Emekli Din Görevlisi

Osman BİZKEVELCİ: “Hafızlığı koruma çabası, insanın zihnini her daim keskin tutarken kalbini de bitmek bilmeyen bir huzurla şifalandırıyor...”

Söyleşi: Mahir KILINÇ

İlerlemiş yaşınıza rağmen hafızlığınızı korumak için büyük bir azim gösteriyor ve hafızlık kursuna gelerek hafızlığınıza çalışıyorsunuz. Ömrünüzce bu yüce emanete, Kur’an-ı Kerim’e tutunmak nasıl bir duygu? Kur’an ile geçen bir ömrü geriye dönüp baktığınızda nasıl özetlersiniz?

Kur’an-ı Kerim, kelimelerle tarifi mümkün olmayan, Allah’ın insanlara sunduğu eşsiz bir emanet ve çok büyük bir nimettir. Böylesine yüce bir kelam ile müşerref olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır. Peygamberimizin, “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Buhari, Fezailü’l-Kur’an, 21) müjdesi uyarınca bir hayat sürdürmeye, sizin tabirinizle de Kur’an-ı Kerim’e tutunmaya çalıştım. Ahir ömrümde bir fırsat olarak karşıma çıkan kursumuzun manevi ikliminde, bu yüce emaneti korumak için çabalıyorum. Benim gibi pek çok hafız kardeşimizin de karşılaştığı bir durumdur ki Kur’an’a ne kadar yaklaşırsak Kur’an da bizi daha fazla kuşatıyor ve koruması altına alıyor. Dolayısıyla geriye dönüp baktığımda görüyorum ki Kur’an, hayatımın tüm iniş çıkışlarında sığınılacak en güvenli liman ve insanı asla yalnız bırakmayan en sadık dost oluvermiş. Hafızlığı koruma çabası, insanın zihnini her daim keskin tutarken kalbini de bitmek bilmeyen bir huzurla şifalandırıyor ki bunu bizatihi tecrübe ettim. Son nefesimize kadar Kur’an-ı Kerim’e tutunmak ve onun nuruyla aydınlanmak, ahiret yolculuğumuz için en büyük ümit kaynağımızdır. Rabbim bizi son nefesimize kadar onunla yürüyen kullarından eylesin.

İnsan bedeninin yorulduğu, yaşlılığın kendisini iyiden iyiye hissettirdiği, insanların dinlenmeye çekildiği bu zamanlarda Kur’an-ı Kerim, insanın ruhuna ve zihnine nasıl bir güç ve dinçlik veriyor? İnsanın kendini Allah’ın kelamıyla meşgul etmesi, onun ihtiyarlık dönemini nasıl bir berekete dönüştürüyor?

İnsan bedeninin yorulduğu ve insanın dünyevi telaşlardan el ayak çektiği yaşlılık döneminde Kur’an-ı Kerim, insan ruhunu ve zihnini tazeleyen tükenmez bir şifa kaynağına dönüşüyor. Yaşlılığın getirdiği durağanlığın aksine, Allah’ın kelamıyla meşgul olmak zihni sürekli aktif, uyanık ve diri tutarak âdeta zamana karşı koruyor. Her bir ayeti ezberlemek ve tekrar etmek, zihinsel melekeleri güçlendirirken insanın kalbine de muazzam bir huzur veriyor. İnsanın, hayatın bu son demlerini Kur’an-ı Kerim’le ve Allah’ı zikrederek geçirmesi kişiye âdeta ayrı bir emniyet ortamı sağlıyor. Ayrıca her günü Kur’an ikliminde ve ibadetle doldurmak da ömre manevi bir derinlik ve asalet kazandırıyor. Böylece ihtiyarlık, fiziki bir çöküş değil de sanki kulun Rabbine en yakın olduğu, her anı ahiret sermayesine dönüşen bereket dolu bir evre hâlini alıyor.

Her yaştan insanın Kur’an-ı Kerim’i okuma ve ezberleme amacıyla bir araya geldiği hafızlık kursları bilgi ve hikmet dolu yaşlılarla genç beyinlerin buluşmasına da hizmet ediyor. Bunun gençlerimiz için önemi nedir?

Bu kurslarımız sayesinde hem yüz yüze hem de bilgisayar üzerinden Kur’an-ı Kerim’i ezberinde tutmak isteyen insanlara yardımcı olunuyor. Benim gibi hafızlığını yapmış kişilerle genç nesiller arasında köprüler kuruluyor. Gençler, bizi aralarında görünce evvela Kur’an-ı Kerim’le yolculuğun insanın ömrünce devam etmesi gerektiğini idrak ediyorlar. Çünkü insanoğlu, gençlik elden gidince ömrün ancak ve ancak Kur’an’a adanmakla bir anlam kazandığını görüyor. İşte bu durumu bizatihi tecrübe etmiş biz ihtiyarlar, gençlerimize bunu ifade ediyoruz ve onlara ömrün gelip geçici olduğunu düşündürmeye çalışıyoruz. Ayrıca Kur’an’la haşır neşir olan gençlerimizle birlikte olmak da hem onların enerjilerini ve heyecanlarını yaşamamıza hem de geleceğe dair umutlar beslememize vesile oluyor. Bu vesileyle bu mekânda yaşlıların bilgi ve tecrübeleri, gençliğin enerjisi ve heyecanı birleşerek toplumsal anlamda güzel bir bağ oluşturuyor.

Günümüz dünyasında yaşam koşulları nedeniyle çocukların dede nine ile mesafeleri açıldı ve çocuklar onların hikâyelerinden, masallarından mahrum kaldılar. Siz büyüklerinizden hangi hikâyeleri dinleyerek büyüdünüz ve onların ne gibi faydalarını gördünüz?

Büyüklerimizden peygamber kıssalarını ve Peygamber Efendimizin Asr-ı Saadet devrini dinleyerek büyüdük. Başta Peygamberimizin ve onu takip eden sahabenin yaşadıkları zorlukları, o zorluklar karşısında göstermiş oldukları sabrı, metaneti ve yardımlaşmayı öğütleyen o hikâyeler, çocukluk dünyamızın en büyük zenginliğiydi. Büyüklerimizden dinlediğimiz bu kıymetli anlatılar, sanki kulağımızdan girip kalbimizde kendilerine yer bulmuştu.

Son olarak din hizmetinde bulunan ve ilim peşinde koşan kimselere hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Din hizmetine ve ilim yoluna gönül vermiş kıymetli kardeşlerime ilk ve en önemli tavsiyem, her işin başına ihlası ve samimiyeti koymalarıdır. İlim, sadece zihni dolduran bir bilgi yığını değil kalbe yerleşen, ahlaka dönüşen ve amelle taçlanan bir nurdur. Bu yolda yürürken makam, mevki veya insanların takdirini değil yalnızca Allah’ın rızasını gözetmek, attığımız her adımı bereketli kılacaktır.

Kur’an-ı Kerim’i ve dinî bilgileri insanlara aktarırken Peygamber Efendimizin metodunu kendimize rehber edinerek her zaman güler yüzlü, yapıcı, birleştirici ve kolaylaştırıcı bir dil kullanmalı, her zaman sevdirmeli ve asla nefret ettirmemeliyiz.

Din hizmeti ve Kur’an-ı Kerim’i öğretme esnasında karşılaşacağımız zorluklar ve yorgunluklar elbette olacaktır. Bunların karşısında asla ümitsizliğe kapılmamalı; Peygamber emaneti olan bu kutsal vazifeyi son nefesimize kadar sürdürmeliyiz. Bu âlemde geriye bırakılacak en güzel mirasın, kalbine dokunduğumuz, hidayetine veya güzel ahlakına vesile olduğumuz kimseler olduğunu unutmadan o yüce mirasa sahip çıkmalıyız.

Öz Geçmiş

Osman Bizkevelci, 1950 yılında Erzurum’da doğdu. 6 yaşında mahalle camisinde Kur’an-ı Kerim öğrenmeye başladı ve 10 yaşında hafız oldu. Hafız olduktan sonra ilkokulu dışarıdan tamamladı. Erzurum İmam Hatip Lisesini bitirip vatani görevini yerine getirmek için askere gitti. Askerlik dönüşü farklı işlerle meşgul olan Bizkevelci, 1980 yılında müezzin olarak göreve başladı. İstanbul Haseki Eğitim Merkezinde aşere-i takrib dersleri aldı. Buradaki eğitimin ardından çeşitli il ve ilçelerde imam hatiplik ve Kur’an kursu öğreticiliği görevinde bulundu ve emekli oldu. Ancak emekliliğinden sonra da fahri olarak hem Kur’an kursu öğreticiliği hem de müezzinlik görevi yapan Bizkevelci, Kur’an-ı Kerim yolculuğunu hâlen Erzurum Ebubekir Efendi Darü’l Hüffaz Kursu’nda sürdürmektedir.