Kızılkule (Alanya Kalesi)
Akdeniz’de Selçuklu’nun izi sürüldüğünde Alanya Kalesi surları arasından selamlarım yeryüzünü. Tarih boyunca farklı medeniyetlerden izler taşıyan ve uzunluğu altı buçuk kilometreyi bulan bu kaleye I. Alaeddin Keykubat’ın 1221 yılında Alanya’yı fethetmesiyle Selçuklu’nun kadim izleri nakşedildi. Akdeniz’in kızıl güneşi otuz üç metre yükseklikteki duvarlarıma vurduğunda Anadolu’nun kültürel zenginliğinin harcıma karışmış hareleri saçılır dört bir yana. Dışarıdan bakıldığında sadeliğin ihtişamının en güzel örneklerinden biriyim. Gösterişsiz kapımdan içeriye adım atıldığında ise dar koridorlarla askerî işlevimi vurgulayan yapımın heybeti, asırlardır düşmanlara gözdağı verir. Evliya Çelebi’nin “iki bin adam alacak kadar büyük ve sağlam” dediği gövdem, kızıl tuğlalardan ve taşlardan inşa edildi. Üst katımdaki sarnıç, Selçukluların mimarideki ileri düzeyini gözler önüne serer. Yanı başımda bulunan ve Alaeddin Keykubat’a “İki Denizin Sultanı” ünvanını kazandıran tersane, Selçuklu denizciliğinin gücünün ve zarafetinin en önemli yapılarından biridir. Akdeniz’in süsü begonvil çiçeklerinin süslediği kıyı boyunca denize doğru beş kemerli girişe sahip tersane, hem savunma hem de ticaret gemilerinin yapıldığı önemli bir merkezdir.