81 İLİN GÖNÜLLÜ İYİLİK MEMURU
MUSTAFA ŞAHİN
Ahmet Mahmut ŞEN
Erzurum’da dünyaya gelen Mustafa Şahin, ilk ve orta öğrenimini Muş’ta tamamlar. 1995 yılında Elazığ Polis Okulunu kazanır. İstanbul’da başlayan memuriyet hayatına vatani görevini yaptıktan sonra Ankara’da devam eder. Hâlihazırda Ankara Çankaya İlçe Emniyet teşkilatında görev yapmaktadır.
İstanbul’da görev yaptığı yıllarda insanlara faydası dokunması gerektiği gönlüne düşer. Böylece “Niyet hayır, akıbet hayır.” sözünü kendine düstur edinen Şahin, “Niyetin iyiyse Allah yardım eder.” diyerek “Dünyayı İyilik Kurtaracak” isminde bir platform kurar. Mesai saatlerinden artakalan zamanlarda hayır işlerinde koşturmaya başlar. Kısa sürede gönüllülerin de desteğiyle bu iyilik hareketini Türkiye’ye şamil bir hâle getirir.
Tüm illerdeki gönüllüler, mahalle mahalle ihtiyaç sahiplerini tespit edip yardımlarda bulunurlar. Mustafa Şahin’in iyilik yolculuğu bazı merhalelerden geçer. İlk zamanlar ihtiyaç sahibi ailelere erzak yardımında bulunurken daha sonra ailelerin farklı ihtiyaçlarının da olduğunu görüp bunları nakdi yardımlara çevirir. Zamanla, mahalle bakkallarında veresiye defterlerini kapatmaya başlar. Türkiye’de belki de ilk defa askıda kırtasiye uygulamasını başlatır. Tüm bu yardımları yaparken ailelere, gönüllere temas eden Şahin, “Allah’ın melekleri” olarak tasvir ettiği engelli bireyi olan ailelerden de bigâne kalamaz. Herkesin bir engelli adayı olduğunu ifade eder.
Bu iyilik serüveninde unutamadığı birçok hadise yaşar. Bunlardan biri şöyle cereyan eder: Bir gün mesai çıkışı evine doğru giderken parkta su satan bedensel engelli yetim Ümit Çelik’i görür. Çelik’in tek hayalinin akülü sandalye almak olduğunu ve bunu su satarak gerçekleştirmeye çalıştığını öğrenir; önce ondan suları satın alır, sonra da hayırseverlerin desteği ile aldığı akülü sandalyeyi ona hediye eder. Ümit’in 22 yıldır hayalini kurduğu akülü sandalyeyi görünce yaşadığı sevinç karşısında gözyaşlarını tutamayan Şahin, dünyanın en büyük mutluluğunu o sandalyeyi verince yaşadığını ifade eder. Bu hadisenin ulusal basında ve sosyal mecralarda yer almasıyla beraber Polis Memuru Mustafa Şahin ismi âdeta akülü sandalye ile anılır hâle gelir. Şahin, bu haberden sonra binlerce hayırseverin kendisine ulaştığını söyler. Bu vesileyle günümüze kadar yaklaşık 63 bin engelli vatandaşımıza tekerlekli sandalye ve akülü sandalyeler hediye eder.
Hem çalıştığı kurumdan hem de devletin farklı mercilerinden öncülük ettiği “İyilik Ailesi” adına birçok ödülle taltif edilir.
Polis Memuru Şahin’in, ilk defa bizimle paylaştığı ibretlik bir olay da şöyle gerçekleşir: Yurt dışında yaşayan bir vatandaşımız torununu kaybeder, bu süreçten kızı ciddi manada etkilenir. Kızının teselli olması için Mustafa Şahin’den kızı adına çocuklara hayırda bulunmasını ister. İhtiyaç sahibi çocuğu olan aile aramaya başlayan Şahin, bir arkadaşı vesilesiyle Ankara’da, torunları olan bir nineye ulaşır. Arkadaşı, ihtiyaç sahibi ninenin kapısını çalınca nine gelenin kim olduğuna bakmadan ve hiç konuşmadan direkt eve buyur edip zeytinden başka bir şeyin olmadığı buzdolabına götürüp gösterir ve gözyaşlarına hâkim olamaz. Bu manzara karşısında arkadaşı nineye neden böyle yaptığını sorar. Nine ise birkaç gündür yiyecek bir şeylerinin olmadığını, olanları da torunlarına yedirip kendisinin oruç tuttuğunu, artık gücü tükenince yatsı namazından sonra “Ya Rabbi, sabredecek gücüm kalmadı, Hızır’ını gönder.” diye niyaz ettiğini söyler. Kapı çalınca da gelenin muhakkak duasına icabet için gelen kişi olduğuna inandığı için direkt buzdolabını göstermeye götürdüğünü söyler. Bu ibretlik hadise karşısında gözyaşlarını tutamazlar.
Yine başka bir ibretlik hadise ise şöyle cereyan eder: Her cuma günü, cuma namazını Hacı Bayram Veli Camii’nde kıldığı bilinen Şahin, yine bir cuma namazı için yola çıkar. Fakat her ne hikmetse bu cuma ayakları onu Taceddin Sultan Camii’ne doğru götürür. Bindiği minibüste para uzatırken yere düşen bozukluklar ona vakit kaybettirir. Normalde inmesi gereken yerden daha ileride, cuma ezanları eşliğinde inmek zorunda kalır. Bunun aslında kaderin planı olduğundan habersizdir. Tam indiği yerde eski bir sandalye üzerinde oturan engelli bir gence ve annesine denk gelir. Engelli kardeşimiz, rüyasında Ankara’da Hacı Bayram’da Mustafa Amca’sıyla buluşup kendisine tekerlekli sandalye hediye ettiğini gördüğünü söyler. Bu rüya sonucu annesi ve engelli kardeşimiz Sinop’tan kalkıp yol iz bilmeden bir umudun peşinde Ankara’ya gelirler. Mustafa Şahin, mutadı olduğu üzere ayaklarının kendisini neden Taceddin Sultan Camii’ne getirdiğini böylece idrak eder. Aradığı kişinin kendisi olduğunu söyleyince anne inanamaz, âdeta donup olduğu yerde kalakalır ve kimliğini göstermesini ister. Koca şehirde tamamen farklı bir noktada âdeta ilahi bir dokunuş onları cem etmiştir.
Mustafa Şahin, bugüne kadar yüz binlerce kişiye yardım elini uzatır. Türkiye geneli 33 binden fazla öğrenciye burs desteği sağlar. Bir yandan polis olarak görevini icra ederken artakalan vakitlerinde de hayır işlerinde koşturmaya devam eder.