BİR MESCİTTE BAŞLAYAN KUR’AN YOLCULUĞU

Feyzullah YANIK

Sarıkaya Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı

2018 yılı ağustos ayında Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Mescidi’ne imam hatip olarak naklen atandım. Bu görev, imam hatip olarak meslek hayatımda ilk defa bir sağlık kuruluşu bünyesinde din hizmeti sunacak olmam bakımından benim için ayrı bir anlam taşıyordu. Göreve başlamadan önce hem sorumluluğumun farkında olmak hem de doğru bir başlangıç yapmak adına bazı ziyaretler gerçekleştirdim.

İlk olarak Sinop il müftümüzü ziyaret ettim. Ardından il müftü yardımcımızla görüşerek resmî bir kurum içerisinde yürütülecek din hizmetlerinin hassasiyetleri hakkında kendilerinin tecrübelerinden istifade ettim. Onların samimi tavsiyeleri, bu yeni görev alanına dair bakış açımı genişletti ve zihnimdeki birçok soru işaretini gidermiş oldu.

Göreve başladığım ilk gün Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi ile tanışarak kendimi takdim ettim ve görevime başladığımı belirttim. Bu vesileyle hastane ve mescit ile ilgili gerekli bilgileri de kendilerinden aldım. Daha ilk andan itibaren görev yerimin sadece bir mescit, görevimin de sadece namaz kıldırmak olmadığını; aynı zamanda umut, sabır, dua ve teselliye ihtiyaç duyulan bir mekân olduğunu hissettim.

Göreve başladığım gün öğle namazını kıldırdım. Namazın ardından cemaatimizle birlikte duamızı ettik. Daha sonra kendimi kısaca tanıtarak hastane mescidinde imam hatip olarak göreve başladığımı söyledim. Bu kısa tanışma, samimi ve sıcak bir ortamın da kapısını araladı. Hastanede berber olarak görev yapan Hasan, bir gün beni odasına davet etti. Çay eşliğinde tanıştık, hoş bir muhabbetimiz oldu. O esnada odada bulunan diğer sağlık çalışanlarıyla da tanışma fırsatı buldum. Kısa sürede içten bir sohbet ortamı oluştu. Hastane gibi yoğun ve yorucu bir mekânda bu tür samimi anlar, insanın yüreğine dokunan kıymetli hatıralara dönüşüyordu.

Hastane ortamında sunulan din hizmeti, klasik cami görevlerinden farklı olarak daha fazla duygudaşlık gerektirmektedir. Bir selam, kısa bir dua, yerinde söylenmiş bir teselli cümlesi kimi zaman hastalar ve hasta yakınları için en az tedavi kadar kıymetli olabilmektedir. Bu bilinçle çıktığım hizmet yolculuğunda, görevimi en güzel şekilde yerine getirme gayretiyle çalışmaya devam ediyordum.

Aradan birkaç gün geçmişti ki Hasan Abi bir konu hakkında istişare etmek istediğini söyledi. Öğle namazından sonra beni hastanede çalışan başka bir personelle tanıştırdı: Necmi Abi. Kendisi 57 yaşında, elektrik teknisyeni olarak görev yapan biriydi. Hasan Abi söze girerek, “Hocam, Necmi Kur’an öğrenmek istiyor. Farklı yerlere gitmiş ama bazı olumsuzluklarla karşılaşmış, bir türlü Kur’an okumayı öğrenememiş. Acaba kendisine Kur’an öğretebilir misin?” diye bana sordu. Bu teklif karşısında büyük bir memnuniyet duydum. “Hay hay, seve seve.” diyerek bu güzel teklifi kabul ettim. Ertesi gün öğle namazına gelirken müftülükten bir adet cüz temin ederek hastane mescidine gittim. Öğle namazını kıldırdıktan sonra Necmi Abi’yi mescitte beni bekler vaziyette buldum. Getirdiğim cüzü kendisine takdim ettim. Derse başlamadan önce kendisiyle Kur’an öğrenmenin faziletine dair birkaç ayet ve hadis paylaştım. Ardından “Rabbim kolaylaştır, zorlaştırma…” duasını okuyup “Bismillah” diyerek dersimize başladık. Derse başladığımızda Necmi Abi’nin harflerin hiçbirini tanımadığını fark ettim. Cüzün ilk sayfasından beş harf öğretiyordum; ancak ertesi gün bu harfleri dahi hatırlayamadığını görüyordum. İlk bakışta insanın ümidini kırabilecek bu durum, Necmi Abi’nin azmi ve samimiyeti sayesinde bambaşka bir manaya bürünüyordu. Çünkü o hiçbir zaman “olmuyor, yapamıyorum” demedi ve vazgeçmeyi aklından bile geçirmedi.

Necmi Abi her gün öğle namazından sonra mutlaka ders almak için mescide gelirdi. Bununla da yetinmez, akşam nöbetlerinde odasında çayını demleyip küçük ikramlar hazırlayarak beni odasına davet ederdi. Kısa ve samimi bir sohbetin ardından tekrar cüzümüzü açar, harfleri çalışmaya devam ederdik. Hatta çoğu zaman beni almak için mescidin kapısına kadar gelirdi. Bir gün kendisine, “Abi gelmene gerek yoktu, ben kendim gelirdim; zahmet ettin.” dediğimde büyük bir teslimiyetle şu cevabı verdi: “Olur mu hocam? Sen bana Kur’an öğretmeye çalışıyorsun. Sen benim hocamsın.” Bu sözler, onun Kur’an’a, hocaya ve ilme karşı duyduğu iştiyakın en açık göstergesiydi.

Necmi Abi’nin bu gayreti kısa sürede diğer memurların da dikkatini çekti. “Biz de Kur’an öğrenebiliriz.” diyerek onlar da ders almak istediklerini ifade ettiler. Öğle namazlarından sonra onlarla da ders yapmaya başladık. Ancak itiraf etmeliyim ki Necmi Abi’nin gayreti bambaşkaydı. Sürekli yeni beş harf öğreniyorduk; fakat daha önce öğrendiği harfleri yine unutabiliyordu. Buna rağmen en ufak bir yılgınlık göstermiyor, her derse ilk günkü heyecanla geliyordu. Üç ay boyunca sabırla, ısrarla ve samimiyetle devam etti. Zaman zaman çevresinden “Bu yaştan sonra zor, yapamazsın.” diyenler de oluyordu. Necmi Abi bu sözlere asla kulak asmadı. Ne umutsuzluğa kapıldı ne de geri adım attı. Ve sonunda azminin ve fedakârlığının mükâfatını aldı.

Üç ayın sonunda Necmi Abi Kur’an’a geçmişti. Artık harfleri tanıyor, kelimeleri birleştiriyor ve Kur’an okumanın huzurunu yaşıyordu. O gün bir kez daha anladım ki samimiyetle atılan küçük adımlar, Allah’ın izniyle büyük kapılar açabiliyor. Necmi Abi artık Kur’an okuyan, azmiyle çevresine örnek olan samimi bir Müslümandı.

Onun bu gayreti bana bir hakikati yeniden hatırlattı: Kur’an öğrenmenin yaşı yoktur. Önemli olan kalbin yönelişi, niyetin samimiyeti ve gayretin sürekliliğidir. İnsan gerçekten istediğinde, sabırla kapıyı çaldığında Rabbimiz o kapıyı mutlaka aralamaktadır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (Tirmizi, Fedailü’l Kur’an, 15) buyurarak bu yolda atılan her adımın ne kadar kıymetli olduğunu bizlere haber vermiştir.

Bugün geriye dönüp baktığımda hastane mescidinde başlayan bu küçük ders halkasının aslında gönüllere dokunan büyük bir iyiliğe dönüştüğünü görüyorum. Belki biz sadece harfleri öğretiyorduk, fakat Kur’an kalpleri inşa ediyor, hayatlara yön veriyordu.

Rabbim bizleri Kur’an’ı öğrenen, öğreten ve onunla amel eden kullarından eylesin. Gönüllerimizi Kur’an’ın nuru ile aydınlatsın, hayatlarımızı onun bereketiyle güzelleştirsin.