Erzurum Hınıs Eski Camii İmam-Hatibi

Nusret KAÇIRAN:

“Çocuklarımıza ve gençlerimize sadece kürsüden hitap ederek değil spor, sanat veya teknoloji gibi onların ilgi alanına yönelik yollardan biriyle yaklaşmalı ve onların sevdiği dille konuşmalıyız.”

Söyleşi: Mahir KILINÇ

Din hizmeti görevinizin yanı sıra bulunduğunuz bölgede izci liderliği görevini de sürdürmektesiniz. Öncelikle izcilik faaliyetinizin başlamasında etkili olan nedir ve izcilikle dinî değerlerin eğitimi arasında nasıl bir ilişki kurdunuz?

Camimizde sadece yaşlı cemaatimizin olması, çocukların ve gençlerin camiden uzaklaşması ve yaz Kur’an kursları bittikten sonra öğrencilerimizin Kur’an-ı Kerim okumayı ve öğrendikleri bilgileri zamanla unutmaları beni üzüyordu. Bu gidişata dur demek, camiyi gençleştirmek ve verilen eğitimi kalıcı hâle getirmek gerekiyordu. Bunun için de klasik yöntemlerin dışına çıkıp gençlerin dilinden konuşabilmek ve onlarla sürekli bir birliktelik sağlayabilmek için en ideal yolun izcilik olduğunu düşündüm. Çünkü izciliğin temelini oluşturan izcilik türesi (ilkeleri), İslam’ın ahlak esaslarıyla şu şekilde örtüşmekteydi:

İzci, sözünün eridir, şereflidir. Müminin güvenilir olması ve ahde vefasıyla birebir eş değerdir.

İzci, başkalarına yardımcı ve yararlı olur. “İnsanların en hayırlısı, insanlara en yararlı olandır.” hadis-i şerifinin pratik hayata yansımasıdır.

İzci, bitkileri ve hayvanları korur. İslam’ın, “doğaya şefkat, çevreye saygı ve tüm yaratılmışlara merhamet” anlayışını barındırır.

İzci tutumludur, neşeli ve güler yüzlüdür. Dinimizin israfı haram kılması ve “Tebessüm sadakadır.” düsturuyla tam bir uyum içindedir.

Ayrıca izciliğin doğayla iç içe olması da çocuklara ve gençlere tefekkür bilinci kazandırmakta, böylece yaratılışın misallerini bizzat tabii ortamında görmelerini sağlamakta. Kamp hayatı ise yardımlaşmayı, sabrı, şükrü ve lüks hayattan uzaklaşarak kanaat etmeyi öğretmektedir. Dolayısıyla izciliği sadece bir doğa gezisinden çıkarıp çocuklarda ve gençlerde değerleri davranış hâline getirmeye çalıştığımız ve haftada bir gün düzenli kurslarla da onların Kur’an-ı Kerim’i unutmamalarını sağladığımız, bu vesileyle de camimizi şenlendirdiğimiz bir faaliyete dönüştürdük.

Çocukların ve gençlerin hem fiziki hem de ruhi gelişimlerine büyük önem veren ve bu yönde de tavsiyelerde bulunan Hz. Peygamber’in baktığı perspektiften izcilik faaliyetleriniz çocuklara ve gençlere ne gibi katkılar sağladı?

Hz. Peygamber (s.a.s.), gençlerin güçlü, donanımlı, spora yatkın ve ahlaklı yetişmesini isterdi. İzcilik de izciliğin temelini oluşturan izcilik türesiyle çocuklara ve gençlere sözünün eri, başkalarına yardımcı ve yararlı, tutumlu ve güler yüzlü olma; bitkileri ve hayvanları koruma bilincine ulaştırır. İzcilik selamındaki her bir parmağın taşıdığı anlam doğrultusunda da işaret parmağıyla Allah’a karşı görevleri, orta parmak ile kendimize karşı görevleri, yüzük parmağı ile başkalarına karşı görevleri, küçük parmak ile küçüklere sevgiyi, başparmak ile de büyüklere saygıyı yerine getirme sorumluluğunu yükler. Bunların yanı sıra izcilik, çocuklara ve gençlere doğada hayatta kalma, kampçılık ve ilk yardım gibi pratik yaşamsal becerileri de kazandırırken onlarda sorumluluk, öz güven, disiplin ve liderlik gibi güçlü karakter özelliklerinin gelişmesini sağlar. Aynı zamanda takım çalışması, yardımlaşma ve etkili iletişim becerilerini pekiştirerek topluma faydalı, çevre bilinci yüksek ve kriz anlarında hızlı çözüm üretebilen güçlü bireyler olmaları yönünde onları yetiştirir. Çocuklarımız ve gençlerimiz de izciliğin gerek fiziksel gerek zihinsel gerek ruhsal bu katkılarını bir bir hayatlarına hem teorik hem pratik anlamda eklediler ve eklemeye de devam etmekteler.

Faaliyetleriniz esnasında unutamadığınız bir anınızı okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

Kamplarımızda çocukların göstermiş olduğu irade mücadelesi ve kazanımı benim için çok değerlidir. Çocukları bir gün Erzincan Dumanlı kampına götürmüştük. İzcilerimiz ailelerinden uzakta ve telefon ekranı olmadan durmakta çok zorlanıyorlardı. İlk üç gün sürekli, “Ben eve gideceğim, annemi istiyorum.” diye ağlayan çocuklarımız olmuştu. İki taraf da etkilenmesin diye kamplarda çocukları aileleriyle kesinlikle konuşturmuyorduk. Çünkü görüştürdüğümüzde çocukların kampa odaklanması zorlaşıyordu. Bu kural sayesinde ilk üç günün ardından çocuklarımız aileden uzak, kendi ayaklarının üzerinde durmayı ve bir irade göstermeyi öğreniyordu. Üçüncü günün sonunda ağlayan çocukların yanıma gelip coşkuyla “Liderim, kampımız müthiş!” dediklerini görmek, onların ekran bağımlılığını kırmak ve öz güvenli birer bireye dönüştüklerine şahit olmak benim için unutulmaz bir gurur vesilesi olmuştu.

Görev yaptıkları yerlerde dinî ve ahlaki öğretileri çocuklar ve gençler başta olmak üzere cemaatine kazandırmak isteyenlere edindiğiniz tecrübelerden yola çıkarak neler söylemek istersiniz?

Görevim süresince gördüm ki çocuklarımıza ve gençlerimize sadece kürsüden hitap ederek değil spor, sanat veya teknoloji gibi onların ilgi alanına yönelik yollardan biriyle yaklaşmalı ve onların sevdiği dille konuşmalıyız. Bunu yaparken de alışılmış kalıpların dışına çıkmaktan -her ne kadar ilk başta eleştirilse de- çekinmemeliyiz. Çünkü niyetimiz samimi, hedefimiz gelecek nesillerse sabır ve sebatla bu yolda ilerlemeliyiz. Onlara yaşanılan ya da yaşanmaya çalışılan bir dini anlattığımızda tesirini görmeye başlıyoruz. İşte o zaman anlattığımız öğretiler kalıcı oluyor. Bu çerçevede yaz Kur’an kurslarını çocuklara ve gençlere ulaşmada bir fırsat bilerek cami merkezli etkinliklerle İslam’ın sadece cami duvarları arasında olmadığını; ormanda, sokakta ve yaşanılan her yerde olduğunu anlatıp dinin güzelliklerinin her yerde olması gerektiği bilincini aşılamalıyız.

Öz Geçmiş

Nusret Kaçıran, 1995 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra liseyi Hatay Erzin İmam Hatip Lisesinde bitirdi. 2014 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi. Lisans eğitimi döneminde, 2016 yılında Mevlana Değişim Programı kapsamında Ürdün Üniversitesi Şeriat Fakültesinde bir yıl süreyle akademik çalışmalar yürüttü; aynı dönemde üniversitenin dil merkezinde modern Arapça eğitimi aldı.

2019 yılında Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’de imam hatip olarak göreve başladı. Buradaki hizmetinin ardından 2022 yılında naklen Erzurum Hınıs Eski Camii’ne atandı. Görevine hâlen bu ilçede devam eden Kaçıran, evli ve bir çocuk babasıdır.