayati tehlike oluşturabilecek ciddi durumlardır. Eğer kendinizde veya çevrenizde aşırı baş dönmesi, bulantı, kusma, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı veya bayılma gibi belirtiler görürseniz derhal bir sağlık kuruluşuna başvurun. Özellikle yaşlılar, küçük çocuklar, hamileler ve kronik hastalıkları olan kişiler sıcak havalarda ekstra dikkatli olmalıdır.
Unutmayın, yaz güzel bir mevsimdir güneş hayat kaynağıdır ve D vitamini güneş ile aktive olur, ruh hâlimizi yükseltir. Yeter ki nasıl beraber yaşayacağımızı bilelim, bedenimizi koruyalım ve bize sunulan bu güzel serinletici yardımcılardan faydalanalım. O zaman yaz size, “Gel, birlikte keyfini çıkaralım!” diyecektir. Serin ve sağlıklı bir yaz geçirmenizi dilerim.