DAİMA KAZANDIRAN TİCARET

Dr. Mahmut KAYIŞ

DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَۙ ﴿٢٩﴾

لِيُوَفِّيَهُمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ

“Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar; namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. Allah kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.”

(Fatır, 35/29-30)

Ticaret, temelde insanların mal ve hizmet değişimiyle geçimlerini sağladıkları bir faaliyettir. İnsan, bu yolla barınma, beslenme ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta; ailesinin rızkını temin etmekte ve zekât, hac, sadaka gibi ibadetlerini yerine getirme imkânı bulmaktadır. Ayrıca ekonomik gelişim ve refah da ticaret sayesinde elde edilmektedir. Kur’an-ı Kerim, bu alanda düzenlemeler yapmış ve karşılıklı rızaya dayalı ticaretin meşru olduğunu haber vermiştir. (Nisa, 4/29) Buna ilaveten ilahi vahiy, insana kâr ve kazanç kavramlarının dünya ve maddi âlemle sınırlı olmadığını da hatırlatmış ve hiçbir vakit zarar ettirmeyen bir ticaretin var olduğunu bildirmiştir.

Daima kazandıran bu ticaretin ana sermayelerinden ilki, Allah’ın insanlığa hidayet rehberi olarak indirdiği son ilahi kitap olan Kur’an-ı Kerim’i hakkını vererek okumak, anlamaya çalışmak, üzerinde düşünmek ve onun hükümleriyle amel etmektir. Kur’an ile kurulan bu doğru ve sıkı bağ, Müslüman’ın dünya hayatını istikamet üzere yaşamasını sağlamasının yanı sıra ahiret hayatını da imar etmektedir. Kur’an’ı tilavet etmek, “Kim, Allah’ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. Ben, elif lam mim bir harftir demiyorum; bilakis elif bir harftir, lam bir harftir, mim de bir harftir.” (Tirmizi, Fezailü’l-Kur’an, 16) hadisi gereğince büyük bir kazanca dönüşmektedir. Ayrıca okunan ve amel edilen ilahi kelam, hesap günü şefaatçi olarak gelecek ve delil getirerek müminleri savunacaktır. (Müslim, Müsafirin, 252-253) Dolayısıyla Kur’an’a ve onun emirlerine sımsıkı sarılanlar, Allah katında gerçek anlamda kazanç sağlayan bir ticaretin içine girmiş olmaktadır.

Namazı ikame etmek, dünya ve ahiret için yapılan en büyük yatırımlardan bir diğeridir. Çünkü insanın dünya hayatında Allah Teâlâ’nın emrini yerine getirmek ve rızasını kazanmak amacıyla kıldığı her namaz, ahirette karşılığını fazlasıyla bulacağı manevi bir sermayedir. Bu bakımdan namaz, müminin uhrevi hayatına yaptığı yatırımların en başında gelmektedir. Çünkü kulun kıyamet günü ilk hesaba çekileceği ameli, namazıdır. Namaz sorumluluğunu düzgün ve tam olarak yerine getirmişse kurtulmakta, eksik ya da kusurlu yapmışsa kaybetmektedir. (Tirmizi, Mevakit, 188) Bu bağlamda dünya hayatında sermayesinin değerini bilerek namazı hakkıyla ikame eden Müslüman, hata ve günahlarından arınmakta (Buhari, Mevaktü’s-Salat, 6) ve sonrasında Firdevs cennetine vâris olarak ebedî huzuru kazanmaktadır. (Müminun, 23/9-11)

Allah’ın kullarına lütfettiği mal, servet ve rızık nimetlerinden, gönül huzuru ve ihlasla, hem gizlice hem de açıktan, ihtiyaç sahiplerine ve hayırlı işlere harcayanlar aslında dünya ve ahiret açısından en kârlı ticareti yapmışlardır. Bu kişiler temiz ve helal olan kazançlarından bir tek hurma yahut buna denk olabilecek bir şey tasadduk etseler Allah onu kabul buyurmakta ve bu hayrın karşılığını ya da sevabını artırıp çoğaltmaktadır. (Buhari, Zekât, 8) Onlar, yaptıkları infaklar ile hesap günü için büyük bir hazırlık yapmışlardır. Çünkü samimi ve gönülden yapılan yardımlar, Allah’ın rahmetini celp etmekte, günahları örtmekte ve kişiyi cehennem ateşinden koruyan bir siper hâline gelmektedir. (Buhari, Edeb, 34; Tirmizi, İman, 8) Sonuçta onlar, bitip tükenecek olan dünyevi bir malı, kaybolmayacak kalıcı bir mükâfata dönüştürmüşlerdir.

Tacirlerin en büyük endişelerinden biri, yaptıkları yatırımın karşılığını eksik almak ya da hiç alamamaktır. Oysa Müslüman’ın ahirete yönelik yaptığı manevi ticarette böyle bir kaygıya yer yoktur. Çünkü orada karşılıklar tam olarak verilmekte, hatta Yüce Allah lütfundan daha fazlasını da ihsan etmektedir. Ayrıca dünyevi ticarette risk çoktur. Mallar değerini yitirebilir, piyasalar daralabilir ve böylece kazançlar yok olabilir. Fakat ahiret için yapılan ticarette hiçbir risk yoktur. Zira müminin, Kur’an’ın emirlerine uyması, namazını kâmil manada kılması, zekâtını ve sadakasını vermesi ona asla kaybettirmez.

Akıllı tüccar, sermayesini her zaman kazancı kesin, riski en düşük ve getirisi en yüksek olan alanlara yönlendiren kimsedir. En büyük ve gerçek kazanç da ahiret hayatına yönelik yapılan yatırımlarda gizlidir. Bu durum, kişinin dünyalık işlerini tamamen terk etmesi, geçimini sağlamak için çalışmayı bırakması veya dünya hayatına

dair sorumluluklarını görmezden gelmesi anlamına gelmemektedir. Aksine mümin, geçimini sağlamak, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak ve dünyayı imar etmek için ortaya koyduğu çalışma azmini, sabrı ve gayreti yalnızca dünyevi menfaatlerle sınırlı tutmamalıdır. Bunun çok daha fazlasını, Allah’ın rızasını kazanmak, ahirette ebedî saadete ulaşmak ve cennet nimetlerini elde etmek için de ortaya koymalıdır. Dolayısıyla basiretli bir Müslüman, fâni olana gerektiği kadar değer verip baki olana talip olur.

Sonuç olarak dünya ticaret sahnesinde bazıları hidayeti verip dalaleti satın alarak hüsrana uğrar ve cehennemliklerden olur. (Bakara, 2/16) Bir kısmı ise bütün zamanını, emeğini ve çabasını yalnızca geçici dünya nimetlerini elde etmeye harcayarak ahiret hayatını ihmal eder. Böylece kazandığını sandığı şeyler ona kalıcı bir fayda sağlamaz ve ziyana uğrayanlar zümresine katılır. Buna karşılık bahtiyar kullar Allah’a ve elçisine imanı, Kur’an’ı, namazı, cihadı ve sadakayı (Saff, 61/10-11) tercih edip hayatlarının gayesi hâline getirirler. Neticede hiçbir zaman zarar etmeyecek bir alışveriş yaparlar bu ticaretleriyle hem dünyada hem de ahirette kazanırlar. Ya Rabbi! Bizi dünyada ve ahirette kazananlardan eyle! Âmin!